Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, Kartal eski Belediye Başkanlarından Mehmet Ali Büklü’nün mezarı başında düzenlenen anma programında, Büklü’ye ithafen yazdığı mektubu okudu.

Altınok mektubunda, İlçe Başkanı Kamer Gök’ün “Tüccar Belediyecilik” sözlerine gönderme yaparken, memleketçilik, mezhepçilik yapanlara da teslim olmayacağını söyledi.

 

İŞTE O MEKTUP

 “Sevgili Büklü Ağabeyim,

 Eskiden en güzel iletişim mektuptu ve insanlar hislerini kâğıda döker veya sesini duyarak anlatırdı. Bazen şarkı ve türkülere dökülürdü. Şimdi ise kısa kelimelerle, mesaj ile iletişim kuruluyor.

Ben sana mektup yazmak istedim. Siz demeyeceğim. Çünkü çok benzeşiyoruz, geçen süre bizi çok yakınlaştırdı birbirimize. Müsadenle SEN diyeceğim.

Bu yıl seni daha çok sevgiyle, saygıyla ve daha çok ANLAYARAK anıyorum.

Bu mektubu yarın akşamki anma toplantısında da okuyabilirdim. Ama senin huzurunda, sana söylemeyi tercih ettim.

Muhakkak ki yukarıda bizi izliyorsun. Seçime yaklaştığımız bu günlerde aşağıda değişen bir şey yok.

 Belediyecilik adına önemli işler yaptın. Ama makam, mevki, zaafiyetler; yüce Atamızın Nutuk’ta dediği ihanetler ve benzeri duygular bu dönemde de kaldığı yerden aynen devam ediyor.

 Sen ailene şerefli bir geçmiş bıraktın. Bir yerde duygularına yenildin. Ama çok önemli bir tecrübeyi ise bana bıraktın.

 Bu dönem senin dönemin gibi değil. Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları, laiklik vs. tehlike altında. İşte bu nedenle politikada olmam gerektiğini düşündüm.

 Memleketçilik ve mezhepçilik eksenli politikaya teslim olmamam gerektiğini biliyorum ve bu dönemde Cumhuriyetin kuruluş ve kurtuluşunun temel ilkesi ve direği partimden ayrılmayı asla düşünmüyorum.

 İlçe aynı, işçi aynı davranış reaksiyonlarındalar.

 O zaman sana nasıl davranıldıysa şimdi de bana yapmaya kalkıyorlar.

 Başkanına saldırana ‘aktivist’ diyen, TC’yi tabeladan kaldıran makamlara

siyah çelenk koymayı düşünmeyen, İl Başkanının zoruyla koyan ve fakat makamdan ‘bunu yaptığım için özür dilerim’ diyen yönetim nasıl olur da partimizi temsil eder?

 İlk gençliğinden bugüne kadar partinin temel ilkelerini yaşam felsefesi yapan birini – ki bu Belediye Başkanı – nasıl işbirlikçi diye kamuoyuna sunulmaya çalışılır? Sadece kendi Belediye Başkanı değil, partisinin diğer Belediye Başkanları da böyle değerlendirilir?

 Yüksek zamla yetinmeyip sendikalaşmanın önünü açan bir Belediye Başkanı nasıl olur da emek düşmanı ilan edilir?

 Mazide muktedirken bütün gücü ile çalışmış olanlara minnet hissi duymayan milletin ayakta kalması mümkün değildir. Bunu ben mi söylüyorum.

Hayır!

Yüce Atatürk söylüyor.

 Aramızdan ayrıldıktan sonra veya görevden ayrıldıktan sonra sana ve ailene öyle mi davranıldı? Hayır.

Nedeni basit.  

Mustafa Kemal’i anlamayan ve algılamayanlar sana öyle davrandı.

Ama sen rahat uyu, anlayanlar senin düşüncelerinin yanındadır ve her zaman aynı saygıyla sana geleceklerdir.  

 Asfalt fabrikasını kurarken, halk ekmek fabrikasını açarken, tüccar Belediye Başkanı olarak mı davrandın yoksa sosyal belediyecilik mi yaptın?

Bunu kim söylüyor?

O zaman yanında olan şimdi hayatta olup da yetkili makamda oturan söylüyor.

 Sevgili Ağabeyim, seni hiç anlamamışlar. HİÇ!!

 Ağabeyim, bu sene senin adına park açılışı yaptık.

Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu yaptı.

Senin döneminde görev yapan Belediye Başkanı arkadaşların da bizlerleydi. Çok mutlu oldular.

 Sanayi Caddesi’nin adı da Mehmet Ali Büklü olsun istedik ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi kabul etmedi.

İnşallah 30 Mart’tan sonra onu da yaparız.

 Eşin ve çocukların ve sevenlerin burada. Özlem ve sevgiyle söylenecek çok şey var ama burada beni en iyi anlayan kişi sensin.

Ne dediğimi anladın.

Sevgi, hasretle anarken rahat uyu!

DOSTLARIN YANINDA.”


Kaynak:Kent 34 Gazetesi