aydin @ ilkhaber.biz

Emperyalist kapitalist düzen başta olmak üzere, diktatörlük, krallık, şeriat benzeri özet mülkiyetten beslenen tüm düzenler vurgun, soygun, yalan, talan, zulüm, hukuksuzluk, adaletsizlik, kan ve vahşetle beslenmekte… Tüm bunlar onların varlık sebebidir.

Milyonlar aç ve sefil hayatı bir avuç mutlu azınlık zevk ve sefa içinde. Yani iktidar sahibi olan hakim güçler halkı bir çuval kömür, bir paket makarna, üç beş kuruş sadakayla, din afyonuyla halkı uyuşturmakta, aldatmakta, sirküle etmektedir.

Bu sistemlerin egemen olduğu tüm ülkelerde genel durum budur. Başta ülkemiz olmak üzere geri kalmış tüm ülkelerde genel vaziyet budur.

Emperyalist güçler ve onların uzantısı olan siyasi iktidarların ne doğal yaşam ne de canlı varlıklar, onların hiç mi hiç umurunda değildir. En başta insanların geldiğini bilmeliyiz. Onların düşündüğü daha fazla güç, daha fazla kazanma, baskı ve zulme dayalı siyasi iktidarlarını sürdürmektir.

Bunun en acımasız örneğini Ortadoğuda görüyoruz. Ne uğruna! Bir avuç petrol için uluslar yok ediliyor. Ortadoğu kan revan içinde, adeta insanlık can çekişiyor.

Egolarını tatmin etmek için uluslar susturulmakta, nefes almaları dahi çok görülmekte…

Başta ülkemiz olmak üzere, bu iktidar sahibi güçler bin yanlışlarına karşılık bir doğrularıyla her şeyin üstünü örtmekteler.

Ülkemiz bunun en güzel örneğidir. Bütün basın yayın kuruluşları başta olmak üzere diğer tüm kurumlar tek bir kişinin emrinde ve denetiminde, gerçeklerin üstü örtülmekte, toplum yalan yanlış bilgilerle uyutulmakta. Başta saydığım tüm sistemlerde geçerli olan budur.

Saygıdeğer okurlarım, bu sistemlerin insan onuru ayaklar altında ezdiğini anlamanın zamanı çoktan gelmiştir.

İşte size örnekler, hırsızlıkla çalıp çırparak, kutuplaştırarak, halkın parasını gasp ederek, devlet malına el koyarak zengin olmak uğruna insan bedenlerini satarak, gözünü kırpmadan cinayetler işleyip zengin olanlar, diğer tarafta açlık ve sefalet içindeki mazlum insanların dramı…

Bu sistemlerin anlayışı budur; zorba sistemler zorbaları sorgulamazlar…

Sevgili okurlarım, bir günde servet sahibi olan bu leş kargaları, diğer tarafta sefalet içinde yaşayanların nedenlerini sorgulayan, sorumluluğu üstüne alan, hesap soran, her şeyi rayına oturtan bir sisteme ne dersiniz. İşte bu sistemin adı SOSYALİZMDİR. Çünkü sosyalizmde insanlık onuru önlerdedir, her şey denetim altındadır. Çünkü ezen ve ezilen yok, en önemlisi özel mülkiyet yoktur.

Zorbaların iktidarı mı halkın iktidarı mı? Karar sizin…

Onların sayısı elin beş parmağı kadar. Ya mazlumların sayısı? Milyarlardan ibarettir. Gelin bu utanç vesikasına dur diyelim…

Ülkemizde 2 milyon çocuk işçi, 485 bin çocuk evliliği, rezilliğin daniskası değil midir. Sadece ülkemizde mi! Yukarıda ismini saydığım sistemlerin tamamında bu dengesizlikler vardır. Çünkü bu dengesizlikler bu rezillikler onların olma sebebidir.

Tüm yaşam alanlarının denetim altına alındığı, yalan ve yanlışlara son verildiği, daha onurlu bir yaşam için tek çözüm yolu emekçilerin iktidarındadır. Bunun adı sosyalizmdir.

Çünkü sosyalizmin temel görevi insanca yaşanılabilir bir sistem oluşturmaktır. Sosyalizmin eğitim, sağlık, barınma, çalışma, insanca yaşanılır tüm hakları sağlamakla yükümlüdür. Çünkü eşit ve özgür birey yaratırken tüm yanlışların önünü kapatan bir sistemdir.

Sosyalizmin temel görevi canlıya, doğaya, bilime, saygıyı görev sayar. Nasıl ki insan ve canlıların yaşamı temel görev kabul ediliyorsa, doğanın korunması, bilimin geliştirilmesini de öncelikli görev sayar.

Sosyalizm özünde savaşa karşı olduğu gibi doğa ve canlılar için zararlı olan silahlar başta olmak üzere her türlü yanlışa ve buluşa da karşıdır. Ne acıdır ki kanla beslenen vahşi kapitalizmin en son aşaması olan emperyalizmin bitmez tükenmez saldırganlığı ve işgalci yapısına karşı önlemini almak zorundadır…

Sevgili okurlarım, 2017 yılında dünyada yaklaşık 2 trilyon dolar savaşmaya (yani silah ve savaşlara) harcanmış durumda. İşte emperyalist güçlerin bitmez tükenmez hırsı…

Sosyalizm işçinin köylünün emekçi yığınların yani toplumun %99’unun sistemidir. Yani sosyalizm aynı zamanda modern komünal toplum nihai hedefine ulaşmamızı sağlayan düzendir…

Bunun içindir ki kötü insan yoktur, kötü sistem vardır yada hasta insan vardır. Onların da rehabilitasyona ihtiyacı vardır, bu da devletin görevidir…

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim…”