Günümüzde genel kabul gören büyük suçlardan; işkenceden, sömürüden, insanların işsiz ve umutsuz bir yaşama mahkum edilmesinden, aşağılanmasından, ulusların baskı altında tutulmasından ve hatta soykırımdan daha büyük bir suç var; ekolojik suç…
 
Daha büyük bir suçtur, çünkü diğer suçlar, bireylere, siyasal gruplara, emekçi sınıflara ve uluslara karşı işlenirken, ekolojik suç, bütün insanlığa ve insanlığın geleceğine karşı işlenmektedir.

Bir dizi başlık altında incelenmesi gereken ekolojik suçların tümünü bir makaleye sığdırmak mümkün değil. Burada, önem sıralamasına göre öne çıkan küresel ısınmaya değinmekle yetineceğim…

İnsanlığın geleceğini yok edeceği kuvvetle muhtemel küresel ısınmanın müsebbipleri, satın aldıkları bilim insanları ile büyük bir manipülasyon çabası içindeler. Aynı zamanda kendi geleceklerini de tehdit eden ekolojik suça yardım ve yataklık eden ‘bilim insanları’, hizmetlerine sunulan iletişim araçlarını kullanarak insanlığa, küresel ısınmanın doğal bir süreç ve biraz daha ileri giderek ‘tanrının işi’ olduğunu anlatıyorlar.

Neyse ki “insanlığı ilgilendiren her şey bizi de ilgilendirir” diyen dürüst ve bağımsız bilim insanları da var. Onlardan öğreniyoruz :

Milutin Milankoviç adlı bir bilim insanı 1930’lu yıllarda, dünyanın güneş çevresindeki yörüngesinin doksan beş bin yılda bir biraz daha basıklaştığını, her kırk bir bin yılda dünyanın ekseninde doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda bir de dairesel bir sapma bulunduğunu kanıtlamış.

Günümüz bilim insanları Milankoviç’in teorisini referans alarak, dünyanın sözü edilen hareketlerinden dolayı zaman zaman soğuk dönemler yaşadığını ve yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle sıcak dönemler geçirdiğini varsayıyorlar.

Küresel ısınmanın doğal nedeni böylece açıklanıyor. Ama sanayileşmenin gelişmeye başlamasıyla, 1800’lerin sonlarından bu yana, özellikle de son elli yılda atmosferde yaşanan değişimi izleyen ve analiz eden aynı bilim insanları, dünyamızın bugününde yaşanan küresel ısınmanın doğal nedenlerden kaynaklanmadığını ispatladılar.

Küresel ısınmanın ana nedeni, sanayinin gereksindiği enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtlarla atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasıdır.

Küresel ısınmanın asli failleri de, güneş, su, rüzgar gibi doğa ve insan dostu enerji kaynakları yerine kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtları üretim ve tüketim süreçlerinin ‘vazgeçilmez’ enerji kaynağı haline getiren kapitalist haydutlardır.

Dünya Bankası, 1992- 2000 yılları arasında 37.5 milyar ton karbondioksit üretecek olan fosil yakıt projelerine 13.6 milyar dolar destek vermiştir. Yapılan bir araştırmaya göre, Dünya Bankası gibi ekolojik suç işlemeyi sürdüren 122 çokuluslu şirket, atmosfere salınan karbondioksit emisyonlarının yüzde sekseninden sorumludur. Yalnızca, Shell, Exxon – Mobil, BP – Amoco – Arco ve Chevron – Texaco, yani petrol üreticisi dört şirket tüm karbon emisyonlarının yüzde onundan sorumludur…
 
Hayatın tahribatı anlamına gelen küresel ısınma; kuraklık, açlık, susuzluk, aynı süreçlerde çölleşme ve buzullaşma ile yaşanacak büyük göçler, kaos ve savaş demektir.

Ve öyle anlaşılıyor ki, küresel ısınmanın asli faili olduğu bilinen ve sınırsız kâr hırsıyla gözünü karartarak insanlığın tanık olduğu en büyük suçu işlemeyi sürdüren kapitalist asalakları ‘etkisizleştirmeden’ küresel ısınma belasından kurtulmak mümkün değildir.