Bir insan neden Belediye Başkanı ve meclis üyesi olmak ister.?

Daha güzel, daha yaşanılır bir şehir yaratmak için.

 

Yaşlıların, çocukların, engellilerin vb insanların yaşamlarını kolaylaştıracak bir kent yaratmak için.!

Peki, bu görevlere seçilen insanlar, acaba ne kadar görevlerini ve sorumluluklarını biliyorlar.

Bir kısmını tenzih ederek söylüyorum, büyük bir kısmı bilmiyor.!

 

Neyse, bu olayın sosyal boyutu..

 

Gelelim özellikle “Sosyal Demokrat” aydın geçinen Belediyelerin ve Belediye Başkanlarının konumuna.!

 

Hani siz yaşadığınız şehri, Avrupa şehirleri gibi park alanlarının yeşil alanların bol olduğu bir şehir yapma sözü vermiştiniz.! Hani siz Yaşlıların, engellilerin, çocukların yaşamlarını kolaylaştıracak şehirler yaratacaktınız..! Hani siz yeşile önem verip ağaçları kesmeyecektiniz.!

 

Hani siz, insanların rahat yürüyeceği yaya yolları yapacaktınız.!

Rahmetli Necmettin Erbakan’ın bir sözü vardı “sizi gidi takiyeciler sizi”

 

Sevsinler sizin Belediye Başkanlığınızı.! Sevsinler sizin Meclis üyeliğinizi.!

Bu Belediye Başkanları, iki tane bina yapmayı hizmet sanıyorlar.! Şehirleşmeyi bina yapmakla eşdeğer görüyorlar.!

 

Avrupa, binadan çok yaşamı kolaylaştıran mekanları yaratmaya önem veriyor, bakın yaya yollarına kaç metre genişliğinde, yaya yolunda bir tane işgal göremezsiniz, kapısının önüne “bizim aracımız gelecek” diye bir tane duba koyamazsınız, bir tane işgal göremezsiniz adamın ocağını söndürürler.! Bırakın yaya yoluna park etmeyi aracınız lastiği dahi kaldırım taşına değemez.

 

Peki bizde durum nasıl, bütün ilçelerde olmakla, ayrıcalık yaratamayan Kartal’dan örnek vermek gerekirse; bütün cadde ve sokaklar işgal altında, insanlar artık yaya kaldırımlarında yürüyemiyor. Sokaklarda yürümekte mümkün değil, hemen esnafın tamamı kapısının önünü işgal etmiş durumda, devletin milletin yolu işgal altında, esnaf yaya yolunu işgal etmesi yetmemiş, duba, teneke, lastik çiçek saksı ve betonla araç yolunu da işgal ederek kullanıyor.

 

Mahalle ve sokak araları oto yıkama yerleriyle doldu.

Her taraf  işgal altında ve Belediye’de bazı yetkililerde, şehircilikle bağdaşmayan bu duruma göz yumuyor.

Uzağa gitmeye gerek görmeden bir örnek vereyim. Belediyenin yanındaki sokağa bakmak bile sokakların nasıl bir işgal altında olduğunu göstermeye  ve Belediye’nin nasıl bir şehircilik anlayışında olduğunu göstermeye yeter sanırım.!

 

Gariban vatandaşın en ufak bir tuğlasına müsamaha göstermeyen Belediyelerin, vatandaşı isyan ettiren kaldırım ve yol işgallerine göz yumması vatandaş üzerinde nasıl bir etki yarattığını tahmin etmemek zor olmasa gerek. İsyan eden vatandaş açıkça “sırf bu kirliliğe göz yumduğu için seçimde bunun hesabını soracağım” diyebilmektedir

 

Peki bu mu sizin belediyecilik anlayışınız.?

Bu mu sizin  şehircilik anlayışınız.?

Bu mu sizin dünya görüşünüz.?

Bu tür işgallere göz yummak, yeşil alanların yok edilmesini kayıtsız kalmak, ağaçların kesilmesine göz yummak, yaya yollarının işgal edilmesine göz yummak örnek şehircilik ise, örnek belediyecilik ise, bu belediye başkanlarına  ve meclis üyelerine hayırlı olsun.!

Tabi anlayana.!