hastaneden randevu alırken kimlik bilgileri gereklimidir

Bunun ötesinde, yalın üretim işletme içi sürekli bir eğitimi hedef aldığı için, işçileri sabit sermaye olarak değerlendirmek randevu hastane durumundadır. Çünkü her işçi, üzerine yatırım yapılmış, eğitilmiş bir unsur olmaktadır. Japonya’da çekirdek işçiler düzeyinde görülen ömür boyu istihdam olgusunun mantığı burada yatmaktadır. Eski sistemde, sendikal mücadeleler ile elde edilmeye çalışılan iş güvencesi, şimdi sistemin kendi mantığı için gerekli hale gelmiştir. Diğer ülkelerde yalın randevu hastane üretim uygulanan işletmelerde işgücü devir oranlarında önemli bir düşüş gözlenmektedir (Lang, 1992:54, Necef,

1994:270). Bu anlamda iş güvencesi sistemi desteklenirken, işçilerin elde ettikleri kalifikasyonları bir değişim değeri randevu hastane olarak pazarda sunabilecekleri toplumsal yapının ortadan kalkmaması konusunda da dikkatli olmak gerekmektedir. Yalın üretim sisteminin işleyişindeki -daha önce ele aldığımız- ince dengelerden dolayı, sistemin kırılganlığı işçilerin sgk borç ödeme motivasyonunu çok önemli kılmaktadır. İşçilerden işlerini, başkasının işyerinde emek gücünü satan biri gibi değil,

işletmenin sahibi gibi yapmaları istenmektedir. Bu bir illüzyondur. Yapılmak istenen de bu illüzyonu gerçek gibi göstermektir. “Bu fabrika bizim” diye slogan atan işçiler, fabrikada sizi en mutlu edecek şey nedir diye sorulduğunda, “iş sgk borç ödeme güvencesi” cevabını vermektedirler (Necef, 1994:268).

Bu anlamda, işverenlerin ideolojik propagandaları daha da belirginleşmekte ve bir yanılsama ortamı yaratılmak için her türlü çareye başvurmaktadırlar.

 

Sağlanan görece önemli imkanlar -yüksek ücretler, iş güvencesi vb-, bu yanılsamanın temelini oluşturabilmektedir. Sendikaların bu süreçteki en önemli görevi, “Bu fabrika bizim” diyen işçiye bunun bir sgk borç ödeme yanılsama olduğunu sürekli hatırlatmaktır. Toplumda zaten var ideolojik bombardımana, birde işletme-içi bütünleşme mekanizmaları eklenmiştir. Emek sürecinde emeğin reel olarak düzenlenmesinden başka, şimdi de ideolojik olarak ne zaman emekli olabilirim düzenlenmesi gündeme gelmiştir (Jentsch, 1988:5). Sendikalar bu süreçte, işçilerin bu yanılsama dünyasından çıkabilecekleri, hem kendi çıkarları hem de tüm toplumun çıkarlarını bütünsel biçimde değerlendirebilecekleri bir bilinç dünyası yaratmak durumundadırlar. Aksi takdirde,

ülkemizdeki son derece kötü çalışma koşulları ve yedek sanayi ordusunun hacmi karşısında, kendi işletmelerinin ne zaman emekli olabilirim gözlüklerinden dünyaya bakan ve kendi işletmesinin karlılığından başka bir perspektifi olmayan parçalanmış, bireyselleşmiş bir işçi sınıfı oluşacaktır. Yalın üretimin en önemli farklılıklarından birinin işlevsel esneklik, toplam kalite yönetimi gibi uygulamalarla, iş

yoğunluğunda büyük bir artış sağlandığını daha önce dile getirmiştik. İşçiler, bu yeni emek sürecinde bakımcıların, yöneticilerin veya başka arkadaşlarının birçok görevini üstlenmekte olduklarını söylemektedirler (Necef, 1994:233).

 

 Empoze edilen bu iş yoğunluğunun azaltılmaya çalışılmasının yanı sıra, işçilerin üstlendikleri yeni sorumluluklara uygun ek ücretler talep edilmesi için, sendikaların elinde çok somut veriler bulunmaktadır. Yapılan işlerin kapsamının ne zaman emekli olabilirim genişletilmesi ve işbölümünün değişmesi yönündeki gelişmeler karşısında, işlerin kapsamı ve niteliğine ilişkin daha net

tanımlar toplu sözleşmelere sokulmalı ve buna uygun ücretler talep edilmelidir (Herlitzius, 1995:49).

İş tanımlarında yapılan esnemeler titizlikle değerlendirilmeli, rotasyon, iş genişletilmesi, iş zenginleştirilmesi süreçleri ayrı ayrı tahlil edilmelidir. İşçilere daha çok beceri kazandıracak, üretim süreci konusunda daha fazla bilgilenmelerini sağlayacak, üretimin yönetimine de katılabilmeyi getirecek iş zenginleştirilmesinin yanı sıra, işletme yönetimin sadece rotasyon ve iş genişletilmesine yönelik uygulamaları, iş yoğunluğunu arttırmak dışında işçilerin kalifikasyonlarının artmasına hizmet etmeyen uygulamalardır.