Baykal: CHP kimliğinden vazgeçmemeli

 

Deniz Baykal: Halk ona buna yaranmadan net tavır koyan CHP görmek istiyor

Kübra PAR / HABERTÜRK - MHP ve CHP'nin çatı aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önermesi CHP içinde farklı seslerin yükselmesine neden oldu ama bu şaşırtıcı bir durum değil. CHP'nin bir süredir ulusalcılar ve yenilikçiler olarak iki kanada ayrıldığını, bu ayrılığın zaman zaman "parti dağılacak mı?" tartışmalarına kadar vardığını biliyoruz. Deniz Baykal, sohbetimizin dünkü bölümünde Cumhurbaşkanlığı seçimine nasıl baktığını anlatmıştı. Bugünse CHP'yi nasıl bir gelecek beklediğini konuştuk...

CHP içinde ulusalcı ve yenilikçi iki kanat oluştu. Her konuda farklı bir ses çıkıyor. Bundan sonra hangi kanat ağır basar?

Yenilikçi, değişimci, ulusalcı anlayışların tümü CHP düşüncesinin birer parçası... Partiyi o anlayışların herhangi birine indirgemek ya da ayrışma, çatışma beklemek büyük haksızlık...

Çok itidalli konuşuyorsunuz! "CHP, Deniz Baykal çizgisinden uzaklaşıp yeni bir çizgiye oturuyor" derken şimdi siz parti içindeki farklı kanatları bir arada tutan dengeleyici bir rol mü üstlendiniz?

Ben partinin bütünlüğünün gerektirdiği her girişimi yapmakla kendimi yükümlü sayıyorum. Bu doğrultuda bir ihtiyaç hissettiğimde de düşüncelerimi ifade ediyorum. Değişik anlayışlara öncelik veren arkadaşlarımı da anlıyorum. Bu görüşlerin hepsine ihtiyacımız var. Değişimci yenilikçi arkadaşlar olmadan CHP olmaz. Hepsi CHP içinden çıkıyor. Ulusalcıların yenilikçilere, yenilikçilerin de ulusalcılara ihtiyacı var.

CHP bundan sonra nasıl bir yolda ilerler?

Nasıl bir yolda ilerler doğrusu bilemem, ama nasıl bir yolda ilerlemesi gerektiğini söyleyebilirim. "Türkiye Modeli" aslında bir CHP projesidir. Bu proje uygulanırken elbette çok acılar birikmiş, haksızlıklar yapılmış, üzüntüler yaşanmış... Fakat bütün bunlar tarihimizi suçlamamıza kendi tarihimizden utanmamıza yol açmamalı. 64 yıldır demokrasi maalesef kurulamadı, şimdi din-siyaset ve etnik ayrımcılık gerilimini doğru dengeler içinde aşıp Cumhuriyeti demokrasiyle bütünleştirmek zorundayız. Bunun için kendi ilkelerimize değerlerimize güvenmemiz ve kimseye yaranma-benzeme ihtiyacı içinde olmadan inandırıcı güven verici kalabilmeliyiz.

Kaygılı mısınız?

Kaygılı değilim. CHP'nin bilincine ve sağduyusuna güveniyorum.

CHP bölünür mü?

Bölünme genelde bir sonuçtur. Demokratik bir değerlendirme ve tartışma ortamı parti içinde açık tutulur, yetkili organlar kurultay sürecini işletirlerse hiçbir şey olmaz. En büyük yanlış tartışmayı engelleme, dayatma ve parti içi süreçleri tıkamaktır.

Partinin bölüneceğine dair kaygılar tamamen yersiz mi yani?

Ayrışmayı gerektirecek bir durum yok ortada. CHP'nin bütünlüğü, etkinliği ve bir dayanak noktası olarak varlığını sürdürmesi Türkiye'nin çizgisi açısından büyük önem taşıyor. CHP'nin değerlerine sahip çıkması CHP'li olmayan vatandaşların istikrarı ve huzuru bakımından çok önemli. Biz tereddüde düşersek bu Türkiye'nin istikrarına ağır darbe vurur.

"CHP'NİN KİMLİĞİNDEN VAZGEÇMESİ TÜRKİYE İÇİN TEHLİKELİ OLUR"

Türk siyasi tarihinde kanlı bıçaklı olan solcular ve milliyetçiler şimdi ortak noktada birleşebiliyor. CHP, MHP'li birini aday gösterebiliyor ya da iki parti ortak aday çıkarabiliyor. Sağ mı sollaştı, sol mu sağlaştı? Türkiye'de sol ve sosyal demokrasi nereye gidiyor?

Türkiye siyaseti maalesef yapay etkilerle bugünkü tabloya sürüklendi. AKP egemen parti konumunda ama bunun altında baraj gibi yapay destekler var. Türkiye'de siyasi temsiliyet olanakları artsa nasıl bir tablo ortaya çıkar bilmiyoruz. Cumhuriyetçilikten sosyal demokratlığa doğru evrimleşen bir CHP var ama CHP'nin kimliğinden vazgeçmesi diğer partileri çok tehlikeli biçimde etkiler. CHP varlığıyla mezhep çatışması ya da rejim değişikliği gibi tehlikelere karşı Türkiye'nin belli bir yörüngede devam etmesine katkıda bulunuyor. Yeter ki bu mirası bir ayak bağı gibi kabul etmeyelim, demokrasiyle ve inançlarla ters düştüğünü iddia eden kampanyalara teslim olmayalım ve sahiplenelim, kendimizi bir samimiyet sorgulamasına sürükletmeyelim...

Son dönemde atılan adımlar CHP seçmeni gözünde bir samimiyet sorunu mu yarattı? Örneğin Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı...

İddialı bir değerlendirmeye gerek yok ama dikkatli olmamızı gerektiren olaylar var. Cumhurbaşkanlığı konusu kurnazlıkla ele alınacak bir konu değildir. Türkiye'nin gerçek bir siyasete ve siyasete saygı duyan siyaset adamlarına ihtiyacı var. Herkes aynı fikirleri paylaşmak zorunda değil, ama anlamlı bir siyasi tartışma demokrasinin özünü oluşturur. Elbette siyaset yapmak inandığımız değerleri kararlılıkla ve sabırla topluma anlatmaya çalışmak demektir. Polemik yapmamak siyasal tavır takınmaktan vazgeçmenin bahanesi olamaz.

"HALK, KOMPLEKSE GİRMEDEN, ONA BUNA YARANMAYA ÇALIŞMADAN NET BİR ŞEKİLDE TAVIR KOYAN BİR CHP GÖRMEK İSTİYOR"

Peki, CHP'nin yüzde 25-27 bandına sıkışıp kalmış seçim performansı ve sürekli muhalefette kalacak bir parti izlenimi vermesini nereye koyacağız?

Bunlar rahatlıkla aşılabilecek sorunlar. 2010 başında yüzde 29'a yaklaşmıştık. Kılıçdaroğlu'nun gelişiyle yüzde 32-33'lere yükseldik. 4 yılda ne oldu da geriledik, onu aramızda konuşacağız. Halk güvenilir ve gerçekten demokratik, ulusal kimliği ve barışı sahiplenen, insan haklarına değer veren, inançlara saygı gösteren ama kendi kimliğini hiç eziklik duymadan ifade eden, komplekse girmeden, ona buna yaranmaya çalışmadan net bir şekilde tavır koyan bir CHP görmek istiyor.

EVREN VE ŞAHİNKAYA'YA MÜEBBET KARARI: YARGILAMA SİYASİ ŞOV, 12 EYLÜL'LE HESAPLAŞMA YAPILAMADI

12 Eylül tam bir darbe örneğidir. Türkiye'deki nefret ve acı birikimine en büyük katkıyı yapan muazzam bir travmadır. Buna rağmen 12 Eylül ile ciddi bir hesaplaşma yapılmadı. Bu yargılamalar siyasi bir şov olarak yapıldı. Hukuki olarak tartışmaya açık, Yargıtay'dan dönebilir. Hastanede yatalak olan iki kişiye mahkûmiyet kararı vererek vicdanlarımızı rahatlatmış olduklarını düşündüler. Yine de böyle bir karar çıkması memnuniyet verici.

"BALYOZ TAHLİYELERİ SİYASAL KURGUNUN PARÇASI"

Balyoz ve Ergenekon hukuki bir kaygıyla değil siyasi bir kurguyla başlatıldı, yürütüldü ve sonuçlandı. Tahliyeler de bu kurgunun bir parçası. AYM'nin bu kararına saygı duyuyorum ama bu konjonktür olmasaydı yine aynı kararı verebilir miydi acaba? Bu davalara başlangıçta kamuoyu da destek verdi fakat zamanla siyasal kurgudan ibaret olduğunu anladılar. En başında bu davaların siyasal bir kurgu olduğunu söylemiş, "Ben bu davanın avukatıyım" demiştim ama beni darbecilikle ve Ergenekonculukla suçlamışlardı. Şimdi o koro dağıldı. Her şeye rağmen bu kararlar karşısında derin bir memnuniyet duyuyorum.

ASKERİ VESAYET KALKTI ARGÜMANI: Türkiye bu davalarla darbe tehlikesini bertaraf etmiş değildir, darbe tehlikesi bertaraf edildiği için bu davalar açılmıştır. Öncesinde darbe girişimleri vardı, denendi ama yapılamadı. Bu darbeler bir hesap sormaydı fakat tamamen hukuksuzdu.

MUSUL VE IŞİD KRİZİ: Irak krizinin altında ABD'nin müdahalesi yatıyor. Türkiye'nin bu işe bulaşmasını 1 Mart tezkeresini reddederek engellemiştik. Hillary Clinton "Zor Seçim" diye bir kitap çıkardı. O kitapta diyor ki "Bütün siyasi hayatım boyunca vicdanımı en çok rahatsız eden olay, Irak müdahalesine 'Evet' oyu vermiş olmaktır." Terörle mücade edeceğiz diye geldiler ama sonuçta terör çığrından çıktı. Mezhep savaşı had safhaya ulaştı. Türkiye'yi bunun dışında tutmak zorundayız.

KAÇIRILAN TÜRKLER: IŞİD, AKP iktidarının uzun süre dostuydu. Ona güvendiler ama şimdi Batı güçlerinin Ortadoğu'ya müdahalesine karşılık o insanlar rehine olarak tutuluyor. Maalesef bizimkiler artık Ortadoğu'yu yönetme şansını kaybettiler. Vahim hatalar yaptılar. Türkiye, Esad'ı devirmek için işin içine bu kadar hırsla girip sınırları açmamış olsaydı IŞİD krizi bu noktaya gelmezdi. İstikrarın bölgede bir barış kuşağı yaratacağını unutmamak lazım...

"KIŞ UYKUSU"NU SEYREDECEĞİM: Şu sıralar Thomas Piketty'nin tüm dünyada tartışma yaratan "Capital" adlı kitabını okuyorum. İlk fırsatta Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu filmine gideceğim. Ama film çok uzunmuş, sandviçlerimizi alıp seyredeceğiz artık!