Kartal Belediyesi’nde çalışan taşeron işçileri, aylardır maaşlarını alamadıkları için dün iş bırakma eylemi yaptı.

     Böylece, emekten yana sosyal demokrat belediyecilik yaptığını sanan CHP’liler, antidemokratik uygulamalarıyla Türkiye’nin gündeminde yerlerini aldılar.

 

    Gelinen bu süreci biraz irdelemekte fayda var. Belediye başkanı sözüm ona belediye’de çalışan taşeron işçilerinin sendika kurmalarının önünü açtı iyide yaptı,  sonra işçiler sendikalı oldu, sonra toplu sözleşme görüşmeleri yapıldı, toplu sözleşme imzalandı o da güzel, sonra ne oldu aylardır maaşlarını alamayan işçiler, maaşların ödenmesi ve toplu sözleşme maddelerinin  hayata geçirilmesi için eylem yapınca, bizim sosyal demokratlar anında bildiğimiz işveren havasına girdiler.

     Bir sürü bahane uydurmaya başladılar, belediye başkanı şunu söylüyormuş “siz ücret sendikacılığı yapıyorsunuz” Bak hele, insanlar aylardır maaşlarını alamıyor, çoluk çocuk aç borç içinde hacizlerle boğuşuyor, söylenen söze bak, sanki ülkede sendikalar sınıf sendikacılığı yapıyor da belediye işçileri bunu uygulamıyor.

 

     Belediye başkanı sınıf sendikacılığı eleştirisini yanlış kişilere yapıyor, o sendikanın bölge sorumlularına yapması gerekiyor.

O eylemde basın açıklaması yapan sendika temsilcisinin “sarı sendika olmayacağız” sözleri neyi ifade ediyor, daha ne söylemesi gerekiyor. Siz önce kendi kapınızın önünü temizleyin önce imzaladığınız toplu sözleşme metnine uyun, siz önce işçilerin maaşlarını ödeyin, daha sonra bu eleştirileri yapın,  ödenmeyen maaşların talep edilmesinin “ücret sendikacılığı “ ile ne alakası var. Kafanızı kaldırın AKP’li Pendik Belediyesi’ne bir bakın taşeron işçileri kaç lira maaş alıyor. Ben söyleyeyim 1.600 Tl, siz ne kadar ödüyorsunuz 950 Tl. Bırakın bu hamasi sözleri biraz da eleştirilere kulak verin.

Xx                                          xx                                                     xx

 

 Peki CHP ve ona bağlı olarak belediyeler, neden bu durumda.?

    Çünkü  siyasi alt yapısı sağlam yetişmiş donanımlı kadroları yok denecek kadar az. Böylesi kadroların yetiştirilmesi içinde hiçbir gayret gösterilmemiş.

     Partiye, arada bir gidip çay içmeyi, seçim dönemi bayrak asmayı anons yapmayı, bir takım komisyonlarda görev almayı siyaset yapıyor sandıkları için parti bu duruma gelmiş.

 

     Küçük bir azınlığı tenzih ederek söylemek gerekirse, partide kime sorsanız “ben 20 yıldır bu partiliyim, ben 30 yıldır bu partiye emek verdim, ben şu kadar yıldır bu partiye maddi manevi yardım yaptım” söylemlerini çok duyarsınız.  Onlar, bunca yıldır partiye girip çıkmayı, bayrak asmayı, para yardımı yapmayı iyi siyasetçi olmakla eşdeğer gördüler.

 

Bundan dolayı da,  siyasi ve politik alt yapıları olsun olmasın, onlar kendilerini hep partinin en üst kademelerinde görmek isterler ve bunu kendilerine bir hak olarak görürler.

 

     Oysa bakıldığında büyük kısmının siyasi, politik alt yapısı oldukça zayıftır. Parti üst yönetimleri de, bu duruma duyarsız kalmışlardır. Siyaset akademileri kurup, burada gerek dünya ve Türkiye gerçeklerine uygun siyasi dersler verilseydi, meclis üyelerine ve belediye başkanlarına belediyecilik dersleri verseydi, sanırım bu gün CHP’li belediyeler bu olumsuzluklar yaşanmazdı.

 

      Bu gün belediyelerde yönetim, belediyecilik yönünden hiçbir alt yapısı, bilgi ve tecrübesi  olmayan, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin kaderine terk edilmiştir.

 

      Kısacası kabul etmek gerekir ki, CHP belediyelerde hazırlıksız yakalanmıştır.!

 

     Bütün sorun bundan kaynaklanmaktadır. Görünen şudur, yönetim kadroları yetersiz olunca belediye başkanı da toparlayamamıştır. Yetişmiş kadro olmadığı için, yapılan yeni görevlendirmeler de işi iyice çığırından çıkarmıştır, eskisinden daha da kötü olmuştur.

 

     Belediye başkanı da süreci iyi yönetememiştir. Süreci yönetmek için gerçekçi bir yol haritası ortaya konulmamıştır. Kongreden sonra İlçe Başkanıyla “birlikte hareket etmeyi”  kamuoyuna “partide toparlanma” oldu gibi gösterme yanılgısına düşülmüştür. “Partiyle kucaklaşma” başka bir şeydir, “ilçe başkanıyla birlikte hareket etme” başka bir şeydir.

   

      “İlçe Başkanıyla birlikte hareket etme” nin partiye ne kadar zarar verdiği de ortadadır. Bunu görmeyerek, yada görmezden gelerek bir sonuç beklemeyi doğrusu insan anlamakta zorluk çekiyor.

 

     Belediye Başkanı artık, projelerini doğal akışına bırakmalı ve seçim gündemine kilitlenmelidir. Bütün enerjisini buna yoğunlaştırmalıdır. Yeni bir kadroyla yeni stratejiler belirleyerek gündemi değiştirmeyi hedeflemelidir. Çözümsüz hiçbir şey yoktur.