Son zamanlarda gazetecilik mesleği iyice çığırından çıktı. Meslek onuru ayaklar altına alındı.  

Birileri gazetecilik kisvesi altında “kalemşör”lük “jurnalcilik”  “tetikçilik” yapmaya başladı.

 

Ciddi bir denetim olmadığı için, meslek sorumsuz bir takım kişilerin elinde kaygı verici  bir silaha dönüşmüş durumda..

 

Bir kısım gazetecileri tenzih ederek söylemek gerekirse; bazı gazeteciler, meslek etik kurallarından taviz vermeden hem kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirip hem de emeklerinin karşılığını alırken, bir kısım gazetecilerin mesleği sadece para kazanmaya yönelik bir araç olarak gördükleri için, özellikle de belediyelerden aldıkları ilanlar nedeniyle, buralarda yaşanan olumsuzlukları görmezden gelmeleri kaygı verici boyuta ulaşmış durumda.

 

Maalesef, bu durum belediyelerin de işine gelmektedir.!

 

Son zamanlarda, bazı “gazeteciler” gündemdeki konuları değişik boyutlarıyla sorgulayıp kamuoyunu bilgilendirmek yerine birilerinin sözcülüğüne soyunmaları, bazı gazetecilerin bunu daha da ileri götürerek, hangi gazetecinin kiminle oturduğunu gözlemleyip bu durumu ekspres bir şekilde  “ağa babalarına” jurnallemeleri, mesleğin nasıl bir duruma düştüğünün çok açık bir örneğidir.

 

Peki, geçimini belediyelerden aldığı ilanlarla sağlayan bir gazeteci “tarafsız” olabilir mi.?

 

Varlığını yerel yönetimlerin ilanlarına bağlayan, yerel yönetimlerin ilan tehdidi altında sürdüren bir gazetenin özgür ve bağımsız olmasından söz edilebilir mi.?

Bu durumda olan bir gazeteciden kamuoyuna doğru bilgi vermesi beklenebilir mi.?

 

Bu durumda olan bir gazeteci, o belediye başkanı ve yönetiminin “eksikliklerini, usulsüzlüklerini yolsuzluklarını” görmesi beklenebilir mi.?

 

Gazeteci, yasama yürütme yargı’dan sonra dördüncü kuvvettir  Gazeteci kamu adına denetim görevi yapar..Gazeteci sorgulayıcıdır her şeyi sorgular.!

 

Gazeteci, elinde kamu gücünü  bulunduranların borazanı değildir.!

Gazeteci, gücünü belediyelerden değil, okuyucusundan ve özgürlüğünden alır.!

 

Gazetecinin görevi, yapılan “yolsuzlukları usulsüzlükleri” ortaya çıkarmak, kamunun ve halkın malının peş keş çekilmesine müsaade etmemektir.!

 

Gazeteci tarafsızdır. Bir gazeteci devletin gücünü elinde bulunduranları denetlemesi gerekirken, onların yanlışlarını düzeltme yoluna girmesi,  onları aklamaya yönelik bir davranış içine girmesi birilerinin “maraba”lığını “kalemşör” lüğünü yapması “gazetecilik” olarak tarif edilebilir mi.?

 

Son bir not: Özellikle belediye başkanlarına sesleniyorum. Kendinize güvenerek, hak hukuk yetim hakkı vb söylemlerle bu görevlere talip oldunuz. Bu söylemlerinizin arkasında duruyorsanız, kendinize güveniyorsanız lütfen bu tür “kopyala yapıştır” bayramdan bayrama” cılara, “ilan olursa çıkıyorum” culara, “tetikçilere” “ihalecilere” taviz vermeyiniz..

 

Vermeyiniz ki, toplumun özlediği  “gazeteciliği” rayına oturtalım.

Eğer bunu yapmaz “hepsi bizim denetimimiz altında olsun” derseniz, tamamı belediyenin sesi olur. Bu durumda da kimse olumsuz bir şey yazamaz. Yazarsa ilanları kesilir. Yazsın bakalım nasıl yazacak..! İşte bu durumda “varlığım belediyelere armağan olsun” sözü cuk diye oturur. Böylece belediyeler eliyle “özgür ve bağımsız basının ruhuna el faaatihaa”