Bu gün Tuzla Devlet Hastanesi’nden bahsedeceğim. Ama ne hastane.! Dışı sizi yakar, içi gireni.!

Projesini kim yaptı, kim onayladı sorgulanması gerekir?

Nasıl bir proje, insan anlamakta zorlanıyor.!

İlgisiz anlamsız  faydasız boş alan bırakılmış, buna karşılık yaşamı kolaylaştırılacak, mekanlar alanlar inadına  daraltılmış.  Hastaneye giriyorsunuz,  geniş koridorlar, anlamsız büyük boşluklar alanlar bırakılmış, ama koridorda o devasa hastaneye uymayan yakışmayan, içine dört kişinin anca sığdığı küçüklükte üç tane asansör. Buda yetmezmiş gibi bir de geç geliyor. Millet kuyrukta bekliyor.!  

Annesi tekerlekli sandey’de asansör’ün önünde bekleyen bir kadın, yukarı çıkmak için sırada bakleyenlerden izin istiyor, çünkü kendisiyle birlikte bir kişi daha ancak asansöre sığabilir. Asansörler bu kadar hatalı ve yanlış yapılmış.! Ayrıca ben şahsen bu asansörlerin standartlara uygun olduğunu da düşünmüyorum.

Birinci katta işiniz var, asansör’e binmeyeyim merdivenden çıkayım diyorsunuz, gidiyorsunuz merdivenler de asansörden farksız, geniş geniş bırakılan boş alanlara karşılık merdivenler duvarlara yaslanmış ve oldukça dik, bir kat daha çıkması gerekenin vay haline.!

Peki hastanenin Başhekimi Dr. Selçuk Bozhalil’e ne demeli, yönetimine ne demeli.! Bu nasıl bir hastane, bu nasıl bir yönetim anlayışı anlaşılır gibi değil.!

Hastaneye girişte Başhekimlik tabelası yok, koridorda yok, başhekimlik odasına varıncaya kadar Başhekimlik tabelası yok. Başhekimliği mikroskopla aramak gerekiyor.

Hastanenin kapısından giriyorsunuz karşınızda bir banko içinde birkaç tane bayan eleman. Banko’ya yanaşıp soruyorum, ‘başhekimlik nerede” görevli “sol’dan gidin” sola dönüp yürüyorsunuz işaret yok tabela yok yazı yok. Sol’a başka giriş var, sağ’a başka giriş var. Sağa mı dönsem sola mı dönsem diyorsunuz. Doğru yürüyüp bir kapı geçiyorsunuz, yine bir işaret tabela yok, yine birine soruyorsunuz, ‘doğru devam edin sağda ki kapı’ Gidiyorsun kapısında küçücük bir yazı.! Gülermisin ağlarmısın.

Bunu eleştirmek bile insana zul geliyor. Ya arkadaş, banko’da ki eleman bana sağa dön dediğinde, Sağ’da niye bir Başhekimlik tabelası olmaz. Hadi orada yok ikinci kapıyı geçtik, O koridorun girişine “Başhekimlik” tabelası koymak bu kadar mı zor. Hasta ve hasta yakını Başhekimlik makamını bulmakta bu kadar zorlanıyorsa, bilmem hangi birimi nasıl bulacak?

Tuvalet mi, o nu sakın sormayın… Hastanenin alt katındayız, hasta yakını tuvalete gitmek istedi, tarif ettiler yarım saat sonra aynen geri geldi. Bulamamış vazgeçti.

Doktorunuz sizi bir birime tahlil ve ya kontrol için gönderiyor. Bulabilene aşk olsun. Gideceğiniz birimin nerede olduğunu tabelada bulamıyorsunuz, sora sora akşamı ediyorsunuz..

Çalışanlara bakıyorsun, gayet larç, insanlarla güleryüzle ilgilenerek anlatarak cevap vermek yerine, sıradan ve ilgisiz tavırlarla, “sağa dön, soldan devam et, ileride gibi cevap vermeleri, sanki hepsi torpille gelmiş, hepsinin arkasında birileri var, nasıl olsa bana kimse bir şey yapamaz, gibi bir görüntü sergilemeleri rahatsız edici bir durum. Bir şey soracaksın, kendi aralarında özel konularını konuşuyorlar, bekliyorsun olmuyor, araya girip soruyorsun, yüzüne bile bakmadan bir şeyler söyleyip başından savıyor.

Acil servis te de durum farklı değil, hafta sonu WC lerde temizlik yapılmıyor, el sabunu peçete yok.

Acil enjeksiyon adasında bir görevli, uzun kuyruklar oluşuyor. Hasta iğne olacak saatlerce ayakta sıra bekliyor.