İktidarın toplumu her yönüyle kuşatarak suskun emir kulu içi boş birer nesneye dönüştürmek için büyük bir gayret içinde olduğu her alan da gözetmektedir. Saat başı gündem değiştirmeye ne demeli…

            Hemen hemen tüm gençliği kuran kurslarına ve imam hatip liselerine mahkum ederek dinci ve kinci bir nesil oluşturma çabasında, hiç kimsenin dinine ve inancına karşı değiliz önemli olan neyin öğretildiğidir.

            Yeni nesil bilimden, sanattan, felsefeden, edebiyattan çağdaş tüm değerlerden koparılıp yarınlarını düşünmeyen teslimiyetçi kaderci içi boş bir nesneye dönüştürülmekte, ön yargılı, ufku dar, bilgi, sevgi, dostluk, dayanışma, paylaşım, hoşgörü gibi temel insanı duygulardan yoksun eğitilmektedirler.

            Diğer yönden halkı baskı altında tutmak için tüm demokratik kazanımları ellerine almakta baskılara boyun eğen teslimiyetçi, kaderci bir toplum oluşturmaktadırlar. Çalışanlar perişan emekliler yarı aç yarı tok ölüme terk edilmiş, sanayici, çiftçi, esnaf ne yapacağını bilmez durumda, toplumun büyük çoğunluğu korku ve telaş içinde umutsuzca yarınların neler getireceği beklentisi içinde…

            Mevcut iktidar kendisi gibi düşünmeyen kendisine boyun eğmeyen başta sivil toplum örgütleri olmak üzere sendikalar siyasi partiler tüm kurum ve kuruluşları ya susturmakta yada denetimine almakta. Türkiye tarihinde görülmemiş ölçüde baskı altında tutulmaktadır. İnsanlar ne yapacağını bilemez endişesi için de…  En doğal bilgilenme hakkı bile ellerinden alınmış durumda!

            Kısacası bu korku ve baskı imparatorluğu aslında tüm kurum ve kuruluşları tedirgin etmesine rağmen susmak tercih edilmekte bunun adı açıkça faşizmdir.

            İç politikada olduğu gibi dış politikada da herkesle kavga eden bir ülke haline geldik.

            Oysa Türk halkı barıştan, dostluktan, kardeşlikten yanadır. Biz Türk halkı olarak barış, dostluk, dayanışma, demokrasi ve birlikte yaşama kültüründen ısrar etmeliyiz. Anti demokratik tüm uygulamalara daha fazla gecikmeden dur demeliyiz. Bunun yolu da demokratik güçlerin birlik ve dayanışmasından geçer…

            Son olarak laik demokratik sosyal hukuk devletine sahip çıkmak ülkenin bölünmez bütünlüğü ve yaşamsal değerlerin korunması geliştirilmesi yaşatılması her Türk vatandaşının temel görevi ve sorumluluğudur bilinmesi gereken gerçek husus budur.

            Özgürlüğümüz için onurumuz için ülkemizin geleceği için ayağa kalkmalı zalimlere dur demeliyiz. Gün demokratik ve insani olan haklarımıza sahip çıkma günüdür!