Geçtiğimiz gün. Kartal Belediyesi’ndetatsız bir olay yaşandı. Bir televizyon kanalının muhabiri ve kameramanıbina içinde görevliler tarafından darp edildi ve tartaklandı.

Peki bu olay neden yaşanmıştı.?

İş yerine ruhsat almak isteyen birvatandaş, tüm evrakları tamam olmasına rağmen ruhsatının verilmediğini,kendisinden rüşvet istendiğini iddia ederek, olayı basınaaksettirmişti.!

İddiaları incelemediğim için o konuda bir yorum yapmak istemem. Ancak olaydan sonrası yaşananlarla biraz değinmek istiyorum.

Olay şöyle gelişmiş, bir televizyonkanalının muhabir ile kameramanı olayın doğruluğunu araştırmak için,iddia sahibiyle birlikte Kartal Belediyesi’nin ruhsat işleriMüdürlüğü’ne gitmiş. Muhabir adı geçen görevliye iddiayı sormuş,görüntülerden izlediğim kadarıyla engelleme ve saldırı o andan itibarenbaşlıyor.

Olay Belediye binasının dışına kadarsürüyor, darp esnasında kameramanın dişi kılıyor, bayan muhabirin saçıçekiliyor ve itilip kakılıyor. Bu şekilde binanın dışına kadartartaklanıyorlar.

İddia sahibi binanın dışında da bağırarak iddialarını tekrarlıyor.

Yine iddialara göre Belediye Başkanının osırada belediye binasında olduğu ve makamında oturduğu olaya müdahaleetmediği söyleniyor.

Neyse, gelelim olayın püf noktalarına.!

Olayın televizyonda yayınlanmasının ardından, Belediye, olayla ilgili kendi sitesinden “kamuoyuna” başlığıyla bir duyuru yayımladı.

Duyuruda, iddia sahibinin baş vurusununincelendiği, iş yerinin açılması için “Kolluk Kuvvetlerinin görüşününalınması gerektiği, Emniyet Müdürlüğü’nün “genel güvenlik ve asayiş yönünden buraya bar açılmasının sakıncalı olduğu” yönünde görüş bildirdiği, buna rağmen ilgilinin iş yerinin ruhsatsızçalıştırıldığını, bu nedenle mühürlendiğini ancak iş yeri sahibinin “mühür fekki” yaparak çalışmaya devam ettiğinin tespit edildiğini ve gerekli yasalişlemler uygulanarak, ruhsat için yatırılan ödentilerin de kendisineiade edildiği” ifade ediliyor.

İddianın doğru olup olmadığı yapılansoruşturmada ortaya çıkacaktır, o ayrı bir konu ancak, insan sormadanedemiyor, birincisi, bu olay o gün duyulan bir konu değildir. Sağırsultanın duyduğu bu iddiayı Belediye Başkanı bu güne kadar nasılduymamıştır.

İddia sahibinin ilgili Başkan yardımcısıyla üç defa görüştüm bana “ müdür sana kafayı takmış” demesi, başkan yardımcısının bu işi çözmek yerine muallakta bırakmasını nasıl değerlendirmek gerekiyor.

Üçüncüsü, madem emniyetin olumsuz yazısı var, madem ruhsat verilmeyecek, o zaman neden harçlar alınıyor.?

Dördüncüsü, eğer ruhsat verilmesiyasalara uygun değil idiyse, başkan yardımcısı neden işletmeciyle ve müdürle  görüşme ihtiyacı duyuyor neden olmaz diye kestirip atmıyor.?

Beşincisi ve en önemli konulardan birisi,İşletmecinin iddia ettiği gibi bölgede kendi durumuyla aynı konumdaolan bazı işletmelere  ruhsat verilmiş midir.? Verilmiş ise, ilgiliBaşkan Yardımcısı ve ilgili müdür bunu nasıl izah edecektir.. BelediyeBaşkanı bu işe ne diyecek, bu olay kamuoyuna nasıl izah edilecek.?

Güvenlik zaafiyeti görmezden gelindi.!

Belediye, açıklamanın bir bölümünde “muhabirve kameramanın belediye’ye giriş yaptığı, danışma birimine kimlikleriniibraz etmeden, kamerayı saklayarak içeri girdikleri, müdürlük katındakameranın çıkarıldığı, çekim yapıldığı, ilgili müdürün kamu personeliolması nedeniyle açıklama yapamayacağını söylemesine rağmen görüntüalmaya devam ettiklerini ” belirtilmektedir.

Savunmaya bak.!

Sanki muhabir ve kameraman 25 kiloluk kamerayla içeri gizli girmişler.

Adamlar ellerini kollarını sallayarak içeri girmişler. Kimse onlara “buyurunkimsiniz, kiminle görüşeceksiniz, kimlik bırakmanız gerekiyor, sizemisafir kartı vereceğiz, yada sizi ilgili kişiye götürelim, ya dakiminle görüşecekseniz ona bilgi verelim” demişte buna rağmen zorla mı girmişler.?

Hayır.

Onlar içeri girdiğinde güvenlik görevlileri neredeymiş.?

Kapıdaki güvenlik görevlisi sormazsa,gazeteci niye benim elimde kamera var desin ki.! Nereye ve kimegideceğini biliyorsa, niye kime ve nereye gideceğini sorsun ki.!

Kaldı ki, belediye kamuya açık bir yerdir çekim yapmak ta suçta teşkil etmez.

Bir başka açıdan bakarsak, madem ki muhabir ve kameraman  ilgili müdürlüğe kadar girmiş, o zaman, ‘bendevlet memuruyum benim açıklama yapmam yasak, sizi ilgili başkanyardımcısına yoksa belediye başkanına göndereyim onlar gerekliaçıklamayı yaparlar’ denseydi daha uygun olmazmıydı.

Şimdi çıkıp yok, emniyet izin vermedi,yok efendim harçlarını iade ettik, yok efendim başkan yardımcımız onuyapmamıştır, yok efendim müdürümüz bunu yapmamıştır, yok efendimkamerayı gizli sokmuşlar, yok efendim çekmeyin demişler de çekmişler.

Bunlar işin hikaye kısmı.!

Gerçek, yaşandı bitti gitti.!

Açıklamada dikkatimi çeken bir şey daha oldu, açıklamanın hiçbir yerinde ‘iddialarla ilgili gerekli soruşturma başlatılmıştır’ cümlesini görmedim.

Bu da çok ilginçtir.

Neyse, şimdi sadede gelme zamanıdır, bu işin faturası kimlere kesilecek göreceğiz..