Tek adam, tek bakış tek fikir, tek düşünce, tek doğru.!

Böyle bir şey olabilir mi.?

Maalesef, söz konusu CHP olunca oluyor..

 

Geçtiğimiz günlerde, CHP’de yaşananlar insanı dehşete düşürüyor. Her kes güçlüden yana, bir konu gündeme geldiğinde, doğru veya yanlış sorgulama fikir beyan etme görüş beyan etme diye bir şey yok.

Baştaki ne demişse o doğrudur.!

Yanlışta olsa ona uymak zorundasın. Onun doğru dediği şeyi tartışamazsın eleştiremezsin..!

Tartışırsan eleştirirsen, “onun görüşünün” aksine bir görüş açıklarsan, başına gelmedik kalmaz..

Nasıl mı.?

Anlatayım.

 

Eylül ayı ilk meclis toplantısında, CHP’li Kartal Belediye meclis üyesi ve Grup Başkanvekili İbrahim Doğan, meclisin 2009-2010-ve 2012 yıllarında belediye başkanına verdiği yetkilerin yasalara aykırı olması nedeniyle bu kararların iptal edilmesi için meclise bir önerge verdi.

 

Doğan, bu yetkilerin belediye başkanına verilmesinden sonra, yaptığı araştırmada “meclisin kendi yetkilerini belediye başkanına devretmesinin yasal olmadığını, bu yetki devriyle yapılacak hatalı uygulamalarda meclis üyelerine zimmet çıkacağını öğrendiği için geri alınması önerisinde bulunmuş. Ayrıca CHP’li 5-6 meclis üyesi de Doğan’a bu meclis kararlarının yasalara aykırı olması nedeni ile geri alınması teklifinde bulunmuşlar.

 

Neticede önerge, CHP’li bazı meclis üyelerinin de desteğiyle gündeme alınmış ve yapılan oylamada, İbrahim Doğan ve Orhan İspekter’in ret oyuyla  belediye başkanına verilen yetki iptal etmişti.

 

Bu olay, demokratik ülkelerde son derece makul ve mantıklı karşılanan bir olaydır.

Peki bizde nasıl oldu.? İbrahim Doğan ve Orhan İspekter, tedbirli olarak disipline sevk edildi.

Doğan’ın Grup Başkanvekilliği düşürüldü ve yerine bir sözcü atandı.

 

Düşüne biliyor musunuz, bu partiye 30 yıl emek vermiş bu insanlar, beş dakikada parti düşmanı  ilan edilmiş ve hızlı bir şekilde partiden ihraç edilmeleri talebiyle disipline  sevk edilmişlerdi.

 

İnsan anlamakta zorlanıyor. Kartal’da “Kentsel Dönüşüm”e karşı verdiği mücadeleyle bu partinin kazanmasında, AKP’nin Kartal’da seçimi kaybetmesinde büyük emeği ve katkısı olan İbrahim Doğan’ı disipline sevk etmek vefasızlık değil de nedir.!

 

AKP’nin de gördüğü ve itiraf ettiği bu gerçeği, CHP’nin yok saymasını nasıl algılamak lazım.!

Peki, CHP’nin Kartal’da seçimi kazanmasında büyük emeği ve katkısı olan İbrahim Doğan’ın 30 yılını verdiği bu partiden  beş dakikada silinip atılmak istenmesi hangi vicdana sığar.?

Yine aynı şekilde, seçim döneminden itibaren partiye ve belediye’ye büyük katkıları olan, hiçbir şaibeye bulaşmamış dürüstlüğü ve duruşu ile tanınan Orhan İspekter, nasıl oldu da, beş dakikada parti düşmanı oldu.!

 

Yazık, insan söyleyecek söz bulamıyor.

Yanlışların üzerini örtmek, siyaset yapmak  particilik yapmak değildir.

 

Gerek Nevşehir’de gerek Ada’da ve gerekse yapılan diğer işlerde, ne oluyor neler yapılıyor, kimse bilmiyor, belediyenin borcu 100 trilyonu geçmiş hiçbir meclis üyesi bu borç nereden geldi bilmiyor, sormuyor.

Nevşehir’de ki otelin yapım ihalesini Karyapsan’ın aldığını, onun da Nevşehir’de bir firmaya verdiğini, o firmanın da başka bir alt yükleniciye verdiği yönünde iddialar bulunuyor.

Nevşehir’de  ne olup bittiğinden meclis üyeleri haberdar değildir.

 

Yine aynı şekilde Ada Tesislerinin onarımı ile ilgili bir takım iddialar vardır, orada da ne olup bittiğinden meclis üyeleri haberdar değildir. Ne yapılıyor, kimler yapıyor nasıl yapıyor,ne kadar harcama yapılmıştır, daha ne kadar yapılacaktır, burada bir usulsüzlük varmıdır, bunlardan  meclis haberdar değildir.

 

Yine Huzurevi ne durumdadır bu kadar para harcandı ne olduğundan kimsenin haberi yoktur. Acaba belediye başkanı bu konularda meclise neden bilgi vermemektedir.? Meclisin bunları bilme hakkı yok mudur.?

 

Belediye Başkanının, aldığı yetkilerle  yapılan bazı işlemlerden meclis üyelerine zimmet çıkacağı açıktır. Bunun ne kadar olacağını hep beraber göreceğiz.

 

Yasalara aykırı bir takım şeyleri, çoğunluğun arkasına sığınarak meclisten geçirmek ve bunu da “biz bunu siyaseten yapıyoruz” demek doğru değildir. Hiç kimse yasa tanımazlık yapamaz, hiçbir karar yasaların üzerinde olamaz.

 

Ayrıca, meclis üyelerinin, birilerinin yanlışına evet demediği için cezalandırmak, bir demokrasi ayıbıdır.

 

Neden Belediye Başkanı’nın dediği doğru oluyor.? Neden belediye başkanının söylediği doğru olmak zorunda,.?

Birileri bir şeylerin doğru gitmediğini söylediğinde neden düşman ilan edilir.

Sokakta Nevşehir’i Ada’yı eleştiren gündeme getiren CHP’liler şimdi ne oldu da bu insanlara düşman oldu.

Peki istenen şu mu, “ben en iyisini yaparım” siz hiçbir şeye karışmayın gelip parmak kaldırıp indirin yeter? İstenen bu mu.?

 

Böyle bir meclis, böyle bir meclis üyesi olabilir mi.!

Madem sadece bu isteniyor, o zaman meclis üyelerinin gelmesine de gerek yok nasılsa yetkilerini vermişler gidip evlerinde otursunlar.!

Hani siz AKP’de kimse başbakan’ı eleştiremiyor diyordunuz. Hani siz AKP’yi biat kültürü uyguluyor diyordunuz.! Hani siz AKP’de kişi sultası var diyordunuz.?

Merak ettim sizinki ne oluyor.?

Hoş geldiniz kralım..!