Sevgili meslektaşım, arkadaşım Milliyet Gazetesi’nden Gökhan Karakaş, tarihe ışık tutacak önemli bir habere imza attı.

İŞTE O HABER

 

Sibirya’da 6 yıllık esaret

Rusların batırdığı gemiden sağ kurtulup Sibirya’da esir edilen İhya Efendi, 6 yıl sonra kaçar. Aylarca yolculuk sonrası Sirkeci’ye gelen İhya Efendi, Beyoğlu’ndaki evine yürüyerek gider...

 

Sarıkamış Harekatı, önemli bir deniz faciasına da sahne oldu. Orduya erzak ve savaş mühimmatı götürürken Rus donanmasınca batırılan 3 Osmanlı gemisinde 3 bin asker yaşamını yitirirken, denize düşen Bezm-İ Alem gemisinin 4. Kaptanı İhya Efendi, 6 yıllık Sibirya esaretinden kamptan kaçarak kurtuldu. Orduya erzak ve mühimmat götüren gemiler Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa, 6 Kasım 1914’te Karadeniz Ereğli açıklarında Rus donanması ile karşılaştı. Rus donanması, koruma gemisi olmayan dönemin transatlantiği 3 gemiyi batırırken, kara ordusunun çok önemli ihtiyaçlarını da yok etti.

Açlık, tifo, tifüs...
Batan gemilerde 3 bin denizci hayatını kaybederken, denize düşen yaklaşık 150 askerden bazıları Ruslar tarafından esir alındı. Bezm-İ Alem gemisinin 4. Kaptanı olan genç subay Mehmet İhya Efendi (Görgün) de Karadeniz’e düşen askerler arasındaydı. Rus savaş gemileri hayatta kalanları denizden toplayarak önce Sivastopol Limanı’na ardından trenle Sibirya’daki esir kampına götürdü. Esirler arasında İhya Efendi’nin yanı sıra arkadaşları Hasan Basri Efendi ve Orhan Efendi (Tuksavul) de vardı. Açlığın yanı sıra tifo ve tifüs gibi salgın hastalıklar nedeniyle çok sayıda asker hayatını kaybetti. 1 yıl sonra İrkutsk şehrindeki Dauria kampına götürülen İhya Efendi, 1920’de kamptan kaçmayı başardı. Arnavut pasaportu çıkartan İhya Efendi Dauri’dan Vladivostok’a trenle geçti. Sivil gemilere kendini tayfa yazdıran İhya Efendi, Japon Denizi’nden Hint Okyanusu’na geçti. Aylar sonra başka bir gemiyle Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’e giren İhya Efendi, Viyana’dan trenle İstanbul’a gelmeyi başarıyor. İhya Efendi, Sirkeci’den evine gitmek için tramvaya biner ancak parası olmadığı için tramvaydan indirilir. İhya Efendi, BeyoğluAyaspaşa’daki evine yürüyerek gitti. Öldüğü sanılan İhya kaptan evde büyük sevinçle karşılandı. Tekrar deniz kuvvetlerine katılmak isteyen İhya Efendi Haydarpaşa vapurunun kaptanı olarak atandı. Hatta zor durumda olan devlet 6 yıllık birikmiş maaşını da İhya Efendi’ye ödedi.

Teşkİlat-ı Mahsusa ekİbİ de gemİdeydİ

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Bir Gemi Katibi’nin Hatıraları adlı kitaba göre, Trabzon’a gitmeleri istenen gemilerde harekat için gerekli cephane, mermi, askerlerin dağ koşullarında kullanmaları için kışlık giyeceklerin yanı sıra, iki alay asker, iki tayyare, 4 uçuş ekibi bulunuyordu. Aynı zamanda dönemin istihbarat teşkilatın olan Teşkilat-ı Mahsusa’dan da bir ekip Kafkasya cephesine gitmek üzere gemideydi. Gemilerin görevlerini başarmasıyla Kafkasya’da çıkartılması düşünülen isyan Rusları zora sokacaktı. Gemideki cephane, asker ve uçakların Sarıkamış’a ulaşması ise harekatın başarısı için çok önemliydi.

‘Gemiler ulaşsa sonuç değişirdi’

Babası İhya Efendi’nin esaret yıllarını tutulan günlüklerden öğrenildiğini belirten oğlu Prof. Dr. Bedrettin Görgün, “Mithat Paşa gemisinin katibi Hasan Basri Efendi’nin yazdığı günlükleri babam bize getirdi. Yıllar sonra Kitap haline getirdik. Türk askerlerinin yaşadığı zorlukları ve fedakarlıkları hatırlatmak istedik. Eğer bu gemiler Anadolu’ya ve harekata katılan askerlere ulaşsaydı savaşın sonu değişirdi” dedi.