ilkhabergazete @ gmail.com

Vatanın tam bağımsızlığı için yaşadığı son anına kadar mücadele eden ve bu vatanı bizlere emanet eden bağımsızlık (Tam bağımsız bir Türkiye) benim karakterimdir diyen, zaferden zafere koşan Mustafa Kemal Atatürk’ün vatanseverliğini tartışma konusu yapanların tam bağımsız Türkiye için gözünü kırpmadan kanının son damlasına kadar mücadele eden Deniz Gezmiş ve yüzlerce yoldaşını katleden vatan hainleri dün de vardı, bugün de varlar…

Saygıdeğer okurlarım, Atatürk önderliğinde silah arkadaşları atalarımızın Kurtuluş Savaşı’nda yazdıkları destanları, bize kazandırdıkları bu kutsal vatanı nasıl unutabiliriz.

Tarımı, hayvancılığı, sanayiyi güçlendiren hiçbir ülkenin başaramadığı savaştan yeni çıkmış yıkık dökük bir ülkede kısa zamanda büyük başarılar elde etti. Atatürke sorulan bir soruya “En büyük devrim iktisadi devrimdir” der Atatürk.

Soruyorum sizlere, bize emanet ettiği kaç tane eseri bugün ayaktadır, bunların varlığını sormak bu vatanı sevenlerin öncelikli görevi değil mi!? Bunları yaşatmak vatanını seven her Türkün görevi değil mi!..

Yaşadığı kısacık ömründe ülkeyi baştan başa yeniden inşa etmeye çalıştı, büyük başarılar sağladı. Soruyorum size, bıraktığı eserleri bir bir yok edilmiyor mu!?

Bugün tarımı, hayvancılığı bitiren, sanayiyi bitme noktasına getiren, var olanları da yandaşlarına yada yerli yabancı leş kargalarına peşkeş çeken, ülke topraklarını çoraklaştıran, başka ülkeden toprak kiralayan, ülkenin ekolojik dengesini, doğal yapısını bozan ne kadar vatan sevebilirler…

Bu vatanın gözbebeği olan özellikle Atatürk ilkelerine, çağdaş, demokratik donanımlı Türk Ordusu’nu tasfiye eden, kozmik odalarına girip en kutsal belgelerini deşifre edenler vatansever olabilirler mi…

Bu kutsal vatanı bilimden, sanattan, çağdaş düşünceden, uygarlıktan koparıp tarikatlara, cemaatlere, şeyhlere, müritlere, ortaçağ karanlığına mahkum edenler nasıl vatansever olabilirler…

İşçiyi, çiftçiyi, esnafı, memuru, emkliyi perişan eden, en doğal demokratik örgütlenme hak arayışlarını ellerinden alan, özgürlükleri askıya alan, baskı, zulüm ve kıyım politikaları uygulayan, toplumu kutuplaştıran, ayrıştıran, ötekileştiren… bir zihniyet vatansever olabilir mi…

Karada saraylar, havada saray, denizde saray, halkın vergileriyle saltanat sürdürenler vatanı severbilirler mi…

Halkın deyimiyle dünyada ayak basmadık ülke bırakmayan, ülkenin kasasından servet harcayan, hiçbir yerde dikiş tutturamayan, neredeyse her ülkeyle kavgalı olan, en yakın komşularımızın nefret ettiği bir ülkeye dönüştürenler bu vatanı sevebilir mi…

Emperyalist güçlerle aynı safta yer alan, onlarla işbirliği içinde olanlar vatanı sevebilir mi…

Vatanın tüm kurum ve kuruluşlarını kuşatıp tek adam diktasına teslim edip o kişinin inisiyatifine bırakmak ve vatanı enkaza dönüştürmek ihanetten başka bir açıklaması var mı. Binlerce örnekten bir kaçı, gerisini varın siz düşünün.

Vatan sevgisi tüm kurum ve kuruluşlarını korumak, geliştirmek, yaşatmak, ileriye taşımaktır.

Vatan sevgisi ülkenin bütünlüğünü halkın birliğine, bayrağına sahip çıkmaktır.

Vatanın en kutsal değerleri başta toprakları, sanayi kuruluşları, yaşamsal değerlerini peşkeş çekenler bir liralık işi yüz liraya yapanlara hesap sormaktır.

Vatan sevgisi halkın arasına kin ve nefret tohumları ekmek, halkı ayrıştırmak, kutuplaştırmak (taraf olmayan bertaraf olur vb), kurumlarda bırakın bir devrimci yöneticiyi, bir demokratik yöneticinin bırakılmadığı, bir avuç yandaş ve rantçısıyla zevk sefa içinde yaşayanlara bir demokrata çalışma hakkını çok görenlere hesap sormakla muktedir.

Bu vatanı korumak, kollamak, tüm değerlerine sahip çıkmak, yaşatmak her Türk vatandaşının namus borcudur.