CHP’li Belediyelere yapılan her baskında üst düzey yöneticilerin ağzına pelesenk ettiği şu “itibarsızlaştırma” meselesine biraz değinmek istiyorum.


Belediyelere ne zaman bir operasyon yapılsa, CHP’nin en yetkili ağızları, bir saniye dahi düşünmeden şunu söylüyor “Bunlar CHP’li belediyeleri itibarsızlaşma operasyonudur”  

“Bu bir gözdağıdır”


Ben şahsen, bu “itibarsızlaştırma” söylemlerinin CHP tabanında bile tam anlamıyla kabul gördüğünü düşünmüyorum.


Yapılan bu operasyonların bazıları, kamuoyunda da eleştirilmiş, abartılı ve yanlış yapıldığı ifade edilmişti.


Ancak, bazı Belediyelerde ki uygulamalara bakıldığında, insan şunu sormadan edemiyor. Acaba yapılan operasyonlar mı Belediyeleri “itibarsızlaştırıyor” yoksa bazı Belediye Başkanlarının ayyuka çıkmış bir takım eylem ve söylemleri mi belediyeyi “itibarsızlaştırıyor!


Bazı örneklerle konuyu biraz açmakta fayda var.


Çok net bilgi sahibi olduğum için Kartal Belediyesi’nde yaşanan bazı olayları aktarıp, Belediyelerin nasıl  “itibarsızlaştırdığı” değerlendirmesini kamuoyunun takdirine bırakacağım.


--Kartalspor Kulüp Başkanı Hamza Tozkoparan, Kartalspor’un Bolu’da hazırlık maçı sonrası bir basın toplantısı yapmıştı. O toplantıda “Kartalspor’un ne kadar borçla alındığını ne kadarının ödendiğini, bu gün itibariyle ne kadar borcu bulunduğunu” sormuştum.

Tozkoparan “Kartalspor’un bu gün itibariyle 15 trilyon borcu bulunduğunu, bunun 10 trilyonunu Belediye Başkanının ödemeyi taahhüt ettiğini, geri kalan 5 trilyon’un ise kulüp tarafından ödeneceğini” söylemişti.

Daha sonra yazdığım bir yazımda “ Belediye Başkanı 10 trilyon parayı nereden ve nasıl ödeyecek” diye sormuştum.


Maalesef aradan aylar geçmesine rağmen ne Belediye Başkanı’ndan nede parti yetkililerinden ses çıkmadı.

Şimdi tekrar soruyorum. Belediye Başkanı bu parayı nerden ödeyecek?


--Kaymakam bey Kaymakamlıkta yaptığı bir basın toplantısında şunları söylemişti “Sorun bakalım 2010’da Kartalspor’a kaç kuruş verilmiş, 2009’da Kartalspor kaç kuruş almış, bunları bir sorun bakalım. Veya 2010’da aynen bizim yaptığımız gibi bankadan mı yapılmış neler yapılmış. Kimse kendini nur alem nur saymasın”



--Bir iş adamı çıkıp “ben Kartalspor’a 500 bin TL “bağış” yaptım diyor. O iş adamı gazetecilere verdiği mülakatta, niye bağış yaptığı sorulduğunda “ Kartalspor’u sevdiğimizden değil, imarda bir işimiz vardı, bağış yap dediler yaptık” diyebiliyor.


Bir Allahın kulu partili de çıkıp bu ne demek oluyor. Kimsenin partiyi “itibarsızlaştırma”ya hakkı yok” demiyor.


--Tek tek saymaya gerek yok ancak,  başka iş adamlarının da, 250 bin TL vb rakamlarda bağış yaptıklarını itiraf ediyorlar. Kayıtlar incelendiğinde bağış yapan müteahhitlerin ve iş adamlarının çoğunluğunun İmarla ilgili işi olduğu görülecektir. Bunları bazı meclis üyeleri de dahil bir çok kişi bilmesine rağmen, hiçbir parti yetkilisinden çık çıkmıyor.

 

--AKP İlçe Başkanı Temurhan Yıldız, Belediye Başkanı’nın “Kentsel Dönüşüm” kapsamında “bazı müteahhitleri yanına alarak sitelere gidip, sitenin müteahhitliğini şu firmaya verin” dediğini belirterek “Belediye Başkanı’nın komisyonculuk yaptığını söylüyor,

Hiçbir parti yetkilisi, Belediye Başkanı’na “sizin müteahhitlerle ne işiniz var, bu durum sizi ne ilgilendiriyor. Bu doğru bir şey değil partimize zarar veriyor” demiyor.

 

--Bütün Belediye Başkanları apartmanda otururken, Sosyal Demokrat geçinen partinin Kartal Belediye Başkanı, kendisine özel villa yaptırarak çeşit çeşit arabalarla lüks içinde yaşıyor.

Villa’sına iş yapan malzeme veren bazı iş adamlarının da bu güne kadar paralarını alamadıkları bilinmektedir.

 

Halkçı geçinen bu partinin hiçbir yetkilisi veya meclis üyesi  çıkıp da ‘Bu bizim partimize yakışmaz Sosyal Demokrat bir Belediye Başkanı villada oturmaz, biz bunu halka izah edemeyiz, kendi söylemlerimizle çelişiriz” demiyor.

 

--Belediye Başkanı, bir Belediye çalışanı vasıtasıyla bir iş adamından 250 bin TL para aldırıyor, aradan  iki yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen bu para iş adamına ödenmiyor. Kartal’da bir çok partilinin duyduğu bildiği bu olaya,  hiçbir parti yetkilisi çıkıp Belediye Başkanına “ gel bakalım kardeşim, sen bu parayı kayıt dışı niye aldın, nasıl alırsın, bu para nereye gitti nerden ödeyeceksin? demiyor.


--Kat karşılığı plan tadilatı yapılıyor, bu olay bir protokol’le imza altına alınıyor. Ama hiçbir parti yetkilisi çıkıp da ‘bu ne demek oluyor, belediye ticarethanemidir, kat karşılığı plan tadilatı mı olur’ demiyor.


--Kılıçdaroğlu, Eskişehir Belediyesi’nde yapılan gözaltlılarla ilgili ise şunları söylemişti “Seçimle gelen belediye başkanının ancak ve ancak seçimle gitmesi gerekir demokrasilerde. Seçim yapıyoruz niçin? Halkın katılımcı demokrasi anlayışını güçlendirmek için yapıyoruz. O zaman seçimle gelene dışarıdan sistemli baskı uygularsanız, önce belde halkına saygı duymuyorsunuz demektir. Neden bunu söylüyorum? Seçimle gelen önce belde halkına hesap verir” diyor.


Kılıçdaroğlu “seçimle gelen seçimle gider” “ seçimle gelen önce belde halkına hesap veriyor” diyor. Doğru da, o işin siyasi boyutu.  Peki, ya orada yolsuzluk usulsüzlük haksızlık hukuksuzluk devam ediyorsa, devlet “ne yapacak. “Ne yapalım seçimle gelen seçimle gider’ yapacak bir şey yok, seçimi bekleyeceğiz “ mi diyecek.


Devletin kurumları olaya siyasi olarak bakamaz, bakmamalıdır da, eldeki belge bilgiye göre ne yapılması gerekiyorsa onu yapar.


Yukarıda bir kısmını yazdıklarıma bakarak, siz devlet olsaydınız ne yapardınız?

Kimse kusura bakmasın. Öyle kör particilik yapmaya, hamasi sözler söylemeye gerek yok. Devlet görmese de bu millet her şeyi görüyor. Bence, CHP’li Belediyeler kendi kendilerini “itibarsızlaştırıyorlar”