Seçimlerden bir kaç gün önce Kartal’da belediye başkanı’nı hedef alan bir gazete dağıtıldı. Aynı gün akşam saatlerinde CHP’li arkadaşım Görkem Akdağ beni aradı haber verdi. Gazetenin ismini sordum “Yeni Boğaziçi” isimli bir gazete olduğunu söyledi.

Kartal’dan bir gazeteci arkadaşımın ismini vererek, onun yapmış olabileceğini, çünkü bu gazetede çıkan haberlerin onun gazetesinde yayımlanan haberlerle bire bir aynı olduğunu söyledi.

 

Görkem Akdağ’a dedim ki “sözünü ettiğin arkadaş böyle bir şey yapmaz, bu tür bir şey yapacağına  da ihtimal vermiyorum”

O arada, Görkem gazeteleri dağıtanlardan bir kaç kişiyi aldıklarını, kimliklerini tespit ettiklerini ve konuyu Savcılığa ilettiklerini söyledi.

 

Sonra ben bu gazeteden bir tane buldum. Baktım Kartal’da yayım yapan hemen bütün gazetelerde çıkan eski haberleri toplayıp bir gazete yapmışlar.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Ancak, son günlerde, bu işi benim yaptırdığım yönünde bazı dedikodular yayılmaya başlandı.

Neymiş efendim, bu gazeteyi ben yaptırmışım.!

Beni bilenler bilir. Kartal’da siyaset yapan her partiden insanlar da bilir. Arslan Ariç bu tür ilişkilere girmez. Muhalif olmamız nedeniyle bize yakıştırılan bu çirkin iftira da tutmaz.

Ben sol gelenekten gelen bir insanım. Beni bilenler, bu iftiranın üzerimize yapışmayacağını da bilir.

Evet ben, muhalefet görevini yeterince yerine getirmediği için CHP’yi eleştiriyorum. Ben belediye başkanı’nı yaptığı yanlış ve eksik uygulamalarından dolayı eleştiriyorum.

Ama asla böyle şeylere tevessül etmem.

Benim kendi gazetem ve internet  sitem var, ne yazacaksam orada yazarım. Zaten yazmam gereken her şeyi de yazıyorum. Neden böyle bir şeye tevessül edeyim ki?  Üstelik o gazetede çıkan haberler de sıradan haberler, ayrıcada bu olay bırakın zarar vermeyi, belediye başkanına yaramıştır.!

Ben bu mesleğe profesyonel olarak 20 yılımı verdim. Cebimde Başbakanlığın 20 yılını dolduran gazetecilere verdiği “Sürekli Sarı Basın Kartı” var.

 

Bu kariyer parayla elde edilecek bir şey değildir. Ben devletin Ajansı AA’da dahil başka ajanslarda ve bir çok günlük gazetede çalıştım. Bu güne kadar mesleğime leke sürecek hiç bir davranış içinde bulunmadım, bundan sonra da bulunmam.

Meslekte gazeteciler bir birlerine fotoğraf verir alır, haber verir alır, haberle ilgili her türlü desteği verir ama, bu tür şeylere tevessül etmez. Edenler çıkarsa da, itibar görmez..

Bu işi kim yapmışsa, benim yanımda hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu tür insanları gazeteci olarak görmedim, görmemde mümkün değildir.

Babam olsa acımam. Kimse mesleğin saygınlığına gölge düşüremez. Her kes yaptığı işi de haddini de bilecek. Mesleği hakkıyla yapan her kesin bu tür davranışlara pirim vermemesi gerikir.

 

Bu arada, yeri gelmişken sayın Altınok Öz’ün  bu gün itibariyle beni biraz daha anladığını düşünüyorum.

Geçtiğimiz yıllarda ilan ücretleri konusunda neden bu kadar hassas davrandığımı sanırım biraz anlamıştır.

Dün, bu konuda ne söylediysem, bu gün de söylediklerimin arkasındayım. Bunları yazdığım için belki birileri bana kızıp ekmeğimize mani oluyor diyecektir, ama ben bunları yazmak zorundayım. Belediye Başkanlarının ve danışmanlarının bu konulara biraz kafa yormalarını tavsiye ediyorum. Birileri, kamuoyunu doğru bilgilendirme, kamu adına görev yapma, halkı doğru bilgilendirme yerine, gazeteciliği geçim kaynağı veya para kazanacak bir araç olarak görüyorsa, meslek orada bitmiştir.

Hal böyle olunca da, yukarıda sözünü ettiğimiz olayların yaşanması da kaçınılmaz oluyor.

Bu gün konuştuğumuz konu da bunun en çarpıcı örneğidir.!

 

Bilmem anlatabildim mi.!