Dün yapılan seçimlerde, HDP’nin barajı aşmasıyla, adeta “takke düştü kel göründü”.

AKP’nin oylarının %52 olmadığı ortaya çıktı.  %10’luk baraj nedeniyle önceki seçimlerde HDP seçmeninin kullandığı oyların  çok büyük bir kısmı AKP’ye gidiyordu.

 

Şimdi, HDP, parti olarak seçime girince, baraj nedeniyle AKP’ye yazılan o oylar, HDP’nin hanesine yazılmış oldu. Yani her kesin aldığı gerçek oy ortaya çıktı.

 

Örneğin, 2011 seçimlerinde AKP  Diyarbakır’da  %32.88 oy almış gözüküyordu ve 6 Milletvekili, Bağımsızlar da 5 Milletvekili çıkarmıştı.

 

Dün yapılan 2015 seçimlerinde, AKP Diyarbakır’da  %13 civarında oy aldı ve 1 Milletvekili çıkarabildi. HDP % 80’e yakın oy alarak 10 Milletvekili çıkardı.

 

Yani, AKP’nin Diyarbakır’daki gerçek oy oranı %13 bile değil.

 

 Aynı Durum Ağrı ve diğer bazı iller için de geçerli. Ağrı’da 2011 seçimlerinde 1 Milletvekili çıkaran HDP, bu seçimde  4 Milletvekili’nin tamamını aldı.

 

Meselenin özü şudur. AKP’nin yaşadığı bu hezimetin sorumlusu Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğandır.

 

AKP’yi iktidara taşıyan da Erdoğandır, bu günkü duruma düşüren de Erdoğandır.

 

AKP, ilk iktidara geldiği günkü AKP değildir.!

 

Erdoğan’ın iktidar olduğu ilk yıllarda ki duruşu ve söylemleri ile bu günkü durum arasında dağlar kadar fark vardır.

AKP’nin iktidarda kalma süreci uzadıkça, Erdoğan’ın  demokrasiden uzaklaştığı da çok açık ortadadır.

 

Şöyle biraz geriye gidip hafızalarımızı tazeleyelim. AKP’nin ilk iktidara geldiği yıllarda Erdoğan’ın o günkü söylemleri demokrat duruşu nedeniyle, CHP’den de HDP’ye yakın isimlerden de, Alevi kesiminden bir çok isim de AKP’ye katılmıştı.

 

Aynı süreçte, “Kürt Sorunu”na çözüm konusunda ezber bozan söylemlerde bulunan Erdoğan, sorunun çözümü için Öcalan’la kandille görüşmelerin önünü açmıştı. Bundan dolayı da,  bir çok yazar çizer, aydın kesim Erdoğan ve AKP’ye sıcak bakmıştı. Özellikle Kürt’lerden büyük taktir toplamıştı. Erdoğan’ın bu duruşu nedeniyle, “Kürt Sorunu” meselesinde geçmişte ağır bedeller ödeyen önemli siyasi isimler de partiye katılmıştı.

 

Sonra ne oldu? İktidar süreci uzadıkça, İktidar sarhoşluğuna kapılan AKP ve Erdoğan, demokrasiden uzaklaşmaya ve tek adamlığı dayatmaya başladı. Aniden çark ederek “Kürt Sorunu” diye bir şey yoktur” demeye başladı. Partilere ve farklı inançlara aşağılayan tepeden bakan tekçi zihniyetle bakmaya başladı.

Bu Tekçi zihniyet hakim olmaya başlayınca, önce farklı siyasi görüşlerden AKP’ye geçen isimler gemiyi terk etmeye başladı,  sonra parti de üst düzey görevlerde bulunan insanlar terk etmeye başladı, sonra tabanda sessiz terk etmeler ve tepkiler başladı.

Hatta bu seçimde, AKP üyesi bir çok Kürt, Erdoğan’ın son günlerdeki söylemleri nedeniyle HDP’ye oy verdi.

Ve sayamadığım bir çok nedenden dolayı AKP bu günlere geldi.

Peki şimdi ne olur?

İki seçenek görünüyor.

Birincisi, erken seçim, ikincisi AKP-CHP Koalisyonu.

İkinci senaryo ile ilgili, geçtiğimiz günlerde DSP Genel Başkanı Masum Türker’de bu iddiayı dillendirdi. “CHP’li iki üst düzey yetkili ile eski üst düzey bir AKP’li’nin Kayseri de bir otel’de Koalisyon meselesini görüştükleri yönünde.

Olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Ancak, bence erken seçim olacak gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı Hükümet kurma görevini  önce AKP’ye verecek, kimse koalisyona yanaşmazsa, sonra CHP’ye verecek, ama ben MHP’den dolayı bu oluşumdan da bir mutabakat çıkacağını düşünmüyorum.

Son olarak Erdoğan  “Erken Seçim” şartıyla hükümet kurma görevini AKP’ye verecek. AKP üç ay içinde “Erken Seçim”e gitmek üzere “Azınlık Hükümeti”kuracak.

Seçime gidilecek.

Sen sağ ben selamet…