Türkiye’nin en eski komünist lideri olan Mihri Belli hayatını kaybetti. Uzun süredir ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşan 96 yaşındaki Mihri Belli yaşamını yitirdi.

Türkiye devrim hareketinin öncülerinden, Mihri Belli 96 yaşında İstanbul’da yaşamını yitirdi. Türkiye Komünist Partisi (TKP) MK üyeliği, İleri Gençler Birliği, TEP, ÖDP, SDP kuruculuğu, Yunan iç savaşına gerilla olarak katılan ve Demokratik Ordu saflarında tabur komutanlığı yapan, 68 gençlik hareketinde etkin rol oynayan son olarak da 2002 genel seçimlerinde Emek Barış Demokrasi Bloku İstanbul 1. bölgeden Milletvekili adayı olan Belli, toplam 11 yıl cezaevinde kalırken, 18 yıl da sürgünde yaşadı.

Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Mihri Belli 96 yaşında İstanbul’da yaşamını yitirdi. Solunum yetmezliği nedeniyle Erenköy’deki evinde yaşamını yitiren Belli’nin cenaze töreni programı belli olmazken, cenazesinin Perşembe veya Cuma günü defnedileceği belirtildi.

Barış, özgürlük ve halkların kardeşliği için mücadele dolu bir yaşam geçiren Mihri Belli, 1916’da Silivri’de dünyaya geldi. Babası Kurtuluş Savaşı yıllarında Trakya Direnişi’ni yönetenlerden Urfalı Mahmut Hayrettin Bey’dir. Marksist düşünce ve devrimci eylemle 1936’da iktisat okumaya gittiği Amerika’da tanıştı. Orada gençlik ve işçi hareketlerine katıldı. Bir süre Missisipi’de zenci yarıcılar arasında faaliyet gösterdi.1940’da Türkiye’ye döndü. TKP ile ilişkiye geçti. Tek parti yönetiminin olduğu Türkiye’ye döndüğünde, tek muhalefet partisi olan Türkiye Komünist Partisi (TKP), o sıralarda TKP’nin İstanbul İl Sekreteri olan ilkokul arkadaşı David Nea aracılığı ile illegal Türkiye Komünist Partisi’yle ilişki kurdu. TKP saflarında faaliyet göstermeye başladı. 1942 yılı sonlarında TKP’nin Merkez Komite (MK) üyeliğine getirildi.

1943-1944 yıllarında İstanbul üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Ordinasıus Profesör Fritz Neumark’ın asistanlığını yaptı. Orada İleri Gençler Birliği’nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu. 1944’de İlerici Gençler Birliği koğuşturmasında tutuklandı, 2 yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı.

1946’da yurtdışına çıktı. Yunan iç savaşına gerilla olarak katılarak, Demokratik Ordu saflarında tabur komutanlığına kadar yükseldi. Çatışmalarda iki kez yaralandı. Bulgaristan ve Sovyetler Birliği’nde tedavi gördü. 1950’de Türkiye’ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tutuklandı ve kısa süre hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra ertesi yıl, ünlü 1951 TKP tefkifatından tekrar tutuklandı ve 7 yıl hapis ve iki yıl dört ay mecburî ikamet cezasına mahkum edildi.

Mihri Belli ilk kez 1960’larda legal olarak, kendi adıyla konuşma ve yazma olanağını elde etti. "Türk Solu" ve "Aydınlık Sosyalist Dergi" adlı yayın organlarının yayınlanmasına yardımcı oldu. Bu dönemde de konuşma ve yazılarından dolayı iki kez tutuklandı, aylarca hapis yattı. Belli bu dönemde ünlü Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerini geliştirdi. Arkadaşlarıyla birlikte kitlesel bir nitelik kazanmaya başlayan gençlik hareketinin Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi liderleriyle ilişkiye geçti. MDD kısa süre içinde gençlik hareketi içinde belirleyici bir etkinlik sağladı ve Türkiye’de, Avrupa ve Amerika’dan farklı olarak, 68 kuşağı gençlik hareketinin devrimci ve Marksist bir nitelik kazanmasında belirleyici rol oynadı. 1962 yılında SBKP, merkezi Türkiye’de olan TKP’ye yurtdışında toplanan KP konferanslarına katılmak üzere bir Dış Büro kurulmasını önerdi. Büroyu yönetecek kişiyi de kendisi tayin etti. 12 Mart 1971 darbesinin ardından yakalanmamak için yurt dışına çıktı. Bir süre Filistin Kurtuluş Örgütü’nün konuğu oldu. Ardından Türkiye’ye giriş yaptı. Ama birkaç ay sonra tekrar yurtdışına çıkarak Batı Avrupa’ya geçti. Orada bir süre kalarak "Yurtsever " dergisinin yayınlanmasına yardımcı oldu. Ecevit’in önderliğindeki CHP’nin en büyük parti olarak çıktığı 1973 seçiminde Türkiye’deydi.

1974 Af Yasasından sonra arkadaşlarıyla birlikte 1975’te Türkiye Emekçi Partisi’ni (TEP) kurdu. Önceki dönemde, Belli dahil Türkiye’nin sol yazarları, altmışlı yıllarda, Marksist literatürü yasaklayan TCK 142. madde yürürlükte olmasına karşın, kurulu düzeni kuşatan çitleri göğüsleye göğüsleye gerilere itip demokratik hak ve özgürlükler ortamını genişletmişler, bu baskı yasasının artık uygulanamaz hale getirmişlerdi. Bu yüzden defalarca hapishaneye girmeyi göze almışlardı. Ama sonunda Türkiye Marksist literatürün en çok dokunduğu ülke durumuna yükselmişti. Sosyalist literatürün belli başlı yapıtlarının Türkçesi 20 bin olarak basılıyor ve kısa bir zaman sonra ikinci baskı yayınlanıyordu. Sosyalist örgütü yasaklayan 141. madde için de ayni hedefe yönelik bir mücadele yapılamaz mıydı? Belli ve arkadaşları bu düşünceyle TEP’i kurdular. Sonraki gelişmeler aşırı ölçüde iyimser olduklarını gösterdi.

Program ve tüzüğünde Kürt sözcüğü geçen ve Kürtlere eşit haklar savunan TEP hakkında Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından açılan soruşturma kapsamında sorulara cevap vermediği için 6 ay cezaevinde kaldı. TEP de Anayasa Mahkemesi tarafından Kürtlere eşit hakları savunduğu için kapatıldı.

1979’da kendisine suikast girişiminde bulunuldu. Saldırıda ağır yaralandı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, 1981 sonlarına doğru yurt dışına çıktı. Bir süre Ortadoğu’da kaldı. "Faşizme Karşı Birleşik Cephe"nin kuruluşuna katıldı. Oradan İsveç’e geçti. Tüm bu süreç boyunca Kürt hareketini yakından izledi. 1992’de Türkiye’ye döndü.

1997’de PKK Lideri Abdullah Öcalan ile buluşarak Kürt sorununun federasyona gidilmeden de üniter devlet çatısı altında eşitlik temeli üzerinde gönüllü birliğin kurulabileceği konusunda; görüş birliğine vardıkları uzun bir görüşme yaptı. Bu görüşme sonradan kitap olarak yayınlandı.

1996’da ÖDP, 2002’de SDP kurucusu oldu. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde Emek Barış Demokrasi Bloku - DEHAP listesinde İstanbul 1. bölgeden aday oldu.

2005’te 50 yıl önce yaptığı portreler, "Hapisaneden Çizgiler" adı altında sergilendi.