Yazının başlığını okuyan birileri, bu da nereden çıktı, bu adamda durup durup felaket senaryoları yazıyor diyebilirler.

Ama, biraz derinlikli düşünüldüğünde, işin ne kadar vahim bir noktaya gittiği anlaşılacaktır.

 

Açık söylemek gerekirse, CHP’nin yeni ilçe yönetimi de bende hayal kırıklığı yarattı.

 

Kongre bitti, söylemler gitti.

 

Her ortamda demokrasiden söz eden ilçe başkanı Kamer Gök, adaylık sürecinde yaptığı konuşmalarda ne diyordu “ben kimsenin adamı değilim, örgütün adayıyım”

 

Peki öyle odlumu, bu sözlerinin arkasında durdu mu.? Maalesef hiç de öyle olmadı, seçim bitti söz gitti.

 

“kimsenin adamı olmadığını” söyleyen Kamer Gök ne yaptı, Grup Başkanvekilliği seçimi yapılacak, İbrahim Doğan aday oluyor, Başka bir meclis üyesini grup başkan vekilliğine aday gösteren belediye başkanı, ilçe yöneticilerinin bulunduğu dar bir ortamda “İbrahim Doğan seçilirse istifa ederim” diyor.

 

Sonra ne oluyor, seçim yapılıyor ve meclis üyeleri, İbrahim Doğan’ı Grup Başkan vekili seçiyor..

 

Peki sonra ne oluyor, Belediye Başkan istifa etmiyor ama İlçe Başkanı Kamer Gök’de, yapılan seçimi karar defterine işlemediği gibi, Grup Başkanvekilliği’ne seçilen İbrahim Doğan’a da Grup Başkanvekilliği görevini yaptırmıyor.!

 

Gök Doğan’a şunu söylüyor “Sen Grup Başkanvekili seçildin ama, gurubu başkan olarak ben yöneteceğim” diyor ve yönetiyor..

 

Sonra ne diyor ilçe başkanı “Doğan’ın Grup Başkanvekilliği benim cebimde, ama belediye başkanı İbrahim Doğan’la çalışmak istemiyor”

 

Ne demişti Kamer Gök “ben kimsenin adamı değilim, örgütün adayıyım”

 

Peki sormazlar mı, hani siz kimsenin adamı değildiniz, “örgütün adayıydınız”, hani siz demokrattınız, pardon “devrimciydiniz”

 

Bence bu söylemleri ağıza almak, ayıbın da ötesinde oluyor, lütfen ya devrimci değerlere saygı gösterip hakkını vererek devrimci bir yaşam sürdürünüz, yada susunuz.!

 

Ne diyor Gök, Grup Başkanvekilliği benim cebimde.!

 

Al sana CHP demokrasisi, demokrasinin ne işi var sizin cebinizde, demokrasiyi cep’te taşıyarak demokrat olunmaz..

“Sizi gidi takiyeciler sizi”

 

Başka bir demokrasi örneği daha, ulaşan bilgilere göre meclis Başkanvekili Taner Özdemir ve meclis üyesi Atilla Duman da “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmişler.

 

Nedenini bilmeyenler için hatırlatalım.

 

Encümen üyeliği için isim belirlenecek, grupta iki isim öneriliyor. Ancak Taner Özdemir ve Atilla Duman gündeme geçmeden ve oylamadan önce gruptan ayrılıyorlar  “demokratik haklarını kullanarak” mecliste aday olacaklarını” söylüyorlar, mecliste aday olup encümen üyeliğine seçiliyorlar.

 

Yani meclis onları bu göreve layık görüyor..

 

Sonra ne oluyor, ilçe yönetimi “Grup kararına uymadıkları” gerekçesiyle Özdemir ve Duman’ı “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk ediyor.

 

Peki sormazlar mı ilçe Başkanına sizin yaptığınız da suç değil mi.!

 

Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır.

Demokratik bir seçim yapılacak, vatandaş meclis üyelerinin oylarıyla Grup Başkanvekili seçilecek siz bunu yok sayacaksınız.!

 

Sizin bu yaptığınız “kesin ihraç talepli” disiplinlik bir olay değil mi.?

Sizi kim disipline verecek.!

 

Parti yönetiminin sizin hakkınızda soruşturma yapması gerekmiyor mu.?

Bu durumda, parti yönetiminin birileri hakkında alacağı kararların meşruluğu tartışmalı olmaz mı.?

 

Aslında bu partiye ve partililere az bile yapıyorsunuz, CHP’de seçime falan gerek yok, hangi meclis üyesi nerede görev yapacak yapın listenizi gönderin meclis üyelerine okuyup görevlerinin başına gitsinler.!

 

Şu mu söylenmek isteniyor, benim ve belediye başkanının söylediklerini yapmayan, bunları yerine getirmeyen bunlara uymayanların kellesi alınacaktır bu böyle biline..

O zaman söylenecek tek şey kalıyor…

 

Hoş geldiniz hünkarım..!

Hoş geldiniz paşam..!

 

Hakkını yemeden açıklık getirmem gereken bir konu var. Belediye Başkanı bu partiyi tanıdığını sanıyordu, ama ben yeterince tanıdığını düşünmüyorum. Üç yıllık tecrübeden sonra  şimdi çok daha iyi tanıdığını tahmin ediyorum..

 

Partinin değerlerine sahip çıkmak başka şey, iç yapısını, kadrolarını tanımak başka şey.

 

Burada bazı detaylara girmek istemiyorum, ancak belediye başkanı partinin iç yapısını ve kadrolarını iyi tanımadığı için süreci de iyi yönetemedi.

Asla ve asla yapılmaması gereken siyasi hatalar yaptırıldı. Asla ve asla alınmaması gereken hayati önem taşıyan kararlar aldı.

Bunları anladı mı, seçim öncesi çözer mi bilinmez..

Bir ata sözü vardır, bir musibet bin nasihatten iyidir.

Hadi bakalım, son viraja nasıl girilecek, ders çıkarıldı mı göreceğiz..