Kartal Karlıktepe mahallesinde bir arsa içinde bulunan yaklaşık 150 yıllık  dört çam ağacının  nakledilmesiyle ilgili bir Profesör “nakledilebilir” raporu vermiş.

 

Bu rapora istinaden de Kartal Belediyesi, buraya inşaat izni vermiş.

 

Önceki gün bununla ilgili bir haber yayımlamıştık. Bu hocanın verdiği raporu hiçbir profesör kabul etmiyor. Bu ağaçların taşınabilmesinin mümkün olmadığını söylüyorlar. Açıkça söyledikleri şu “ Bu ağaçları nakledecek teknoloji şu anda Türkiye’de yok. Bunu, bu raporu veren Profesör arkadaşımızda biliyor. Onun için bu ağaçların  başka bir yere nakli söz konusu değil. Bu ağaçlar yerinden söküldüğü anda kesinlikle ölür ” diyorlar.

 

En az beş altı profesörle görüştüm, hiç biri bunu kabul etmiyor, hatta bu raporu veren Profesörün hocası da kabul etmiyor şunu söylüyor  Prof. Doğan KantarcıDoğanay bey ya onları görmedi yada yanlış bilgi verdiler, Doğanay bey de öyle bir rapor yazmaz.  Bu işi yapmamak lazım ağaçlar kurur. O işi yaparlarsa mahkemelik olurlar, öyle Doğanay’ın raporuyla olmaz o iş, kurul kararı gerekiyor öyle bir kişinin raporuyla olur mu.. Doğanay benim öğrencimdi, onun için Doğan’ın böyle bir rapor vermesinde bir yerde kofluk var, Doğanay böyle bir rapor vermez.. Ayrıca da bir kurulun karar vermesi gerekir” diyor

 

 

Peki durum ortada iken Belediye neden buraya inşaat izni için bu kadar ısrar ediyor.!

 

İmardan sorumlu Başkan Yardımcısı Çiğdem Ertan, Park Bahçelerin bağlı olduğu Başkan Yardımcısı Gülseren Böyüktaş, neden bu duruma göz yumuyor.?

 

Gülseren hanım “benim olumsuz raporuma rağmen imar izni verildi” diyor.

 

Böyle bir şey olabilir mi, neden karşı çıkmıyorsunuz, neden çekiniyorsunuz kimden korkuyorsunuz.?  Siz neden “bizim olumsuz görüşümüz var buraya ruhsat veremezsiniz, ben buna izin vermem, bu raporu da kabul etmiyorum, bu bir çevre katliamıdır” demiyorsunuz. Benim kimseden korkum yok, diyorsanız sizi bir öneri, bu hakkınız da var. Yeni bir rapor isteyin.  Hadi görelim bakalım sonuç ne çıkacak. 

 

İmardan sorumlu Başkan Yardımcısı Çiğden Ertan, siz hangi vicdanla hangi hukuki alt yapıyla, Park Bahçelerin olumsuz görüşüne rağmen bu imar iznini veriyorsunuz. Vicdanınız rahat mı.? Siz kimden ve neden çekiniyorsunuz..

Böyüktaş’a yaptığım öneriyi size de yapıyorum “sizin de yeni bir rapor isteme hakkınız var, istediğiniz yerden isteyin bakılım sonuç ne olacak.

 

Bu mu sizlerin insandan yana çevreden yana belediyecilik anlayışınız..

 

Nasıl böyle bir katliama göz yumarsınız.

Eğer sizin o makamlarda birilerine sözünüz geçmiyorsa, yetkiniz yoksa lütfen o koltuklarda oturmayın..

 

 

Buradan tekrar söylüyorum, görüştüğüm bilim adamlarının tamamı şunu söylüyor “ bu ağaçların nakledilmesi mümkün değil, biz de böyle bir teknoloji yok. Vatandaş profesörün verdiği “taşınabilir” raporuna istinaden getirir “kato” yu, dayar kepçeyi söker başka bir yere nakleder, oldu mu oldu. Ama en fazla üç ay sonra ölür. Çünkü saç kılı inceliğinde kılcal damarlar var, bunlar bırakın kırılmayı havayla temas ettiklerinde yada en ufak bir sarsıntıda bile ölürler, bu öyle kolay bir iş değil, o teknolojide bizde yok” diyor.

 Bizim sözleşmeli imar müdürümüz de, ben verdiğim ruhsatın arkasındayım diyor. İlerleyen günlerde iki çift sözüm de imar müdürüne olacak..

 

 Bu olay gerçekleşirse bunun vebali büyük olur. Her kes bunun altında kalır. Benden söylemesi..

 

Yargıda da bunun hesabını verirsiniz.