Verili maddi koşullarca şekillenen ideolojilerden hareketle hayatı kontrol etmek ve hayatı değiştirmek isteyenler, belirli araçları kullanarak aynı hayata müdahale ederler. Bu müdahaleye siyaset, müdahale eylemine girenlere de siyasetçi diyebiliriz.

Kapitalist toplumlarda siyaset, savaş ve barış, insan hakları, gelir dağılımındaki adaletsizlik, sömürü, çevre ya da kadın sorunu gibi insanlığı ilgilendiren pek çok sorunla ilişkilenerek çeşitlenmiş yapısına rağmen belirleyici iki ana başlık altında yürüyor; popüler kültürde sağ ve sol siyaset şeklinde de okunan burjuva siyaseti ve emek siyaseti..

Burjuva siyaseti, kapitalizmin kendini yeniden üretebilmesi ve sistemin bekasıyla ilgilidir. Burjuva siyasetçinin işi de böylece düzenlenmiştir; burjuva siyasetçi, kapitalist sömürüyü disipline eden devlet iktidarının korunması, kapitalizmi ve onun iktidar araçlarını hedefleyen ‘tehditlerin’ bertaraf edilmesi, sömürü ve iktidar olanaklarından nasiplenmek isteyen kimi burjuva kesimlerinin ‘terbiye edilmesi’ gibi çetrefil işleri yerine getirmek üzere vazifelendirilmiş düzen insanıdır.

Ve ‘doğal’ olarak, bunca çetrefil işlerin üstesinden gelmesi gereken burjuva siyasetçinin tarz-ı siyasetinde insani değerlere, hümanizma, ahlak, vicdan gibi ‘lüzumsuz’ şeylere yer yoktur!.

Machiavelli’nin “Prens”ini ve Stefan Zweig’in, “Fouche – Bir Politikacının Portresi”ni okuyanlar için bildik bir şeydir; Makyavel ve Fouche tarzı siyaset bahsinde başarılı olanlar, burjuva siyasetinde ‘en makbul siyasetçi’ tipi sayılırlar.

Fransız Devrimi ile hayatımıza giren burjuva demokrasisinin siyasetçi profilini veren Joseph Fouche, Makyavel’in ‘çağdaş’ versiyonu ve Makyavelist siyaset felsefesinin tamamlayıcı figürüdür.

Makyavel denildiğinde akla ilk gelen şey, “amaca ulaşmak için her yol mübahtır” sözüdür. Burjuva siyasetinin amentüsü sayılan Makyavelist siyaset felsefesinde amaç her şeydir; amaca ulaşmak için bütün insani değerler çiğnenebilir; asla güvenilmemesi gereken insan, yalnızca bir araçtır ve bütün araçlar gibi insan da amaç uğruna hoyratça kullanılabilir ve dahi rahatlıkla silinebilir!..

Bunları biliyoruz diyenler olabilir; evet ama sermaye dünyasının siyasetçi tipi Makyavel’in emek dünyasındaki varlığını ‘fark etmemiz’ için bilinenleri yeniden ve yeniden hatırlamak da gerekebilir.

Kuşku yok ki teorik olarak emeğin ve insanlığın özgür geleceğini dert edinen bir devrimcinin tarz-ı siyasetini Makyavelist siyaset felsefesiyle ilişkilendirmek saçma bir şeydir, fakat buna rağmen, objektif olmayı başarabilenlerin rahatlıkla algılayabilecekleri bir gerçeği, bizim dünyanın siyasetçileri içinde hiç de hafife alınmayacak etkinlikteki Makyavellerin varlığını teslim etmemiz lazım.

Vahim bir durumdur ve gerçektir; sermaye dünyasının siyasetçi tipi Makyavel son derece tehlikeli bir virüs gibi emek dünyasının siyasetçi tipine bulaşmıştır!..

Emek dünyasının siyasetçisi için amaç insandır; bu yüzden, insanlığı ilgilendiren her sorunu kendi sorunu sayar ve özgürlük, eşitlik, dayanışma gibi siyaset tarzını da biçimlendiren insani değerlerin pratik karşılıklarını kurmak amacıyla müdahale hakkını kullanır.

Elbette kişisel bir maddi kazanç veya iktidar beklentisi olmaksızın işkenceyi, tutsaklığı ve ölümü göze alarak, özgürlük, eşitlik, dayanışma gibi insanlığa en çok yakışan değerlerle siyaset yapan bir devrimcinin, mücadele ettiği kapitalist haydutların siyasetçi tipi olarak Makyavel’i tanıması, Makyavelist siyaset felsefesini çok iyi bilmesi gerekiyor, ama hepsi bu kadar; devrimci siyasetçinin kendi dünyasında ve de ‘kendinde’ Makyavel’e hayat hakkı tanıması, olabilecek en ciddi hatalardan biridir..

Yaşadığımız tarihsel tecrübelerle sabittir; şayet emek dünyasındaki Makyavellerin etkinliği kırılamazsa, devrimciler arasında güvene dayalı kalıcı ilişkiler kurmak ve sosyalizme taşınabilir devrimci birlikteliği gerçekleştirmek, bütün iktidar biçimlerini yadsıyan eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum kurmak, bir biçimde kurulsa bile o toplumu yaşatmak imkansızdır!..