Bugün Nazlı Türkiyemin uluslararası platformda tamamen yalnızlığa itildiği, başta Feto şarlatanı olmak üzere emperyalist güçlerle Hacivat-Karagöz oyununun sergilendiği, tüm rezilliklerin topluma yutturulduğu, oldukça karanlık ve çetrefilli bir süreçten geçmekteyiz…

Ülkemizin tamamen tek kişinin denetiminde olduğu açık bir gerçektir. Sormak lazım; baybaşkan bu rejimin adını koyar mısınız!

Aykırı tek bir sese tahammülü olmayan, ülkenin onurlu aydınlarını, yazarlarını, yurtseverlerini, kurum temsilcilerini, hatta öğrencilerini, kısacası sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi yaşamayan, yanlışa yanlış doğruya doğru diyen herkese zulüm ve kıyım uygulayan yönetime ne ad koyuyorsunuz?

Baybaşkan, size biat etmeyen, zulüm ve baskı politikalarınıza boyun eğmeyen, sadece nazlı ülkemizin birlik ve bütünlüğünün yanında, onurlu yaşamaktan başka hiçbir amacı olmayan, barışı, kardeşliği, demokrasiyi ve özgürlükleri savunan, aydınlık yarınları savunan insanlara uyguladığınız politikanın adını koyar mısınız…

Baybaşkan, vurguna, soyguna, talana, yalana, adaletsizliğe, huzursuzluğa vb olumsuzluklara karşı çıkmak onurlu her insanın görevi değil mi! Sizin orada bunun adı nedir?!

Baybaşkan, halkımız bilimden, sanattan, felsefeden, düşünmeden, araştırmadan koparılıp mistizmin kör karanlık bataklığına sürüklemenizdeki amacınız nedir!..

Baybaşkan, şeyhler, müritler, tekkeler, zaviyeler, tarikatlar ve benzeri kişi ve kuruluşlarla esenliğe çıkan tek bir ülke gösterebilir misiniz?..

İslamın büyük erdemlerini bırakıp dini siyaset ve her türlü ekonomik çıkar ve rezalete alet edenlere sizin orada ne ad konulur…

Baybaşkan, cami, kuran kursu, eğitim kurumları ve kamu kurumlarında siyaset yapmanın günahı var mıdır!..

Baybaşkan, halkını bir paket makarna, bir çuval kömür, üç beş kuruş da parayla aldatıp, komşunuz aç iken yandaşlarınızla zevk sefa içinde yaşamanıza ne ad koyuyorsunuz…

Baybaşkan, bütün kurum ve kuruluşların susturulduğu her şeyin yalan yanlış ve idare edildiği tek adamlık rejiminin adı nedir, ilkel kabileler dışında dünyada bir örneği daha var mıdır!...

Baybaşkan, unutmayın ki Türkiyenin bütünlüğü, halkın birliği kardeşliği yaşamsal değerlerin korunması, geliştirilmesi ve yaşatılması Türkiye Cumhuriyetinin her vatandaşının temel görevi ve boynumuzun borcudur. Çünkü biz birlikte Türkiyeyiz…

Baybaşkan, kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, taraf olmayanın bertaraf edilmesinin sizin orda adı nedir, İslam erdemlerinde bunların günahı var mıdır…

Baybaşkan, ülkemiz 15 yıl önce tarım ve hayvancılıkta gıptayla izlenen Dünyada ilk yedi ülkeden biriydi, şimdilerde 104’ün üzerinde tarım ve hayvan çeşidi ithal etmekteyiz. Sizin orda bunların adı nasıl okunuyor. Tarım ve hayvancılığı neden bu hale getirdiniz…

Baybaşkan, tarihimizde hiçbir siyasal iktidarda bu denli diplomasi dilinden uzak argo kelimeler kullanılmadığı gibi siyaset alanı ve toplum itibarsızlaştırılmamıştır. Bir doğrunuza karşı bin yanlışınıza rağmen toplumda kabul görmenize pes diyorum doğrusu…

Emekli yarı aç yarı tok, işçi çiftçi köylü perişan, iç ve dış borç tarihimizin en yüksek seviyesinde. Sus pus olmuş bu toplumu bu hale nasıl getirdiğinizi örnek olsun diye Dünyaya anlatır mısınız…

Emekli tiyatroya, sinemaya gitmeyi unutmuş, tatil nedir bilmiyor, evine yılda bir kez et girmez, eşiyle çocuklarıyla dışarıda yemek yemeyi unutmuş, daha da acısı bir çay parası ödememek için kahveye dahi gitmemeyi düşünür hale gelmiş, hani ikide bir halkın içinden geldiğinizi söylüyordunuz, anlaşılan o ki bunları çoktan unutmuşsunuz!..

Tüm bunları unutturmak için saat başı gündem yaratmanız, din iman edebiyatıyla üstünü örtmenize pes doğrusu… Doğrusuyla eğrisiyle yaptıklarınız sizi hiç mi üzmüyor.

Baybaşkan, mental yorgunluğunuzdan söz ediyorsunuz, yaklaşık elli yıldır siyasettesiniz, metal yorgunluğu sizin için geçerli değil mi…