Son yıllarda başta eğitim basın hukuk  ve STK’ların kuşatılmasıyla birlikte, toplumu ileriye taşıyacak tüm değerler yerle bir edilmiş durumda.

            Toplumu ileriye taşıyacak tüm kurum ve kuruluşlar kuşatıldı ya yok edildi ya da susturuldu.

            Bir toplumu ileriye taşıyan çağdaş bilimsel demokratik eğitimin yanında sendikalar, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleridir.

            Burada eğitim kurum, kuruluş ve eğitimcilerin üzerinde durulması gereken en can alıcı noktadır. Tüm dünya’nın kabul ettiği pozitif bilimi yani çağdaş demokratik, bilimsel eğitim en karanlık sürecinden geçmektedir.

            Bugün ülkemizde eğitimin adeta karanlığa gömüldüğünü pozitif bilimde büyük bir hınçla intikam aldığını görüyor ve yaşıyoruz. Türkiye, tarihinin hiç bir döneminde eğitimden, bilimden, sanattan, felsefeden bu kadar uzaklaşmamıştır.

            Günümüz Türkiye’sinde güzel dilimiz Türkçemiz yerini Arapça, Farsça sözcükler almaktadır. Hiç fark ettirmeden toplumu sindirmekte. Aydınımızdan tutun sıradaki vatandaşa kadar herkes uyuşturulmakta, kandırılmaktadır.

            Çağdışı gerici eğitim kurumları başta olmak üzere, basın ve diğer kurumlarcada bağnazlık beyinlerimize enjekte edilmektedir. Unutulmaması gereken gerçek şu ki,  çağdışı gerici eğitimle gelişen tek bir ülke yoktur yer yüzünde.

            Gerçek şu ki, bu eğitim sistemi hepimizin zararınadır. Eğitim kalitemizle Dünya’nın en son  sıralarında yer aldığımız araştırmacılarca ortaya konmuştur. Bunu görmemenin uykusundan uyanmalıyız fazla gecikmeden !

Günümüz türkiyesinde, düşenmeyen, araştırmayan, sorgulamayan, okumayan kör sağır ve dilsiz bir toplum yaratılmak istenmektedir. Unutulmaması gereken gerçek şu ki, bunun faturasını hep birlikte ödemek zorunda kalacağız, aslolan budur ve bu böyle bilinmelidir.