Kumpas mağduru Turhan Çömez, SÖZCÜ'ye konuştu. İngiltere’ye yerleşen Dr. Çömez, “Yurtseverlere kumpas kuranlar hesap verince Türkiye’ye döneceğim” dedi. Beyin göçü için umutsuz konuştu: “Geri döneceklerini sanmıyorum.” Gerekçesini ise “Buralarda iltimas yok, adam kayırma yok, siyasi baskı yok” diye açıkladı.

 – Şu anda, sizinle yılların emeği sonucu açtığınız MediWell Klinik binasında konuşuyoruz… 10 sene önce bunu hayal edebilir miydiniz?
Aklımdan bile geçemezdi. Balıkesir'de çiftçi bir ailenin imam hatip mezunu oğlu olarak bu yaşam çizgisini düşünemezdim bile… O yıllarda imam hatipten çıkıp Tıp Fakültesi'ni kazanmak büyük olaydı zaten.

– AKP'nin kuruluşunda bizzat vardınız, Erdoğan'ın çok yakını olduğunuz biliniyor, hatta doktoru olduğunuz…
Hepsi doğru. Hatta dönemin FETÖ gazetesi Taraf, benim kendisinin akciğerlerini dinlerken fotoğrafımı basıp altına da şu manşeti atmıştı : “Ergenekon, Erdoğan'ın ciğerlerini dinliyor!”
– O yıllar şüphesiz Türkiye'nin karanlık yılları. Elbet bir gün gerçekler yazılacak…
Ben o gün kendisini uyarmıştım. Biliyorsunuz, size anlattım, Erdoğan'a bir mektup yazıp, “Bugün devletin en derin kodlarını ve güç merkezlerini eline geçirmiş alçak bir şebeke masum insanlara zulmediyor. Siz buna seyirci kalıyor ve belki de memnun oluyorsunuz. Ama şunu unutmayın, bir gün gelecek bu çete size de musallat olacak ve bugün onları koruduğunuz için pişman olacaksınız” uyarısında bulundum. Bu mektup hâlâ kendisinde.

– 15 Temmuz gecesini yaşadı Türkiye…
Evet, maalesef. Bir zalim çete, FETÖ terörüyle ülkeyi felaketin eşiğine getirdi. Ben o gece Erdoğan'ın ailesini aradım ve üzüntülerimi dile getirdim. Kendisi için de dua ettim. Çünkü; yapılan haksızlık bana ve yurt severlere idi. Kendi adıma yapılmış tüm haksızlıkları unutabilir ya da bağışlayabilirim. Ama 15 Temmuz bir kalkışma, alçak bir saldırıydı. Kurgulayıcısı, mimarı dışarıda, maşaları ise içeride, aramızda. Bu noktada kişisel düşünmek büyük sığlık olurdu. Evet, Sayın Erdoğan'ı pek çok yönüyle eleştirebilirim. Evet, Ergenekon kumpasları sürecinde çok kötü bir sınav vermiştir. Ancak söz konusu ülkeme saldırı ise, burada benim duruşum çok nettir.

– Son dönemde Türkiye çok sayıda insanını kaybetti, vatandaşlarımız çalışmak ya da yaşamak için göç ettiler…
Batıya ilk göç dalgası 1960'larda Almanya için yaşandı, neredeyse tamamı işçilerimizdi.1980'de ikinci dalga yaşandı, ağırlıklı olarak siyasi kimliği olan insanlarımızdı. Şimdi gelenler ise eğitimli, sermaye sahibi, fakat Türkiye'de kendini umutsuz hisseden bir kesim. Hepsi de  “Çocuklarımızın geleceğinden endişe ediyoruz” diyor. Göçle insan kaybediyoruz, bu sosyal sermaye kaybıdır.

GEREKİRSE ACI ÇEKERİM

– Erdoğan, gidenlere “geri dönün” dedi.
Kimsenin geri döneceğini sanmıyorum. Var mı dönen, yok. Ekonomik olarak daha iyi koşullarda çalışıyorlar, hepsinden önemlisi güvende ve huzurlular. İltimas yok, adam kayırma yok, siyasi baskı yok. Sadece bilim var, emek var, üretmek var…

– Siz neden dönmüyorsunuz?
Günü geldiğinde döneceğim. Yurtsever insanlara kumpas kuran terör örgütünün elebaşları ve uzantıları yargı önünde hesap verdikten sonra döneceğim. En büyük arzum da Anadolu'nun ücra hastanelerinde, üniversitelerinde çalışmak, ameliyatlar yapmak, gençlerin geleceğine ışık tutmak.

– FETÖ'den on binlerce kişi cezaevinde, hesap verilmiş olmadı mı?
FETÖ bu kurgunun sadece bir ayağı. Ona yol veren, önünü açan, teşvik eden siyaset ayağı da var. Sıra ona da gelecek.
– Hakkınızdaki davalar ne aşamada?
Hakkımda açılmış dava ya da davalar yok. Yurtseverleri tasfiye etmek için kurgulanmış ve Yargıtay'dan dönmüş bir kumpas var. Bu kumpasın mimarını herkes biliyor. Uygulayıcıları da terör örgütü üyesi olmaktan aranıyorlar. Buna dava mı diyorsunuz?

– Razı olsaydınız, kalsaydınız belki de başkan yardımcılarından biriydiniz…
İnanmadığım, doğru bulmadığım bir şeye rıza gösterip bir yerlere gelmektense, doğrularımın peşinden koşup, gerekirse acı çekmeyi tercih ederim. Uçurtmayı uçuran rüzgara boyun eğmesi değil, ona direnmesidir. Dilerim siyasetin büyüsüne kapılıp  kendinden geçenler, benim bugün başımı yastığa koyduğumda yaşadığım huzurun anlamını ve değerini bir gün bilebilirler.

SABRETTİ, ÇOK ZOR YILLARDAN ÖDÜLLÜ GÜNLERE ULAŞTI
Turhan Çömez, Erdoğan'ın uzun yıllar yol arkadaşlığını yaptı; danışmanı, özel kalem müdürü oldu. AKP'den milletvekili seçildi. Farklıydı… Mağdurların sesi oldu. Yolsuzlukları eleştirmekten kaçınmadı. Meclis onu Nobel Barış Ödülü'ne aday bile gösterdi. Ne olduysa ‘çok konuştuğu' için oldu. Çömez bizzat kendi kararıyla AKP'den ayrıldı ve 8 Haziran 2008'de dil öğrenmek üzere İngiltere'ye gitti. Londra'ya varışından bir süre sonra Ankara'daki evi basıldı, polis 6 yaşındaki oğlunun CD'sine kadar evde ne var ne yoksa götürdü. Bugün FETÖ'den içeride olan o dönemin savcıları, hakimleri, emniyet mensupları Çömez için ‘Ergenekoncu' dediler. 10 yılın sonunda derin izler bırakan bu süreç artık geride kaldı. Dr. Turhan Çömez şimdilerde Londra'da bir Türk hekimin yine Türk hekimlerle açtığı ilk kapsamlı sağlık kliniğinin heyecanını yaşıyor. Bugün o yılları, “Çok zor, çok acı günlerdi… Her sabah yeni bir saldırı dalgası ile güne başlıyordum. FETÖ'nün medyadaki infaz mangaları her gün iftiralarına bir yenisini ekliyorlardı. Şu Thames Nehri'nin dili olsa da konuşsa… Çok kez bu nehrin kenarında yüreğimi saran özlem ve acı dalgası ile sabahlamışımdır. Sabretmek, yaradana sığınmak ve Türk Milleti'nin ferasetine güvenmekten başka çarem yoktu” diye anlatıyor.

KLİNİĞİNDE TÜRK HEKİMLER ÇALIŞACAK
– Londra'da ilk Türk sağlık kliniğini açtınız. Çok heyecanlı olmalı…
Uzun yıllardır da bunun için çalışıyordum, İngiliz Sağlık Bakanlığı ile yüzlerce yazışma yaptım, bürokratik süreçler klasörlerce dosyada saklı… Ama pes etmem, vazgeçmem. İngiltere'deki Türkler İngiliz Sağlık Sistemi'nde çok güçlükler yaşıyorlar, tümü bir şekilde beni buluyordu. O dönemde buraya çok sayıda Türk hekim de göç etmek istiyordu. Bu proje böyle başladı.
– Yani klinikte Türk hekimler mi çalışacak?
Kliniğin her şeyi Türk!.Baştan sona yerli ve milli. Mobilyalar, duvarlara asılı tablolar, tıbbi ekipmanlar… 20 kadar stajyer Türk hekimi yıllar içinde yetiştirdim, burada lisanslarını almalarına, sınavları geçmelerine yardımcı oldum. Şimdi hepsiyle burada  beraber olacağız.
– İsmi de logosu da size ait sanırım MediWell Kliniğin…
Evet, yaşamı önceleyen bir sağlık hizmeti. İngiliz sağlık sistemi çok titiz fakat çok yavaş. Burada jinekoloji, pediatri (yani çocuk hastalıkları) immün sistem hastalıkları, şeker, kalp, tansiyon konusunda hizmet verebiliyoruz. Bir operasyon odamız da var. Bazı ameliyatları yapabileceğiz. Apandist gibi hızlı müdahale gerektiren durumlarda mesela…
– Genç bir Türk işadamından yatırım desteği aldınız bildiğim kadarıyla…
Evet, uzun yıllardır burada çalışan üreten biri, kendisi isterse ismini de açıklar, bu klinikte beraberiz. Bu aslında ilk adım, günün birinde hastanemizi de kuracağız inşallah.

 

THERESA MAY İLE MÜCADELE ETTİ HÜKÜMETİNDEN ÖDÜL ALACAK
– İngiltere'ye dil eğitimi için geldiğinizde hakkınızda açılmış soruşturmalardan nasıl haberiniz oldu?
Ankara'daki evimi bastılar, her eşyaya el koydular. Kısa bir süre sonra da Ergenekon'dan ömür boyu ağır hapisle yargılanmaya başladım. Zamanın kudretli FETÖ savcıları Fransa'ya kadar gidip hakkımda Interpol'den arama kararı çıkarmak istediler. İngiltere Hükümeti bile bu kumpaslara aldandı, bir gece yarısı burada cezaevine atıldım.
– O tarihte bugünün Başbakanı Theresa May İçişleri Bakanıydı değil mi?
Evet… Ona karşı mücadele verdim, sayısız davalar açtım. Ve tümünü kazanarak cezaevinden çıktım. O dönemde yaşadığım mahallede bana destek vermek için imza kampanyası başlattı ahali, BBC'ye haber oldu bu olaylar.

– Bugün de ironik bir biçimde Theresa May hükümetinden bir ödül alacaksınız, değil mi?
Doğru, Essex Medical Society her yıl başarılı hekimlere Parlamento'da ödül veriyor. Benim yaşadıklarım, kariyerim, buradaki hekimlik hikayem nedeniyle Lordlar Kamarası bu ödülü bana layık görmüş… 26 Ekim akşamı Parlamento'da düzenlenecek bir akşam yemeğinin ardından bu ödülü alacağım.
– Londra'da köprü kenarlarında simit çay… Özlediğiniz günlerden, bu ödüle…
Öyle gerçekten. Türkiye bununla gurur mu duymalı yoksa hüzün mü, bilemiyorum… İronik evet, ama çok anlamlı bir ödül benim için.