Tarih kılıçla yapılıyor. Ne yazık ki bu böyledir; İnsanlığın tarih yazımında kullanılan kalemlerin mürekkebi kandır !...

Köleci Roma’dan özgürlük isteyen Spartaküs ve köle yoldaşları kılıç kullanmak zorunda kalmışlardı.

Tarihsel ömrünü tamamlamış bulunan feodalizmi tasfiye etmek zorunda olduğunun bilincine varan Avrupa burjuvazisi, feodal sınıfın temsilcilerine, krallara ve kiliseye  "lütfen tarih sahnesinden çekilin artık!" demedi, eski toplumun kurumlarını kılıçla tasfiye etti.

Çarlık Otokrasisinin yerine emeğin iktidarını tercih eden Bolşevikler ve diktatör Batista’nın şiddete dayalı yönetimi yerine demokrasiyi tercih eden  Küba’lı devrimciler de silah kullanmak zorunda kalmışlardı.

Güney Afrika’da Nelson Mandela, ırkçı yönetime karşı barışçıl mücadele yöntemlerinin yetersiz kalacağının ayrımına varınca silahlı mücadeleyi benimsemiş, bu yüzden ömrünün yirmi yedi yılını zindanda geçirmişti.

Ama bu gün bir dizi barış ödülü ile baş tacı edilen Mandela zindandayken yalnızca Güney Afrika’nın ırkçı yönetimi tarafından değil, ABD dahil ‘medeni dünya’nın pek çok devletince ‘terörist’ sayılıyordu.

Tarihsel meşruiyeti açık olan siyasal mücadeleler verili iktidarlarca bozguncu ya da terörist olarak görülebilir; Fransa için, Cezayir özgürlük mücadelesinin elemanları,  Amerika için, Vietnam’da işgalci güçlere karşı savaşan devrimciler ya da  Küba diktatörü için, Fidel ve Che ‘terörist’ sayılıyordu.

Mesele budur; terör nedir, terörist kimdir sorularına verilen yanıtlar  zamana ve ‘duruma’ göre değişiyor...

Emeğin ve insanlığın özgür geleceği için mücadele eden devrimcilere göre terör, amacı ne olursa olsun sivil ve silahsız insanlara  şiddet uygulamak, öldürmek, işkence yapmak, psikolojik zararlar vermektir.

Tarihsel açıdan meşru bir siyasal projenin pratik karşılıklarını kurarken şiddete başvurmak zorunda kalanların silahlarını nerede ve nasıl kullandıkları önemlidir. Meşruiyeti açık bir siyasal hareket olabilir ama şayet sivil ve silahsız halka şiddet uygulanıyorsa, gerekçesi ne olursa olsun masum insanlar öldürülüyorsa, o hareket terörist kimliğini hak eder !...

Ve elbette, siyasal iktidarların şiddete dayalı yönetim biçimleri ile saldırgan devletlerin işgal ettikleri ülke halklarına karşı kullandıkları  şiddetin adı da tartışma kabul etmeyecek bir kesinlikle terördür...