Aziz Kocaoğlu, Fuar İzmir'i ve yaklaşan seçimleri değerlendirdi.

 

KÜBRA PAR / HT GAZETE - 7 Haziran’daki genel seçim yaklaşırken, siyaset gündemi giderek gerginleşiyor. Ama bu ‘elektrikli’ ortamda, ülkede güzel şeyler de olmuyor değil. Geçen çarşamba İzmir’de, Türkiye’nin en büyük fuar alanı açıldı. Ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu bulmuşken, İzmirlilere atfedilen ulusalcı-milliyetçi damarı ve çok tartışılan çözüm sürecine yaklaşımlarını konuşmamak olmazdı. Başkan’a “Bu şehrin muhafazakârlara ve Kürtlere karşı alerjisi var mı?” diye sordum. İtiraz etti ve ekledi: “Sanılanın aksine İzmir’de milliyetçi ya da Kemalist baskı yok. İzmir halkı herkesi içine alıp, kimseyi ötekileştirmeden yaşamı paylaşır. Atatürkçü olmak başkalarının yaşam biçimine karşı olmak değildir.”

 

İzmir halkı hoşgörülü olarak bilinir, ama laiklik söz konusu olduğunda bu şehirde bir tür muhafazakârlık var sanki. Ulusalcı ve milliyetçi damarın fazla ağır basmasının fena bir tarafı da yok mu?

 

Aslında İzmir’in ulusalcı, milliyetçi damarı diğer illerden daha esnektir. İzmir’de Türkiye’nin her bölgesinden insan var ve gayet rahat bir arada yaşıyorlar. Geçmişte yaşanan bir olaydan dolayı buraya “Faşist İzmir” denildiği oldu, ama böyle bir şey yok.

 

Ama İzmirliler, dindarlar ve Kürtler konusunda pek de toleranslı değiller sanki...

İzmir, her türlü inanca ve etnik kökene en saygılı ildir. Burada herhangi bir Kürt vatandaşımızın tacize ya da hakarete maruz kaldığını duydunuz mu? İzmir herkesi içine alıp kimseyi ötekileştirmeden yaşamı paylaşır. Halkı, kadınıyla erkeğiyle sokağa çıkmayı sever ve hayatın içindedir.

 

Kemalist mahalle baskısı yok mu yani?

Atatürkçü olmak ayrı bir şey... Evet Atatürkçüyüz ama Atatürkçülük insanların yaşam biçimine karşı olmak değildir ki. Tam tersine... Esas ayrımcılığı mezhep ve etnik köken üzerinden siyaset yürütenler yapıyor. İzmir’de böyle bir şey yok. O sadece İstanbul’dan buraya bakıldığında oluşan bir algı.

Ama Kürt meselesi konusunda en alerjik şehrin İzmir olduğu söylenir...

Hayır. İzmir en çok yakın çevresinden ve Güneydoğu’dan göç alıyor. Kürtler ve Türkler burada ayrımcılık olmadan yaşıyor. Sanılanın aksine İzmir’de Türk milliyetçiliği diye bir şey yok.

 

‘HDP BARAJI AŞAR’

“HDP’nin barajı aşacağını düşünüyorum” demişsiniz...

Evet, kıl payı da olsa aşacağını düşünüyorum. Bence HDP mutlaka parlamentoda bulunmalı. Bütün partiler elini taşın altına koyarsa çözüme ulaşılacağını düşünüyorum.

Ama HDP’nin barajı aşabilmesi için CHP’den oy çalması gerekecek.

Bence AKP’den oy çalması gerekecek. Güneydoğu’da güçlü iki parti var, AKP ve HDP. Oradaki siyaset buraya yansıdığında oylar AKP’den gider.

Çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz?

Tüm toplumun hassasiyetleri noktasında çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun da yeri parlamentodur. Egemen güçlerin kendi menfaatleri doğrultusunda aradıkları çözüm, bizim gerçek barışımız olamaz.

 

Güneydoğu’da bir ilin başkanlığı için aday olsanız, hangi sloganı seçerdiniz?

“Yerelde kalkınma...” En iyi bildiğim ve başardığım iş! (Gülüyor)

400 milyon liraya mal olan Fuar İzmir’in, şehrin fuar ekonomisini 5 kat büyütmesi bekleniyor. Üstelik Fuar İzmir’in maliyetini öz kaynaklarından karşılayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu önemli proje için tek kuruş borçlanmadı.

 

‘TÜRKİYE’DE MİLLİ GELİR 10 BİN $, İZMİR’DE 19 BİN’

İzmir’de içinize sinmeyen bir şey yok mu?

Gelişmişlik düzeyi beni tatmin etmiyor. Türkiye’nin tek başına milli geliri kişi başına 10 bin dolar, İzmir’de 19 bin dolar. Bu büyüme trendiyle İzmir’de milli geliri 30 bin dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Eksiklerimiz elbette var. Kongre merkezi ve şov merkezimiz yok. Kentsel dönüşümü de uzlaşıp başlatamadık henüz. Gecekondular var. Kimseyi mağdur etmeden yapmaya çalışıyoruz. Rant peşinde değiliz. Kente yatırımcı çekmemiz ve İzmir’dekileri de heveslendirmemiz gerekiyor. İzmir’in daha yaşanılabilir bir kent olması için raylı sistemin artması, ulaşımın rahatlaması, suyun, havanın, toprağın kalitesinin artması, körfezin tekrar yüzülebilir hale gelmesi gerekiyor. Kültür sanat altyapımız eksikti. Türkiye’nin en nitelikli salonu olan Ahmet Adnan Saygun’u yaptık. Şimdi bir de opera binası yapıyoruz. Tarihi mekânları ön plana çıkarmak için Agora, Roma Antik Tiyatrosu ve Kadifekale’deki tarihi binaları restore edeceğiz. Bütün bunlar için karşılıksız 350 milyon lira para harcadık.

İzmirliler yaptığınız toplu ulaşım düzenlemesinden çok şikâyetçi...

Aktarmalı sistem büyük kentlerin zorunlu olarak yapması gereken bir çalışma. Otobüsleri raylı sisteme entegre ettik. Raylı sistem güzergâhına bir de otobüs koyarsak yığılma oluyor, trafik tıkanıyor, kimse gideceği yere gidemiyor.

Ama pek çok güzergâhta tek otobüsle gidilecek yolu üç vasıtaya çıkarmışsınız.

İnsanlar inip-binmek istemiyor. Bu bir alışkanlık ve insanları alışkanlıklarından vazgeçirmek çok zor. İndi-bindi olmazsa, şehrin her yerinden otobüs geçirmek zorunda kalırız. Bu da trafiği tıkar.

 

‘YENİ FUAR ALANI CİROYU 5’E KATLAYACAK’

Fuar İzmir’i birkaç gün önce açtınız. İzmir’e neden yeni bir fuar alanı gerekti?

Eski fuar alanı olan Kültür Park kentin merkezinde kaldığı için orada fuar yapmak çok zorlaştı. İhtisas fuarları artık boyut değiştirdi. Örneğin şu anki mermer fuarı için Fuar İzmir’e 3 gün içinde 700 civarında TIR ve 800 civarında 15 ila 40 bin ton ağırlığında mermer bloklar girdi. Bu ölçekte bir fuarı şehir merkezinde yapamazdık. Kültür Park’taki kapalı fuar alanı 23 bin 500 metrekareydi, buranın teşhir alanları ise 100 bin metrekare, yani 5 katı. Toplamda 240 bin metrekare ile Türkiye’nin en büyük fuar alanını inşa ettik. Dünyanın da sayılı fuarları arasında.

İzmir’in ekonomisine ne faydası olacak?

Fuarcılık İzmir’in geleneği... Başlangıcını 1. İktisat Kongresi sayıyoruz. Senede irili ufaklı 30 fuar yapıyoruz. Mermer, gelinlik, zeytinyağı, ayakkabı... Bu adımımız, İzmir fuarcılığını ulusal boyuttan uluslararası boyuta taşımış oldu. Sadece mermer fuarı, hizmet sektörüne 150- 200 milyon lira civarında ciro bırakacak. Yıl içindeki diğer fuarlarla birlikte her sene İzmir ve çevresine 600-700 milyon lira civarında para kalıyordu, yeni alanımızla bunu 5 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Şu anda bırakın İzmir’i; Çeşme, Kuşadası, Gümüldür, Özdere ve Manisa’daki otellerde bile yer yok.