Tecavüz ve cinayet haberleri geliyor. Her gün biraz daha artarak. Her gün biraz daha vahşileşerek. Henüz 13 yaşındaydı H.Ü., tecavüzcüsüyle evlendirildiğinde. Zorla evlendirilmesinin üzerinden bir ay geçmeden odasında göğsünden vurulmuş olarak ölü bulundu.

S.B. bir gece evine gelen erkek tarafından tecavüze uğradı. Bu tecavüz davasında mahkeme “gece evine gelen erkeği kabul etmenin cinsel ilişkiyi cesaretlendiren davranış” olduğunu gerekçe göstererek beraat kararı verdi; tecavüzcüden yana tavır koydu.

Tecavüz davalarında geleneksel “kadın nazlandı” ya da eve misafir kabul ederek ”kuyruk salladı”denilerek, kadına yönelik tecavüz, taciz, şiddet ve cinayetlere toleransla bakılmış ve ceza indirimleri erkek egemen yargının referansları haline dönüşmüştür.

Yargıdan ve erkek egemen sistemden güç alan erkekler “önemsizler” ve “müsaitler” diye kadınlara mezarlar kazıyor. Tarlaya, bir derenin yatağına, dağların eteklerine, bodrum katlarına, yani karanlık olan her yere kadın cinayetleri için kazılmış mezarlıklar diziliyor.

Kendi vicdanına ve ruhuna tecavüz etmiş erkek vesayetine dayalı bir ülkede, kadınlar için sokaklar pezevenkliğin, odalar tecavüzün, işyerleri tacizin, sömürünün, kaldırımlar cinayetin ve yataklar kadınların Kerbelâsına dönüşüyor.

Özgecanlar, H.Ü.’ler kadınların Kerbelâsı’na eklenen son olmayacak kurbanların adıdır!

“Kadına kim tecavüz etti, kim öldürdü” sorusu hakikati örtmenin, kadınların bu soruya asırlardır verdikleri cevaplara sağır kalma halidir.

Kadına yönelik taciz, tecavüz, şiddet ve cinayet suçlularının dosyasında; erkek egemen zihniyet, iktidarı erkeklik üzerinden üreten sistem ve dinci vesayet rejimi yazıyor.

Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve cinayetler üreten erkek ve dinci vesayet sistemine dayalı ucubelik bulaşıcı kötülük üretiyor. Travmaları bitmeyen kadınların hakikatlerine kör, sağır ve dilsiz kalan erkekler olarak, kendimizle yüzleşecek gerçek soruları üretemiyoruz.

Sorsak bir kere; kadınların yaşam alanlarını gasp etmiş ve nefes almasın diye boğazını sıkan, dinci fetvaları üreten kim?

Sorsak; Mardin’de 12 yaşında tecavüz edilen ve 26 erkeğe satılan kız çocuğunu korumayan hukuk sistemi kimin eseri?

Soralım; kadınlara korkmayı, geceleri tek başına dolaşmamayı kim öğretti!

Soralım; kadınları mutfağın kölesi yapmayı kim istedi? Özgürlüklerini gasp eden erkekler değil mi? Kadına korkmayı öğreten kim?

Erkekler! Erken egemen sistem! Erkek devleti! Erkek vesayeti! Devlet baba! Erkek ulema!

Kadınların yaşadıkları sadece insanlıktan çıkmış bir iki vahşi canavarın kadın Kerbelası’ndaki kurbanları değil, erkeklerin, iktidarın, kurumların, siyasetin, hukukun ve dinin yarattığı hâkim erkekçi iklimin sonucudur.

Kadına yönelik suçları koruyan kollayan, tecavüzü meşru gören erkek ve dinci vesayete dayalı egemen zihniyet gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Tecavüzcülere “iyi halden” dolayı “ceza indirimi” yaparak koruyan ve kollayan erkek vesayetin sözcüleri, kadın sorununa nasıl cevap verebilir?

Kadın düşmanı erkek ve dinci vesayetin ses tonları çok yüksekten geliyor. “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilmem” diyor cehaletle sulanmış beyin!

“Tecavüzcüler, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur” fetvasını okuyan sapıkları koruyan kim?

“Kadın ve erkek arasında yaratılışından kaynaklanan bir eşitlik olamaz” diyerek eşitsizlik tahribatlarını üretenler kim?

“Çocuk nikâhlarının çoğu masumane” diyerek 13 yaşındaki kıza tecavüz ederek nikahlayıp öldüren vicdansızlık kime aittir?

Kadının feryadına sağır kalmış vicdansızlığın ve kadına yönelik suç üretme makinesine dönüşmüş bu ülkenin uhrevi ve politik diline sığınanlara sorulacak onca soru var.

Bir son soru olmasa da sormak lazım;  kimliğinde cinsiyeti kadın yazan “önemsiz ölüler” ülkesinin Kerbalası’nda kadınlara mezar kazan Yezid’lerin kimliğinde cinsiyeti ne yazıyor?