Hükümet, özellikle 17-25 Aralığı baz alarak FETÖ ile mücadele de bir takım tedbirler

almaya başladı.

17-25 Aralıktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı toplantılarda Paralel Yapı ile mücadele konusunda belediye başkanlarına ve kamu kurumlarına yönelik uyarılarda bulunup önemli mesajlar vermişti.

Erdoğan, Başbakanlığı döneminde yaptığı konuşmalarda Paralel Yapının özellikle Büyükşehir Belediyeleri’nde üstlendiğinin altını çizerek, bu konuda cesur davranılması gerektiğini, Paralel Yapı’nın değişik ad ve organizasyonlarla belediyelerde üstlenmek istediğini, buna kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini anlatttı ve  bu yapılanmayla mücadelede belediyelere her türlü desteği verileceğini söylemişti.!

Söyledi de ne oldu? Söylediği ile kaldı.!

“Her kes” bildiğini okudu.

Her kesin bildiğini okuduğu, Cumhurbaşkanı ve Hükümet yetkililerinin söylediklerinin kaale alınmadığı,  15 Temmuz Darbe girişimiyle net bir şekilde ortaya çıktı.

Darbe girişiminden sonra hükümet, Kanun Hükmünde Kararnamelerle TSK, Yargı, MİT, Emniyet, Üniversite, medya, İş dünyası dahil tüm kurumlara operasyon düzenledi.

Kurumlara kayyum atandı, yöneticileri gözünün yaşına bakmadan cezaevine atıldı. Binlerce kişiye işten el çektirildi, binlerce kişi tutuklandı, bu durum hala da devam ediyor.

Kimsenin itirazı yok. Özgürlüklere, insan haklarına, düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğüne dikkat edildiği sürece, olay cadı avına dönüştürülmedikçe,  yapılması gereken ne varsa yapılsın.!

Ancak, Cumhurbaşkanı bu  yapının özellikle belediyelerde üstlenmek istediğini söylediği halde, bu konudaki mücadele de belediyelere her türlü desteğin verileceğini açıklamasına rağmen, belediyelerde bazı çalışanlara el çektirlirken, Belediye Başkanları, Genel Sekreter, Başkan Yardımcıları’na dokunulmaması, bu güne kadar sessiz kalınması kamuoyunda da ciddi rahatsızlık yarattığı gibi, kamu vicdanını da yaralamaktadır.

Çünkü, bazı siyasiler ve belediyelerle ilgili de ciddi iddialar bulunmaktadır. Siyasilerin ve belediyelerin kurumlar ve kişiler üzerinde ki etkisi ortada iken, belediyelerde Paralel Yapı’ya yönelik yapılan soruşturmalardan sağlıklı sonuç alınması beklenibilir mi?

Belediye çalışanlarına işten el çektirilirken, onu oraya getiren görev veren, o güne kadar görevde kalmasına onay veren belediye başkanının hiç bir şey yokmuş gibi, görevine devam etmesi hangi mantıkla izah edilebilir.!

 

 

 

Bazı Kaymakamların, “bildiğini okuyarak” 17-25 Aralık sonrası, Darbe Girişimi’ne kadar çocuklarını “Paralel Yapı”nın okullarında okutmaya devam ettikleri ortaya çıktı. Bazı Belediye Başkanları ve yöneticileri’nin de benzer konularda “bildiğini okuduğu’ yönünde iddialar bulunmaktadır.!

Pendik Kaymakam’ının çocuğunu Darbe Girişimi’ne kadar  “Paralel Yapı” nın okulunda okutuğunu Milli Eğitim yetkililerinin bürokratların, siyasilerin İlçe başkanlığının haberdar olmaması düşünülebilir mi?

O Kaymakam dar kapsamlı bazı toplantılar da hükümeti ve Erdoğan’ın Paralel Yapı Okullarının kapatılacağı yönünde ki sözlerini eleştiriyor, bazı ithamlarda bulunuyor. Toplantıda bulunan AKP İlçe Başkan Yardımcısı, sesini çıkarmıyor.!   

KHK ile, Tuzla Belediyesi’nde, Sultanbeyli Belediyesi’nde aralarında üst düzey memurlarında bulunduğu bazı çalışanlara, Paralel Yapı ile ilişkisi olduğu iddiasıyla işten el çektirildi.

Sultanbeyli’de 7’den fazla çalışan görevden uzaklaştırılırken, Tuzla Belediyesi’nde görevden el çektirlenlerin sayısının 27’yi geçtiği belirtiliyor. Görevden el çektirilenlerin arasında, belediye başkanının istisnai kadrodan memur yaptığı kişiler de var.

Peki o memura görevden el çektiren devlet, o memuru göreve getiren belediye başkanı’na neden “bu kişiyi sen istisnai kadrodan işe aldın, şu şu görevleri de sen ona verdin, sen de gel bakalım” demiyor?

Bazı siyasiler görevlerinde ve etkin noktalarda durduğu sürece, bazı belediye başkanları ve kadroları görevlerinin başında durduğu sürece, FÖTÖ ile mücadele soruşturmalarından sağlıklı sonuç alınabilir mi.!

Şimdi orta yerde dolaşan iddia şu; AKP kongre tarihini bir yıl gerei aldı, FETÖ ile bağlantılı bazı partilileri kongrede saf dışı bırakacak. Bazı siyasileri ise olası bir erken seçimde listelere almayarak saf dışı bırakacak, bir kısmını da seçim öncesi partiden ihraç edecek.

FETÖ meselesi, siyasi stratejilere kurban edilmemeli. Nasıl ki diğer kurumlara yerine ve zamanına bakmadan tespit edilip müdahele ediliyorsa, siyasilere ve belediyelere de aynı şekilde davranılmalı. Bazı şeyler geç kalınması durumunda kamu vicdanı büyük yara alır.