Bilindiği gibi, Kartal açık oto pazarı belediye başkanıyla işletmeci arasındaki bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle başkanın talimatıyla kapatıldı.

 

Sonunda konu yargıya intikal etti. Yargı süreci devam ediyor.

 

Oto Pazarı mühürlendiğinde, pazarın içinde bulunan ve bir kısmının mescit olarak kullanıldığı kapısında “Mescit” yazan prefabrik yapı da mühürlendi.

 

Fethi Satıcı arkadaşımız da bunu haber yaparak diğer gazetelere servis etti ve haber bazı internet sitelerinde yayımlandı.

 

Belediye Başkanı bu haberlere sert tepki gösterdi. Haberlerin maksatlı yapıldığını ve bu gazetelerin kendisini “din karşıtı” gibi gösterdiğini söyledi.

 

Sonra da bir gazete, belediye başkanına haksızlık yapıldığını, buranın bir bölümünün Mescit olduğunu, oto pazarı kapatılınca doğal olarak buranında kapatıldığını yazdı.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, biraz bu işten anlayan bu gazeteci de biliyor ki, bu olay bal gibi haberdir. Ama neden böyle davrandığını biraz anlayabiliyorum. Kendisinin de bunu anladığını gayet iyi tahmin edebiliyorum.

Bu konunun başka bir boyutu, oralara girmeyi şimdilik uygun görmüyorum..

 

İşin özü şudur. Bu konuda hata yapılmıştır “Siyasi Danışmanlar” ve “Zabıta Müdürü” hatalıdır ve sınıfta kalmışlardır. Böylesi hassas bir konuda Belediye Başkanını uyarmaları gerekmezmiydi. Bunlar vur deyince öldürüyorlar, kendilerini öylesine başkanın talimatına formatlamışlar ki, gözleri koskoca Mescit tabelasını görmemiş.!

 

Belediye başkanı bu gazetecilere tepki göstereceğine, o gazetecilerin eline bu malzemeyi veren olayın bu duruma gelmesine neden olan “Siyasi Danışmanları”na ve Zabıta Müdürü’ne tepki göstermelidir.

 

Gazeteci yapılması gerekeni yapmıştır..

 

Eğer birileri belediye başkanını içinde “Mescit” olan o kısmın kapatılmaması gerektiği konusunda uyarsaydı, kapatılması durumunda sıkıntı yaşanabileceğini, yanlış anlamalara neden olabileceğini hatırlatıp “başkanım bu yapının içinde Mescid var burası açık kalsın, hatta  burayı temizleyip düzenleyelim insanların girip çıkacağı kadar da bir kapı bırakalım insanlar gelip ibadetlerini yapsınlar” deseydi, inanıyorum ki belediye başkanı da buna hayır demezdi.

 

Ama olmadı düşünemediler, kabak geldi belediye başkanının başına patladı.

 

Yetmiyormuş gibi bazı işgüzar görevliler, haberlerin bazı internet sitelerinde yayımlanmasının ardından telaşa kapılıp, sözde buranın Mescit olmadığını göstermek için yapı üzerindeki “Mescit” tabelasını söktüler.

 

Bir kez daha basının eline malzeme verdiler ve olayı daha da tartışmalı duruma soktular. Oysa hemen ilk günden itibaren “Mescit”in yanlışlıkla mühürlendiğini söyleyip ibadete açabilirlerdi, bu daha çok inandırıcı olurdu. Ama olmadı, yapılmadı, yapılamadı..

 

Şimdi kalkıp birilerine din üzerinden siyaset yapıyorlar demeyi doğru bulmuyorum. Kusura bakmayın malzemeyi verirseniz birileri de kullanır..

 

Şimdi birilerinin kalkıp “efendim burası “Mescit” değil di, içinde çay ocağı var, bir kısmı  Mescit olarak kullanılıyordu, birileri bu konuda belediye başkanına haksızlık yapıyor” demek de doğrusu insafla bağdaşmaz, doğru da değil.

Tamamı yada bir kısmı ne olursa olsun, bir kısmı da olsa “Mescit” olarak kullanılıyormuydu kullanılıyordu.. O halde mesele bitmiştir, orası “Mescit”tir, siz de yerel yönetim olarak gerekeni yapmak zorundasınız. Sağa sola yalpa yapmaya kılıf uydurmaya gerek yoktur. Önce dönüp kendinize bakacaksınız, zaten CHP’nin bu konuda adı çıkmış 9’a inmez 8’e, o zaman neden bu konulara dikkat edilmez.!