AKP Milletvekili Metin Külünk, Diriliş Postası Gazetesinde ki köşe yazısında teşkilatlarla ilgili önemli bir yazı kaleme aldı. Yazı özetle şöyle:

 

Geçen hafta “Erdoğan’ı Anlamak” başlığıyla önemli bir vurgu yapmış ve kendisini evvelâ onu lider benimseyenlerin anlaması gerektiğinden dem vurmuştum.

Aslında onu lider benimseyenler elbette Sayın Erdoğan’ı anlıyorlar. Ancak kimi şaşkınlıkla, kimi dişlerini gıcırdatarak, kimiyse “Durduk yerde rahatımıza niçin çomak sokuyor, neden milleti hareketlendiriyorsunuz? Neden ‘AK Parti teşkilâtlarında olup bitenlere duyarsız kalmayın’ diyorsunuz?” cümlelerini barındıran bir sessizlikle anlıyor.

Erdoğan’ı anlayanlardan oluşan bu bir kısım tayfanın keyfi bu sebeple bozuk. Tabiî moralleri de…

Zira onlar, genel siyasette oluşturdukları güç ilişkileriyle bir ayaklarını Ankara, diğer ayaklarını yerele basarak etraflarında inşâ ettikleri dar alan milliyetçiliğiyle, AK Parti’nin milletten aldığı gücü kendi şahsî ikbâl hesaplarının malzemeleri hâline getiren kimseler…

Ancak sadece morallerinin bozulması yetmez!

Açıkça ifade ediyorum ki, madem bu parti, milletin partisidir; öyleyse bu tür karakterler milletin partisinden ellerini çekeceklerdir!

Bu tiplerin, milletin kaderine zulmetme hakları yoktur!

Milletin yükseliş kaderini kendi ikbâl ve menfaatleri uğruna talan edenlere daha fazla izin verilemez!

Milletin sokakta konuştuğu her şeyi duyan ve sokağın ne düşündüğünü çok iyi bilen Sayın Erdoğan, millete hitaben tüm içtenliğiyle dedi ki: “AK Parti de, teşkilâtları da milletindir! Ben sizinle beraberim!”

Teşkilâtlarda problem mi var?

AK Parti teşkilâtları, 16 yaşın 15 yılı boyunca bu partiyi iktidara taşıyan milletin sandıktaki iradesinin tecelli süreçlerinde çok büyük hizmetler başaran teşkilâtlardır.

Elbette mahallede, cebinden verip giden, hiçbir beklentisi olmayan, sadece ülke ve millet aşkıyla çırpınan AK Parti teşkilâtlarının dip dalgasında problem yoktur!

Ancak yukarı doğru çıkıldıkça, ilçe ve illerde -tamamını elbette tenzih ederim- ciddî statüko inşâları yaşanmıştır.

Evet, bunu konuşmak mecburiyetindeyiz!

Bizim ifade etmek istediğimiz, teşkilâtlarda statüko inşâ etmiş unsurların varlığının ortadan kaldırılmasıdır. Zira Sayın Erdoğan da diyor ki, “İstifa ediniz!”.

Fakat görüyorum ki onun seslendikleri kendilerine bakmıyor, gerçek muhataplar üzerlerine alınmıyorlar.

Ben mi? Ben kendime bakıyorum! Sayın Erdoğan’ın söylediği her cümleyi evvelâ kendimde tartıyorum.

Ve kendime diyorum ki, “Metin Külünk, çalışmıyorsun! Onun söylediklerini anla ve gayret et!”.

Bir beyaz kâğıt, bir de kalemle, yine kararlı, yine Hatt-ı Erdoğan çizgisinde, 15 Ağustos 2001 ve 15 Temmuz 2016 ruhuyla mücadeleye devam!