Grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendiren Demirtaş KCK operasyonlarının Bakanlar Kurulu’nda planlandığını söyledi.

 


Hrant Dink davasının karar günü olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Demirtaş, “Yakın tarihin bu kadar alenen işlenmiş ve alenen üstünün örtülmeye çalışıldığı siyasi bir cinayet yoktur. Dink davası hem dava sürecinde hem soruşturma sürecinde Türkiye’de adaletin nasıl yönlendirildiğini somut olarak gösteren ciddi bir davadır. O davada Dink’i katledenler yargılanıyorlar, ama işin perde arkası ve cinayetin arkasındaki siyasi irade ortaya çıkarılmadı. AKP sürekli bunun arkasında durdu, o zihniyet, o yapı ortaya çıkmasın diye koruyup kolladı. Emniyet müdürünü vali, valiyi önce müsteşar, sonra milletvekili yaptı, ödüllendirdi. Dink davası, Hrant’In dostları bitti diyene kadar bitmeyecek bir davadır. Tetikçiler ceza alsa da arkasındaki kirli odaklar ortaya çıkmadıkça hiç kimse bitmiş dememelidir” dedi. Demirtaş, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için de hem ailesi ve yakınları hem de Kıbrıs halkı için “başsağlığı” dileğinde bulundu.

-“KCK OPERASYONLARI BAKANLAR KURULU’NDA PLANLANIYOR”-

“Siyasi soykırım operasyonu” olarak nitelendirdiği son KCK operasyonunu değerlendiren Demirtaş, bu operasyonların hukuk ve yargı operasyonları olmadığını ileri sürdü. Bu davaların mahkemelerde değil Bakanlar Kurulu’nda planlanıp hayata geçirildiğini ileri süren Demirtaş, “Dün arkadaşlarımızın tutuklanmasının kararı da o yargıç tarafından verilmemiştir, Ankara’da güvenlik toplantısında verilmiş, kimlerin tutuklanacağı, gözaltına alınacağı kararlaştırılmış, AKP’nin polisi sadece hayata geçirmiştir. Derin yapılarla mücadele ediyoruz gibi safsatalara AKP çevresi inanabilir ama biz, AKP’yi tanıyanları asla inandıramazlar” dedi.

-“ZANA’NIN EVİNE BASKINDA HATA YOK SİYASİ MESAJ VAR”-


Savcıların “hukuku yerine getiriyorum” diye suç işleyen konuma düştüklerini iddia eden Demirtaş, dokunulmazlığı olan Leyla Zana’nın evinin basılmasını eleştirdi. “Biz o evin ona ait olduğunu bilmiyorduk” açıklamalarını gerçekçi bulmayan Demirtaş, “Bu mesajı anlamayacak değiliz, bu mesajı aldık da bu mesaja boyun eğmiyoruz, bunları bu kadar çıldırtan, pervasızlaştıran da budur” dedi. Hayatını kaybeden DTP eski milletvekili Orhan Doğan’ın evinin basılmasına da “Bu da mı yanlış basıldı” diye tepki gösteren Demirtaş, “Mesaj net, ölmüş de olsanız, eski vekil de, kadın da, çocuk da olsanız biz faşizmden geri durmayacağız mesajıdır” dedi. Basılan evin Zana’nın Ankara’da oturduğu evi olduğunu, kıvırmaya gerek olmadığını ileri süren Demirtaş, “Ortada hata yoktur, siyasi mesaj vermek açısından yürütülen operasyondur” dedi.

-TUTUKLU VEKİLE SORULAN TEK SORU-


Demirtaş son yapılan KCK operasyonunda DEHAP eski Başkanı Tuncer Bakırhan ve eski milletvekili Fatma Kurtulan’ın tutuklanmasına da tepki gösterdi. BDP’nin yöneticileri olan bu isimlere poliste sadece “İmralı görüşme notlarının size maille gönderildiği anlaşılmıştır, okuyan şahsın siz olduğu tespit edilmiştir, görüşme notlarını okumanızın nedeni nedir” diye sorulduğunu ileri süren Demirtaş şunları söyledi:

“İşte KCK operasyonları, işte derin yapılanmayı ortaya çıkaran müthiş başarı. Dün tutuklanan 30 arkadaşımızın tamamına sorulan soru bu, tutuklama nedenleri bu. Ben bu ülkede savcı olsam şu soruyu sorarım. İmralı görüşme notlarını okudun mu? Okumadıysa onun siyasetçiliğinden şüphelenirim, tutuklatırım, ‘bu sahte siyasetçi’ derim. Siz Kürt sorunuyla bu kadar yakından ilgileneceksiniz, İmralı’da ne söylenmiş ilgilenmeyeceksiniz. Başbakan bunu okuyor, vekiller okuyor, MİT, vali okuyor ama BDP’li okuyamaz, okuyunca tutuklanma gerekçesi olur, suç olur. Bizden önce okuyorlar, aynı saatte Başbakanın önüne gidiyor İmralı görüşme notları. Ve onları okumadan asla Kürt sorunuyla ilgili strateji taktik belirlemiyorlar, BDP niye okumayacakmış.”

-“4 SAATLİK HERON GÖRÜNTÜSÜNÜ 432 SAATTİR İZLEYEMEDİLER”-


Roboski’de 34 kişiyi savaş uçaklarıyla parçalayıp tek kişiyi tutuklamayan devletin, sadece Kaymakam’a saldırdığı iddia edilen 5 kişiyi tutuklayıp 70 kişi de aynı gerekçeyle aradığını ileri süren Demirtaş, “İşte AKP’nin yarattığı faşizan zihniyet ve adalet anlayışı bu noktaya gelmiş durumda” dedi. Başbakan Erdoğan’ın Uludere’deki olay sonrası 4 saatlik Heron görüntülerinin ellerinde olduğu ve inceleyecekleri sözlerini hatırlatan Demirtaş, bu sözlerin üzerinden 432 saat geçtiğini belirterek, “108 defa yeniden bu görüntüleri izleyebilirlerdi. Ama çıt yok. 432 saattir bu görüntüyü izleyememişler ya da izlemişler de açıklayamıyorlar” dedi.

Emir komuta zinciri içinde 432 saattir kimin suçlu olduğu bulunamazken Tuncer Bakırhan’ın tek bir soruyla tutuklanmasını eleştiren Demirtaş, "Çocukları bombalarla parçalayanları niye bulamıyorsunuz? AKP’nin yarattığı devlet bu. Bizim açımızdan bu nedenle 12 Eylül’den, Kenan Evren’den farkı yok” değerlendirmesinde bulundu.

-“KÜRTLERİ DAĞA BİZ DEĞİL BUNLAR GÖNDERİYOR”-


Bu ülkede Kürtlere adalet, yargı değil bomba, katliam, zindan, tutuklama olduğunu savunan Demirtaş, “Bu nedenle Kürtler niye dağa çıkıyor diye sormayın. Biz kimseyi dağa göndermiyoruz, bunlar gönderiyorlar. Bunlar bu savaşı büyütüyor” dedi.

Konuşması sırasında çeşitli nedenlerle hayatını kaybeden Ceylan Önkol, İbrahim Halil Oruç, Aydın Erdem gibi çocuk ve gençlerin fotoğraflarını göstererek Demirtaş, bunları öldürenler için soruşturma bile açılmadığını anlatan Demirtaş, “İşte Kürt’e adalet bu. İbrahim Halil Oruç mezarda, Fatma Kurtulan cezaevinde” dedi.
JİTEM’in Diyarbakır merkezi olduğu iddia edilen eski cezaevinde çıkan kafataslarını hatırlatan Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın “Bizim dönemimizde faili meçhul yok” sözlerinin doğruyu yansıtmadığını yüzlerce kişinin ismini verebileceklerini söyledi.

-“KÜRDİSTAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNACAĞIZ”-

Kürtlere düşman muamelesi yapıldığını, düşman hukuku uygulandığını ileri süren Demirtaş, “Kürt’e adalet yoksa Kürt’e düşen tek şey direnmektir” dedi. AKP faşizmine geçit vermeyeceklerini ifade eden Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Anadilde eğitim istiyoruz, bütün halkların kimliğiyle yaşamasını istiyoruz, kazanacağız, geri adım atmayacağız, korkmadan yılmadan mücadelemizi sürdüreceğiz Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir parçası olan Kürdistan’ın da ismiyle cismiyle özgürlüğünü savunacağız. Yasakladığınız, istemediğiniz her şeyi savunmaya devam edeceğiz. Sizin yasaklamalarınıza rağmen taleplerimizi savunmaya devam edeceğiz. Bu ülke özgür olacak. Kürdü Türkü ile birlikte yaşayacağız. Bunların faşizmine rağmen bizim direnişimizle, bizim tutumumuzla olacak bu. Bedeli neyse, bundan daha mı ağır olur, kendileri bilir. Tek bir adım atan bizim için namerttir.”

Kimsenin dilini yasaklamadıklarını “bu topraklar özgür olsun” diye Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana canını katmış bir halkın haklarını geri istediklerini savunan Demirtaş, Kürtlerin terörist muamelesi görmesinin AKP’nin ırkçı yaklaşımı olduğunu ileri sürdü.

-“AKP ANONİM ORTAKLIKTIR”-


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bütçe konuşmalarında Kürtlerin hakları ile ilgili sözlerinden sonra Genelkurmay Başkanının Kürtçeyle ilgili açıklamalarına karşı bir söz söylemediğini belirten Demirtaş, hakkında “görevin olmayan şeye karışma” dediği için suç duyurusunda bulunulmasını eleştirdi. Demirtaş, “Bunların vesayet, yeni anayasa anlayışları bu. AKP kendine demokrat. Türkiye’nin en büyük partisi değil Türkiye’nin en büyük anonim şirketidir AKP. Nasıl şirketler kar payına dayanıyorsa AKP öyledir. O kardan beslenenler beslendiği sürece o şirkette kalır. Ama bu şirket iflas edecek. O kar payı sıkıntıya girdiği anda çil yavrusu gibi dağılacaklar. İdeolojik bir perspektifleri yok, o şirketin genel müdürlüğünü yapan şahsiyetin her gün hakaretlerini tehditlerini dinlemeyle karşı karşıyayız. Bizim işimiz o yüzden zor, karşımızda siyasetçi yok, tüccar var. Böyle bir zihniyetle demokratik çözüm mümkün mü? Zor olacak, bedelini biz ödeyeceğiz siyasetçiler olarak, bu ülkeye özgürlüğü biz getireceğiz” dedi.

Demokratik muhalefeti işbirliği yapmaya çağıran Demirtaş, “Bu dönem vicdanının sesini dinlemeyen başka zaman dinlemesin, gerek kalmayacak” dedi