CHP, direksiyon hakimiyetini kaybetmiş şöför gibi, bir sağa bir sola savrularak gidiyor. Parti de her kes kendini Genel Başkan görüyor. Parti disiplini diye bir şey kalmamış. Partinin mutfağından gelen belediye başkanlarını tenzih ederek söylüyorum, belediye başkanları kendini partinin tek hakimi görüyor. Onlara sorulmadan adeta parti de hiç bir şey yapılamıyor.

En basiti, ilçe delege seçimlerine bile müdahil oluyorlar, kendine yakın isimleri delege yapmaya çalışıyorlar. Milletvekili aday tespitlerine müdahil oluyorlar, İlçe Başkanı ve yönetiminin seçimlerine müdahil oluyorlar, Spor klüpleri başkan ve yönetim seçimlerine müdahil oluyorlar.

Kendi istedikleri kişileri istedikleri yere getiriyorlar ve buralarda kendi istedikleri yönetim şeklini hayata geçiriyorlar.

Hal böyle olunca da, parti parti olmaktan çıkıp, belediye başkanlarının partisi oluyor.!

Sonra da Adana’da olduğu gibi Belediye Başkanları 150-200 kişiyle  partinin İl toplantısını basacak duruma geliyorlar.

CHP’li belediyelerin tümünde benzer durumlar yaşanıyor.

Mahalle delegeleri seçilecek, belediye başkanlarının adamları talimatla hemen devreye giriyorlar. Başkan şunu şunu istemiyor.! Sonra da parti tabanı, başkanın tarafında olanlarla karşısında olanlar diye ikiye ayrılıyor.

İlçe Başkanı secilecek. Belediye Başkanlarının adamları yine devreye giriyor. “başkan şu kişiyi destkliyor” yine gerginlik, başkanın tarafında olanlar, başkanın yanında olanlar diye parti ikiye ayrılıyor.

İl yöneticisi seçilecek.! Yine belediye başkanları ve adamları devrede “başkan şunun yönetime girmesini istiyor”  haydi yine gerginlik, başkanın tarafında olanlar, karşısında olanlar.

Mahalle birim başkanlıklarından tutun da, akla gelecek her kadamede ki seçimlere müdahale ediyorlar.

Peki, parti nerde? Genel Merkez yöneticileri neden bu duruma kayıtsız, İl Başkanı İlçe Başkanı neden bu duruma kayıtsız?

E..yukarıda krnolojik olarak sıraladık ya, onlarda geldikleri yerin hakkını vererek görevlerine yürütüyorlar..

Böyle bir yapılanma içinde olan partinin meclis üyelerinin, İlçe Başkanlarının, İl Başkanlarının bağımsız, partisini parti ilkeleri doğrultusunda bir siyaset yapma imkanı olabilir mi?

Olamaz. Olması da mümkün değildir.

Belediye Başkanları, neyi ne kadar istiyorsa o kadar olur.!

Belediye Başkanı okul alanının imara açılmasını istiyorsa açılır. Parti görüşü onun için ikinci plandadır.!

Belediye Başkanı, bir imar tadilatını meclise gönderiyorsa yanlış doğru eksik fazla, onun geçmesi gerekir. Meclis üyelerinin görüşünün bir önemi yoktur. ‘yok efendim İmar Kanununa aykırıymış, yok efendim rant varmış, bunların hiç bir önemi yok. O plan tadilatı, ya geçecek, ya geçecek.! Karşı gelenin kellesi gider.

Doğru disipline.!

Örnekleri saymakla bitmez..

Peki sürekli kafasanın üzerinde “disiplin sopası” dolaşan bir meclis üyesinin, yasaya ve kanunlara aykırı bir plan tadilatına itiraz etme hayır deme şansı olabilr mi?

Ama Belediye Başkanları,  istedikleri kadar hata yapsınlar, usulsüz işler yapsınlar onlara disiplin işlemez. Genel Merkez onlara bir şey yapamaz.. Onların gizli dokunulmazlıkları vardır.

Peki, böyle bir parti olabilir mi?

O meclis üyeleri konuşamayacaksa, eleştiremeyecekse, yanlışa yanlış diyemeyecekse, uzmanlık alanlarında bile fikir ve görüş beyan edemeyecekse o mecliste ne işleri var?

Belediye Başkanları her şeyi bilecekse, meclis üyelerine ne gerek var.

Bu parti her İl’e İlçeye birer belediye başkanı görevlendirsin, onlarda bürokrasiyle bu işleri yürütsün meclis üyelerine gerek var mı?

Bu durumda olan bir partinin ismi, Cumhuriyet Halk Partisi olabilir mi? Olsa olsa  “Körler sağırlar bir birini ağırlar partisi”  olabilir. Olsa olsa ” belediye başkanları partisi” olabilir.

CHP’nin sağlam bir neştere ihtiyacı vardır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, neye mal olursa olsun partiye bu neşteri atmalıdır. Buna ihtiyaç vardır. Tarafsız ve saygın kişilerden danışmanlak alarak yeni bir kadro kurabilir. Bu parti’de geniş çaplı bir operasyon şarttır.

 

Korkmaya gerek yoktur. Gidenler gider (örnekleri var) kalanlarla yürünür. Toplum ilkeli bir parti, güven veren bir lider istiyor. Kısa süre sonra iktidara yürüyen bir parti yaratmak içten bile değildir. Yoksa daha önce de yazdığım gibi, bu yerel seçimlerden başlayarak kan kaybetmeye başlar ve Vakıf olacak konuma gelir.