Beylikdüzü Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Kültür Merkezi’nin açılışına Siyaset ve Sanat dünyasından onlarca kişi katıldı. Sanat Merkezinin tanıtımını yapan belediye başkanı  Ekrem İmamoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nin 750 kişilik sahnesi, bin kişilik çok amaçlı salonu, sergi ve sinema salonları, İstanbul’un en büyük belediye kütüphanesi olan Yaşar Kemal Kütüphanesi’yle fonksiyonel ve donanımlı bir kültür merkezi olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin kültür olduğunu söyleyen Zülfü Livaneli ise “Atatürk’ün ismiyle taçlanan bu kültür merkezi, umarım büyük sanatçılar yetiştirir.” dedi. CHP Grup Sözcüsü Faik Öztrak da Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nin Beylikdüzü’ne ve İstanbul’a hayırlı olmasını diledi. Kültür Merkezi’nin açılış kurdelesinin ve pastasının kesiminden sonra, Başkan İmamoğlu protokol üyeleri ve vatandaşlarla birlikte kültür merkezinin tüm birimlerini gezdi.

Köy Enstitüleri Belgeseli İzletildi

Yapılan tadilat sonrasında modern, fonksiyonel ve estetik bir yapıya kavuşan BAKSM, açılış töreninin hemen ardından iki önemli etkinliğe, ‘Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri’ konulu söyleşiye ve Cumhuriyet devrimlerinin eğitim alanındaki en önemli uygulamalarından Köy Enstitüleri’ni beyaz perdeye taşıyan ‘Yücel’in Çiçekleri’ belgesel filminin galasına ev sahipliği yaptı. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş ile Batı İstanbul Vakfı Genel Yayın Yönetmeni ve Yücel’in Çiçekleri filminin yönetmeni Cengiz Özkarabekir’in konuşmacı olarak katıldığı ‘Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri’ konulu söyleşinin moderatörlüğünü gazeteci Nebil Özgentürk yaptı. Söyleşide, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un yaşam hikayelerinden anektotları dinleyicilerle paylaşarak Köy Enstitülerinin felsefesine, eğitim sistemine dair bilgiler aktaran Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş, “Köy Enstitüleri laik, demokratik, bilimsel, karma eğitimin uygulandığı; yaparak, yaşayarak öğrenmeyi merkeze alan, nitelikli ve özgün eğitim kurumlarıydı. Köy Enstitüleri adeta bir eğitim cennetiydi. Ülkemizin eğitim politikasına yön verenlerin ve tüm eğitimcilerin güncel görevi, ‘Okullarımızı tekrar eğitim cenneti haline nasıl getiririz?’ olmalıdır.” dedi.