Hükümetin yapacağı işler konusunda önceden haber uçuranlardan olan Abdulkadir Selvi Yeni Şafak’taki köşesinden yeni hükümeti ve Alevi açılımını yazdı. Selvi’nin yazdığına göre altı ay içerisinde Alevilerle ilgili reformlar getirilecek ve birçok sorun çözülecekmiş.
Tabi iki derdimiz bu ve benzeri kangren olmuş sorunların çözülmesidir. Alevi sorununun çözümünde belirli bir birikime sahip bir AKP Hükümeti bulunmaktadır. Bu ve benzeri sorunların çözümü zor değildir, niyete bağlı bir durumdur. Çözmek isterseniz zemin her zaman vardır.
Mesele bu sorunu nasıl çözmek istediğinizdedir. Selvi “Aleviler nasıl istiyorsa öyle çözülecek” diyor ve en çok tartışılan konu olan cemevleri ile ilgili yapılacakları sıralıyor; “Geleneksel irfan merkezleri ve cemevleri diye bir sistem getiriliyor. Alevilerin bir kısmı ise cemevlerine karşı çıkıyorlar. Ama cemevleri de bir gerçek. Hükümet bu konuda bir tarif ya da kısıtlama getirmek yerine tercihi Alevilere bırakıyor. İsteyen cemevi desin isteyen irfan ocakları kapsamında ocak desin.”
Çocukluğumdan beri Alevi dünyası içerisinde bu misyonla büyüdüm. Son 20 yıldır da Alevi örgütlenmesi içerisinde gezmediğim, görmediğim, tanımadığım Alevi topluluğu kalmadı. Hükümetin Alevi çalıştaylarından tutun uluslararası arenalardaki Alevilikle ilgili toplantılarda farklı Alevi temsiliyetleriyle bir araya geldim. Bunu niye mi söylüyorum çünkü burada yazılan düpedüz yalandır. Cemevine itiraz eden bir Alevi görmedim, duymadım, okumadım. Aleviliğin Cemevi merkezli bir yapılanmaya dönüştürülmesine karşı çıkanlar bulunmaktadır. Ben de bu yönde düşünüyorum ancak bu aynı şey değildir. Bunu düşünmek cemevlerini kabul etmemek anlamına gelmez.
Diğer taraftan da cemevlerini “irfan merkezi” diye tanımlayan bir Alevi’ye de rastlamadım. Eğer Abdulkadir Selvi kendisi gibi “Dönmüş, asimile olmuş” Alevilerden bahsediyorsa bunu bilemem. Ancak Sayın Selvi kusura bakmasın Alevilikle alakası kalmamış bu tür döneklerin Aleviler adına ahkam kesmesine de Aleviler müsaade etmez, bunların söylediklerine de “Aleviler böyle diyor” denilmez.
Hükümet ne yapıyor; Yıllardır bunu ezberledik, kendine uygun bir Alevilik ve Alevi oluşturmaya çalışıyor. Cemevi yerine irfan merkezi; İbadethane yerine, zikirhane- tarikathane;  dede, ana, pir, mürşit yerine, inanç rehberi gibi bir çok tanım ve içerikle oynayıp kendi Alevisi’ni yaratmaya çalışıyor.
Çözüm nedir? Çözüm demokratikleşmedir. Din merkezli bir yapılanma değil, dinlerin-  inançların sivil topluma bırakıldığı bir yapılanma esas alınmalıdır. İşte o zaman istediği yeri ibadethane olarak kabul eder, istediği ismi verir, istediği parayı öder, istemiyorsa, inanmıyorsa da bunların hiçbirini yapmaz.
Biz bunlara itiraz edince, Aleviliğin yüzyıllardır geleneksel yapısını ve işleyişini savunduğumuz zaman ise “marjinal Alevi”, “ateist Alevi” hatta “din düşmanı” falan ilan ediliyoruz. Oysa mesele Alevilikse esas bunlara avuç açan, Hükümetin bu tür önermelerini kabul eden Aleviliğin geleneksel işleyiş biçimini yok sayıp kafasına göre yeni değerler oluşturanlar, güce biat edenler, nemalanmayı fırsat olarak değerlendirenlerin Alevi inancıyla, yoluyla, erkanıyla bir alakaları olamaz.
Aşk ile