CHP’nin 2009 seçimlerinde Kartal’ı yeniden kazanması, Kartal’da yaşayan Sosyal Demokratlara, aydınlara yazarlara çizerlere umut olmuştu.. Ama birinci yıldan sonra bu umut hayal kırıklığına dönüştü.

Beş yılın öyküsüne kısaca bakacak olursak; Belediye Başkanı ilk ciddi röpörtajını İlk Haber Gazetesine, bana verdi.

 

Ben o röpörtaj’da önemli gördüğüm “Ne yerim Ne yediririm” cümlesini manşete çektim. Yine “Halkın onaylamadığı hiç bir projeye geçit vermeyeceğim” manşet yaptım.

 

Bu iki manşetim de, Kartal’da her kesin zihninde kalıcı bir yer buldu.

 

Belediye Başkanının yaptıklarını eleştirenler “Ne yerim Ne yediririm” manşetini attığım için beni suçluyorlar. “Sen bu manşeti attın, biz bunu insanların kafasından silemiyoruz” diyorlar.

 

Ben de onlara şunu söylüyorum “Ben o gün doğru yaptığıma inanıyorum. 15 yıl aradan sonra alınan bir belediye vardı. “Sosyal Belediyecilik” yapılacak, “Halkçı belediyecilik” yapılacak diye bizde elimezden gelen katkıyı sunma adına bu menşetleri attık. CHP, Belediye’yi aldığında benim ilk manşetim “15 yıllık hasret sona erdi” idi.

Ben belediye başkanına güvendim. Eleştirdikleri diğer partilerden daha farklı bir belediyecilik yapacaklarını düşündüm. Ama bunlar yapılmadığı gibi, eleştirilerimize de kulak tıkandı.

 

Daha aradan bir yıl bile geçmeden, işler şirazesinden çıkmaya başladı. Beni takip eden okuyucularımız bilirler, ben önceleri yapılan hataları ve yanlışları köşemde eleştirdim. Uzun süre bu eleştirilerimi düzelir umuduyla sürdürdüm.

Benim bu konudaki yazılarım ve haberlerim arşivde vardır isteyen okuyabilir.

 

Tabi bu arada, kadrosunda ki “Danışman”lar da  doğrularda direnmedikleri için, işler iyice rayından çıktı ve bu günlere geldik.

 

Peki meclis üyelerine ne demeli.! Beş yılda mecliste öyle şeyler yaşandı ki, akıllara zarar. Bir kısım meclis üyeleri hariç, hiç biri yanlışlara medeni bir şekilde yok diyemedi.!

 

Meclis üyelerine sorulmadan, bilgi verilmeden meclise öyle teklifler geldi ki, kendi meclis üyeleri Orhan İspekter “biz burada patates çuvalımıyız” deme durumunda kaldı.

 

Bu mecliste bir çok şeyin hesabı verilmedi verilemedi.

Beş yıl boyunca yapılan yanlışlardan  dönülme adına, eleştirileri kaale alma adına, öz eleştiri yapma adına  hiç bir düzelme görülmedi. O nedenle biz de muhalefet görevimizi sürdürdük.

 

Bu gün geldiğimiz noktada, bizim ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Belediye Başkanı göreve geldiği birinci yılından itibaren yapmaya başladığı hataları aynen sürdürüyor.

 

Beş yılda, Sosyal Proje anlamında “Halkçı proje” anlamında Kartal’a ne yapıldı. Hiç bir şey

 

Yaptığı hiç bir projenin içinde halk yok. Bu güne kadar yaptığı hiç bir şeyi halka danışmadı. Yanlış yaptığı hiç bir projenin hesabını kimseye vermedi. Onun için de hayata geçirmeye çalıştığı bütün projeler topal kaldı, kötürüm kaldı. Kimsede bunların hesabını sormadı.

 

 

Beraber seçim kazandığı çekirdek kadrodan Başkan Yardımcısı Orhan İspekter, Başkan Yardıncısı Ali Haydar Süslü, Başkan Yardımcısı Aziz Bayar, Başkan Yardımcısı İbrahim Doğan dahil hiç kimse yanında kalmadı. Bu ekiple neden yollarını ayırdığını kamuoyu ile, partililerle paylaşmadı. Kendinden başka kimseye güvenmedi. Belediye’de her kes bir birinden korkar oldu. İspiyonculuk aldı başını gitti. Kim ki onun dediğine karşı geldi, yada eleştirdi, hemen karşısına aldı. Basit bir örnek vereyim, Damal’ın Belediye Başkanı Kartal’dan birinci sıradan meclis üyesi oldu. Hiç bir partili veya meclis üyesi tek kelime edebildi mi? Karşı gelebildi mi? Kendi meclis üyesi arkadaşlarından biri birinci sıraya yazılsaydı, birileri şimdi kıyameti koparmıştı. Bu olay Ak Partide olsaydı CHP’liler “Onlarda biat kültürü var” derlerdi. Peki bunun adı ne? Bu ne kültürü oluyor?

 

 

Benim bildiğim CHP tabanı bunları unutmaz..! Sabah ola hayrola.!