arslan.aric @ gmail.com

CHP İlçe Kongreleri, tamamlanmak üzere, daha sonra İstanbul İl Kongresi sonrada Kurultay yapılacak.

Görüldüğü kadarıyla kongrelerde değişen bir şey yok. Bilindik CHP kongreleri.! “Güç” ve “Ben”  müdahalesi’nin yarattığı ayrışma, ötekileştirme, çekilme, samimiyetsizlik, hepsi vardı.

Maalesef kongrelerde, üyelere ve delegeye ‘seçme hakkı’ tanınmadı, iradelerine müdahale edildi, özgür iradeleriyle ilçe başkanını seçemediler. O nedenle delege iyi olanı, liyakat sahibi olanı seçemedi, güç” ve “gücün karşısında olanlar” olarak ayrıldı.

Genelde tüm konuşmacılar “ben yok, biz” dedi, ama kimse o “Biz” i göremedi. Çünkü “Biz” diye bir şey hiç olmadı. Her kes kendine bir “Biz” yaratmış gidiyordu. Aslında yaşananlardan söylenen o “Biz”in ne kadar anlamsız ve içi boş olduğu da görülüyordu.

Aslında o “biz” dedikleri örtülü “Ben”dir.

Delege oyunu ondan yana kullanırsa “Biz” olur, kullanmazsa “öteki” olur.

Öteki olunca da, o onun adamı bu diğerinin adamı derken ayrışma kutuplaşma, kırılmalar başlar. Nitekim yaşananlarda çıkarılan sonuç budur.

Her dönemde İlçe Kongrelerine yukarıdan müdahale olmuştur, bu seçimlerde de olmuştur. Hal böyle olunca da ayrışma kutuplaşma kaçınılmaz oluyor. Ve bu kutuplaşma belediye’ye ve partiye zarar verecek duruma kadar geliyor.

Geçmişte bunun örneklerini çok görüldü. Ama maalesef  Genel Başkan Kılıçdroğlu’nun kesin talimatına rağmen bunlar oluyor.

Aslında basit bir tüzük değişikliği ile bu sorun kısmen olsun giderilebilir. Bunun çözümü de “Çarşaf Liste” den geçer. Delege gider istediği ilçe başkanını ve yönetimini belirler. Ama nedense bu yapılmıyor.

**                                                     **                                        **

Kartal kongresi’nde de benzer durumlar yaşandı. Kimi siyasetçiler siyasi yaşamında her fırsatta önüne çıkacak hatalara imza attı. Kimi siyasetçiler daha siyasetin baharında olmaması gereken yanlışların içine düştü.

Siyaset uzun soluklu bir iştir. Bir yerlere talep açmak için bir şeylerin erken olduğunun bilincinde olmak lazım. Ama ne hikmetse bazı siyasetçiler emeklemeden koşmak istiyor. Koşarken de ayağı takılıp düşüyor ve kendine zarar veriyor.! Nitekim bu kongrede bazı adaylar yara aldı.

Bir aday çıktı, “mahalle de iki aday olarak kendi aramızda seçime girdik kim seçilirse o aday olsun seçilemeyen aday olmasın” dendiği halde yenildiğini, ama buna rağmen çıkap aday olduğunu itiraf etti.

Peki, bu davranış siyasette güvensizlik doğurmadı mı? Doğurdu. Peki böyle bir siyasetçiye yarın kim nasıl güvenecek? CHP içinde büyümek, iyi siyasetçi olmak anlamına gelmez. Bu emeklemeden koşmaya benziyor..!

Bir diğer aday çıkıp sosyal medya hesabından “ Başka bir Belediye’nin görevlendirdiği kişilerin ittifak yapması şartıyla eşine ve kendisine her türlü makam mevki teklif ettiğini” yazıyor.

Kirli siyasette bunlar olmuşmudur olmuştur. Peki, İlçe Başkanlığı’na talep açan bir siyasetçinin bunları sosyal medya hesabından yazması ifşa etmesi doğru bir davranışmıdır? Bu davranış, adayın siyasi karnesine yazılmadı mı?

İşe emeklemeden koşmaya kalkılırsa olacağı budur.!

**                                                       **                                             **

Burada önceki İlçe Başkanı Muammer Çelebi’nin hakkını teslim etmek lazım. Bu ayrışmayı, kutuplaşmayı gördüğü için, partisine zarar vermemek adına aday olmadığını söyledi. Parti tabanından edindiğim izlenim, çok doğru tarafsız kimseyi ötekileştirmeden bir başkanlık yaptığı yönünde. Kimseden tersi bir tespit de duyadım.

Muammer Çelebi, bu davranışıyla siyasi kariyerine olumlu bir not düşmüş oldu. Konrede yaptığı veda konuşmasında, delegelerin ve partililerin ayakta alkışlaması da bunun bir göstergesi olduğnu düşünüyorum.

Peki bundan sonra ne olur bekleyip göreceğiz,

Hep söylüyoruz ya, ‘siyaset uzun soluklu bir iştir’

Biraz soluklanın…