Son günlerde Kartal’ın gündemi oldukça yoğun, gerek belediye meclisindeki gelişmeler, gerekse belediye başkanının hurdacılar kooperatifinde başkanlık yaptığı dönemle ilgili ortaya atılan iddialar, gündemi meşgul etmeye devam ediyor.

 

       Hurdacılar Kooperatifindeki iddialarla ilgili konuyu, bir başka gündeme bırakırsak, “belediye meclisinin, belediye başkanına 2009-2010 ve 2012 yıllarında belediye başkanına verdiği yetkilerini iptal etmesi” hususunda önemli gördüğüm ve CHP’nin de dikkate alacağını düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.

 

       Meclis Belediye Başkanına verdiği yetkilerini yine kendisi iptal ederek geri aldı. Bu yetkiler verildiğinde de tartışmalara neden olmuştu. O zaman’da meclisin kendi yetkilerini belediye başkanına devretmesinin yasalara aykırı olduğu söylendi ancak, bu itirazlara  itibar edilmedi.

       Peki sonra ne oldu, muhalefet partisi bu yetkiyle yapılan bazı icraatlarla ilgili dava açtı. İdare Mahkemesi de yapılan bu uygulamayı iptal etti.  

       Mahkeme kararlarında “meclisin kendi yetkilerini belediye başkanına devretmeyeceği” açıkça belirtildi.

       Gerek 5393 sayılı belediye kanununda, gerekse diğer kanunlarda belediye başkanına genel manada yetki verilemeyeceği, meclisin ve encümenin kendi yetkilerini belediye başkanına devredemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Kanunda, yetki istenen her konunun ayrı ayrı meclise getirilerek yetki istenebileceği, meclisin geniş kapsamlı bir yetkiyi belediye başkanına vermesinin hukuka aykırı olduğu” belirtilmektedir.

       

Yönetimdeki Avukatların tutumu..!

Belediye Başkanı’nın verilen bu yetkilerle, yaptığı bir kısım icraatlar, mahkeme tarafından iptal edilmesine rağmen ve mahkemenin açıkça “meclisin yetkilerini genel anlamda belediye başkanına veremeyeceği” yönünde kararları bulunmasına rağmen, nasıl oluyor da ilçe yönetiminde bulunan Avukatlar bu olaya suskun kalıyorlar..

 

Belediye Başkanı,  meclisin iptal ettiği kararını yeniden görüşülmek üzere, tekrar meclise gönderdi. Ekim ayı meclis toplantısında bu konu yeniden mecliste görüşülecek.       

 

Belediye Başkanının, kanunlara ve mahkeme kararlarına rağmen bu konuda ısrar etmesini anlayabiliyorum ancak, İlçe yönetiminde görev yapan Avukatların tutumunu anlamakta zorlanıyorum.

 

Bildiğim kadarıyla, İlçe Başkanıyla birlikte yönetimde üç tane Avukat bulunmaktadır. Peki, bir Avukat mahkeme kararını yok sayabilir mi.? Görmezden gelebilir mi.?

 

Benim merak ettiğim, bunca olay yaşanıyor, yönetimde görevli Avukatlardan hiçbir ses çıkmıyor. Bir hukukçu böylesi bir duruma sessiz kalabilir mi.?

 

Ortada mahkeme kararları var, çıkıp şunu söylemiyorlar “bu olayla ilgili mahkeme kararları var, bu konuda grup kararı alınamaz, mahkeme kararına rağmen meclis üyelerini kanunlara aykırı karar almaya zorlayamayız, grup kararı yasaların üzerinde değildir” demiyor.

“Bu mesleki açıdan da bir zorunluluktur” demiyor. Peki bir hukukçu bu günlerde konuşmayacak, görüş bildirmeyecek te ne zaman konuşacak.?

Hukuk, siyasi tercihlere yem edilebilir mi.? Hukuk, birilerinin kişisel egoları için feda edilebilir mi.? Edilemez. Aslında her kes kendi görevini objektif bir şekilde yapmaya gayret etse, bu tür sıkıntılar kolaylıkla aşılır.!