Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kür Danışmanı" İbrahim Saraçoğlu'nun annesiyle hiç ilgilenmediği ortaya çıktı. Annesini Mersin'de huzurevine yerleştiren Saraçoğlu, ölüm haberinin gelmesinin ardından ise"Başımız sağ olsun. Ben gelemeyeceğim. Münasip bir şekilde defnedin" dediği aktarıldı.

 

TRT Diyanette yayınlanan programına, 44 bölüm için 1.3 milyon dolar ödendiği iddia edilen Saraçoğlu'nun amcasının sahibi olduğu huzureviyle ilgili skandal bir gerçek ortaya çıktı. Huzurevinin eski yöneticisi Ömer Fethi Gürer'in ifadelerine göre Erdoğan'ın danışmanı Saraçoğlu'nun annesini umursamadığını aktardı. 2001-2011 yılları arasında Mersin Yardım ve İyilik Vakfı Başkanlığı görevini sürdüren ve vakfın Mersin'de kendi adı ile anılan huzurevi işletmeciliği yapan Gürer Odatv'ye yaptığı açıklamada şöyle konuştu:

ARACIN ARKASINDA HUZUREVİNE GETİRİLDİ

Vakfımızın kurucusu Faik Saraçoğlu'nun bir akrabasının Antalya'da bir evde kötü şartlar altında yaşam savaşı verdiğini ve bakıma muhtaç olduğunu öğrenmemiz üzerine, yakınlarını aradık ve oğlu Prof. İbrahim Adnan Saraçoğlu ile temas kurduk. Bir süre sonra eski bir Renault Station araç'ın arka koltukları yatırılmış ve bagaj kısmı ile birleştirilmiş ve içerisine konulmuş bir yatak içerisinde Hatice Saraçoğlu huzurevine geldi. Alzheimer hastasıydı. Yaklaşık üç ay huzurevinde kaldıktan sonra yaşlılığa bağlı sebeplerle hayatını kaybetti.

Bu süre içerisinde oğlu Prof.İbrahim Adnan SARAÇOĞLU, tek bir kez dahi huzurevine gelmediği gibi, en küçük bir ihtiyacı ile ilgilenmedi. Annesinin ölümü üzerine bizzat ben, kendisini telefonla aradım ve annesini kaybettiğimizi, cenazeye gelip gelemeyeceğini sordum, 'Başımız sağ olsun. Ben gelemeyeceğim. Münasip bir şekilde defnedin.' dedi. Bizde Vakıf olarak münasip bir şekilde defnettik ve dini vecibelerini yerine getirdik. Kesinlikle eminim. Annesinin mezar yerini bilmiyordur.

Böyle bir adamın din duyarlılığı yüksek kesimlerden itibar görmesi ve Diyanet TV'de program yaptırılmasını içime sindirmem mümkün değil. Özellikle belirli programlarında, 'huş'u' içerisinde Kur'an dinlemesi ve dinletmesi ise tahammül edilir gibi değil."odatv