Kartal İlk Haber Gazetesi sahibi ve Sorumlu Yazı İşler Müdürü Arslan Ariç, Kartal’da meydana gelen bir olayı takip ederken, polisin müdahalesi ile karşı karşıya kaldı.

Ariç’e Gazetecilik dersi de veren polis, “Bütün bildiklerini sana yanlış öğretmişler, polis sana git dediği zaman gitmekle yükümlüsün, ona göre kartını adam gibi taşı” diyerek hakarete varan sözler sarf etti.

 

">"HABERİN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

Arslan Ariç, yaşanan olayla ilgili şunları söyledi “ Önceki gün Kartal sahil meydanda gazeteci arkadaşımla dolaşırken, bir olayla karşılaştık. Çay bahçelerinin karşısında bulunan alanda bir genç, kendini bir ağaca zincirle bağlamış elinde bulunan kesici bir aleti boğazına dayamış bağırarak bir şeyler söylüyor ve kimsenin yaklaşmasına izin vermiyordu. Bir resmi polis kendisini ikna etmeye çalışıyordu. İkna olmayan genç çevresindekilere yaşadığı mağduriyeti anlatıyordu.

Ben, polisin görevine engel olmamak ve dikkatini dağıtmamak için yanımda ki gazeteci arkadaşımla oldukça uzaktan vatandaşların da gerisinden olayı görüntülemeye başladım.

İŞSİZ GENÇ “BENİ ÇILDIRTTILAR”

Genç, çevresindekilere bağırarak şunları söylüyordu “ Beni çıldırttılar, krize soktular. Ben üç sene mi verdim memur oldum Ankara Vergi Daire Başkanlığı’na atandım.

Bana dediler ki uyuşturucu kullanmadığına dair sağlık raporu getir. Gittim Amatem’den eşimle beraber 1,5 ayda sağlık raporu aldım. 11 doktor imzalı raporuyla gittim bunu Ankara’daki Daire Başkanlığına teslim ettim. 20 milyar param gitti, varımı yoğumu harcadım. Bana ne dedi biliyor musun? Bekleyeceksin. Üç senedir bekliyorum. Ha bu gün ha yarın diye yirmi milyar param gitti”

Genç, daha sonra orada kendisini izleyen kadınlara şöyle seslendi “benim annem İzmir’in sayılı zenginlerinden, 13 tane kuaförü 8 tane de (anlaşılmıyor) bir şeyi var. Ama ben paraya kendimi satmıyorum. Ben devletimden bana sözü verdiği sözü tutmasını istiyorum” diye bağırıyordu.

POLİS’TEN GAZETECİYE “İŞİNİ YAPMA UZAKLAŞ BURDAN”

Bir süre sonra resmi polisler, olay mahallini güvenlik şeridiyle çevirdi. Daha sonra olay mahalline sivil polisler geldi. Çevrede bulunan vatandaşları uzaklaştırıldı. Olay yerinden bir hayli uzaklaştırıldık. Daha da uzağa gitmemiz isteyen sivil memura basın olduğumu söyledim. Kendisi de kibar bir şekilde beni engellemediğini, kendilerine yardımcı olmamı söyledi. Bende kibar bir şekilde kendilerini zaten engellemediğimi ancak görevimi de yapmam gerektiğini söyledim gitti.

O sırada uzun boylu bıyıklı sivil bir memur bana doğru gelerek tepeden bakan bir üslupla “Var mı basın kartın masın kartın” dedi.  Var mı kameran mameran? Var olmaz mı dedim. “Hani nerde” dedi. Cüzdanımdan sarı basın kartımı kendisine uzattım. Kameram da elimde açık dedim. Basın kartına baktıktan sonra bu sefer de “tamam burada olma abicim, boşalt burayı” dedi. “Basın kartı istediniz bende gösterdim, o zaman niye kart sordunuz, ben sizi engellemiyorum işimi yapıyorum dedim”  “işini yapma uzaklaş buradan” diğer bir memurda gözdağı vererek ‘uzaklaş buradan bir daha uyarmayacağım” diyerek işimi yapmamı engelledi.

“POLİS SANA GİT DEDİĞİ ZAMAN GİTMEKLE YÜKÜMLÜSÜN”

Bu seferde başka bir sivil memur bana uzaktan “sen park bahçelerde mi çalışıyorsun” diye bağırdı ben de ironi yaparak evet dedim. Yanıma geldi çıkar park bahçeler kartını dedi. Bende “ne park bahçesi ben gazeteciyim” dedim. “çıkar basın kartını” dedi. Çıkarıp ona da gösterdim. Bana “Basın Kartı sahibisin polisin sana çık dediğini daha öğretmediler mi” dedi. Ben 30 yıllık gazeteciyim, emniyet şeridinin dışındayım engellemiyorum”  dedim. Polis bana  “Sana bütün bildiklerini yanlış öğretmişler, polis sana git dediği zaman gitmekle yükümlüsün, ona göre kartını adam gibi taşı” diyerek hakaret etti. Bende kendisini saygısızlık yapmaması konusunda uyardım.

Daha sonra, polisler genci ikna ederek, her hangi bir olumsuzluk yaşanmadan olay yerinde bulunan ambulansla hastaneye götürdü.

 Not:“Polis gazeteciye görevini yapması için kolaylık göstermesi gerekirken, görevini engellemesi kabul edilemez. Bu konuda mahkemelerce verilmiş kararlarda bulunmaktadır. Bu olay güç zehirlenmesiyle haktan hukuktan ve adaletten ne kadar uzaklaştığımızın da bir göstergesidir. O nedenle, gazete olarak sorumlular hakkında gerekli başvurular yapılacaktır..”