İslam ülkelerinin tamamında mistik bir yaşam egemendir. Hemen hemen yöneticilerin tamamı emperyalist güçler tarafından iktidara getirilmiştir.

        Emperyalistlerin iktidara getirdikleri bu güçler, iktidarda kalmak için her türlü zulmün yanı sıra vurgun, soygun, yalan, talan, hukuksuzluğu bir yaşam biçimi haline getirdikleri gibi toplumu demokratik özgürlüklerden, bilimden, sanattan, aydınlanmadan koparıp cehaletin kucağına atmak için her türlü yolu demekte geri kalmadılar. Çünkü bunlar ancak bu koşullarda iktidarda kalabilirler…

         Emperyalizmin uşaklığını yapan bu güçler servetlerine servet katmakta, şatafatlı yaşamlarını doruğa çıkarmakta, topluma ise sus payı ya da sadaka vererek tüm bu rezilliklerin üstünü din iman edebiyatıyla örtmeye çalışmaktadırlar. Buda yetmiyormuş gibi toplumu mistisizm batağına mahkûm etmeyi ihmal etmiyorlar.

        Bunu en güzel örneğini ülkemizde görmekteyiz. Bin türlü yalan ve talan, zulüm politikalarıyla toplumu teslimiyetçi, kaderci, neme lazımca, yarınlarını düşünmeyen, günü kurtaran, kaderci bir ümmete dönüştürdüler.

        Şimdi iktidarlarını sürdürmek için savaş çığırtkanlığı, kamplaşma vb. yapay gündemler oluşturarak ömürlerini uzatmaya çabalamaktalar. Asıl olan şu;  Türk halkı bu utanç vesikasına artık seyirci kalmayacaktır.

        İslam ülkelerinde iktidarların tamamı İslam dini üzerinden bin bir yalan ve dalavere ile İslam dinini kullanarak iktidarlarını ayakta tutarken, bir taraftan da İslam dininin erdemleriyle halkı oyalayıp, sinsice her türlü zulüm, baskı, ötekileştirme, kamplaştırma politikalarını uygulayarak toplumu saf dışı ederek kapı kuluna dönüştürmektedirler.

        Buradan bir noktanın altını kalın çizgilerle çizmekte yarar görüyorum: dini inancını tertemiz duygularla, kimsenin baskısı altında kalmadan yaşayan dindarlara saygımızı ayrı tutarken dini bireysel çıkarları uğruna bir afyon gibi kullanan yobaz şarlatanlardan korumalı, oyunlarını bozmalı, İslami değerleri kullanmalarına izin vermemeliyiz.

        Emperyalist güçlerin uşağı olan bu güçler toplumun direncini ve özgüvenini kaybetmelerini sağlama adına her türlü entrikayı çevirmektedirler. Birinci öncelikli görevlerimizden biri bu oyunu bozmaktır.

         Son dönemde ülkemizde bilim ve aydınlanmanın önüne geçilerek kelimenin tam anlamıyla bir akıl ve vicdan tutulması yaşanmaktadır.

          Ortaçağ karanlığına sürüklendiğimiz bu süreci iyi görmeli ve doğru okumalıyız. Yoksa tüm demokratik haklar elimizden kayar gider…

          SEVGİLİ OKURLARIM; Emperyalist güçler iktidara getirdikleri kişi gurup ve zümreleri kullanıp beklentilerini elde ettikten sonra posalarını çıkarıp tarihin çöplüğüne gömdükleri tarihi örneklerle doludur… Lütfen gelişmeleri iyi takip edin, araştırın, sorgulayın, okuyun ve ondan sonra karar verin…

            İslam erdemleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu dinci, tarikatçı, cemaatçi bezirgânların %99’u elini sıcaktan soğuğa koymadan dini toplum üzerinde sömürü silahına dönüştürerek halkı sömürmekte, servetlerine servet katmaktadırlar…

             Üretim dışı olan şeyhler, tarikat ve cemaat mensupları halkımıza en büyük kötülüğü yapmaktadır. Üretime katkısı olmayan bu asalaklar sosyal, siyasi yaşamımıza hiç olmadığı kadar yön vermekteler.

            Sevk ve sefa içinde yaşayan bu din tüccarları rahatları bozulmasın diye her yolu mubah saymaktalar. En güçlü silahları ise yüce İslam dinimizin erdemleridir. Bunlar çağdaş ileri görüşlü, barıştan, demokrasiden, kardeşlikten demokratik örgüt ve demokrasiden yana olan herkese her kuruma düşmandırlar.

            Bu din bezirgânlarını durdurmak siyasal iktidarların görevidir. Ne acıdır ki diğer İslam ülkelerinde sayıları giderek azalırken ülkemizde artarak devam etmekteler.

             Bu karanlık gidişatın temelleri 60 yıl önce atıldı ve bugün artarak geldi peki demokratik güçler neredeydi? Demokratik güçler sindirildi, yok edildi, sürgün edildi, zindanlara mahkûm edildi, nefes alamaz hale getirildi. Bu karanlık gidişatın sona ermesinin yolu demokratik örgütlülük ve iktidarıdır.

             Son olarak Atatürk’ün şu sözlerini unutmamak gerek Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, müritler, tarikatçılar, cemaatçiler vb. karanlık güçlerin ülkesi olamaz ne yazık ki...

             Gün İslam dünyasının Emperyalist güçlere karşı birlik ve dayanışma günüdür. Gün Emperyalizme dur deme günüdür.