ilkhabergazete @ gmail.com

Dünyevi olanı ve aklın sanatını sevmez. Kültürel ve düşünsel çeşitliğinin zenginliğine inanmaz. Şeriatçıdır, Tekçidir. Sanatla ilişkisi 15. Yüzyıla kadar oluşmuş osmanlı dönemi “güzel ve görsel sanatlarını” taklitten öte geçemezler. Günümüzde yetiştirdiği büyük sanatçıları da yoktur. Uleması çoktur. Var gibi görünen sanatçıların ve aydınlarının çoğu devşirmedir.

İslamcılık sanatın verdiği huzuru da sevmez. Aklın sorgulamasını, yaratıcılığını ve eleştirel düşünmesine saygı göstermez. 

Din dışı olanı sanattan saymazlar. Sanatı uhrevi olanla doldurmayı, dünyevi olana kapatmak sanıyorlar.

Sanatı uhrevi ve şeriat hükümlerine göre şekillendirmeyi hedeflediğinden, tıpkı ecdatlarının en uzun süreli (29 yıl) Şeyhülislamlığını yapan Ebussuud Efendileri gibi sanata karşı fetva verirler.

Unutmayalım Yunus Emre’nin ‘Cennet cennet dedikleri, bir ev ile birkaç huri / İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni’ gibi şiirleri bile şeriata ve dine aykırı bulunmuş ve Şeyhülislam Ebussuud tarafından “Bu şiirleri okuyanların öldürülmesi gerekir” diye fetvalar verilmiştir.

İnsanı tanrıda, tanrıyı insanda görüp, “Enelhak” dediği için Hallacı Mansur’un, önce kolları, bacakları kesilerek asılıp, sonra başı kesilmesini buyuran fetvayı Ebu Ömer vermedi mi?

GÜLMEYİ SEVMİYORLAR, BAĞIRIYORLAR

Gülmeyi, düşünmeyi sevmiyorlar.. Güldüreni ve düşündürenleri düşmanlaştırıyorlar. İnsanı mutlu edene bağırıyorlar.

Sanatın içine tükürüp, insana değer katan sanatçıları ve aydınları susturmak isterler.

Şimdi de hedeflerinde üç önemli insanı var. Metin Akpınar ve Müjdat Gezen ve Fatih Portakal. Bugüne kadar gülmeyi, düşünmeyi, demokrasiyi, huzuru ve hakikati anlattılar. Yasaklara, yasakçılara karşı çıktılar. Demokrasiyi anlattılar.

Cumhurbaşkanı bu kez, “Bunlar sanatçı müsfettesi. Bunun bedelini ödeyecekler. Şimdi yargıya git.” diyerek yargıya talimat veriyor. Bağımsız olmayan yargı adına İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen hakkında soruşturma başlatıyor.

Peki Yargı bağımsızlığı, ya hukukun üstünlüğü?

Anayasanın 138. Maddesi “hiç kimse yargıya emir ve talimat veremez” hükmünü hükümsüz kılan bu uygulamaya ne demeli?

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın sabahın erken saatlerinde polis marifetiyle savcılığa getirenler, kimin yargısını, hangi hukuku uyguluyor?

Gazetecilik suç sayılıyor. Fatih Portakal için soruşturma başlatılıyor. RTÜK boş durmuyor. Kendini yargı yerine koyup, Halk TV ve FOX TV’ye ceza veriyor. 

DÜŞÜNCE SUÇ DEĞİLİDİR

Ülkede düşünce özgürlüğü yok edildi. Düşünce ve ifade özgürlüğü, sizden farklı görüşlerin altında dışa vurma hakkıdır. Koruması gereken bu hakkı maalesef, yürütme ve yargı işbirliği ihlal ediyor.

İfade özgürlüğünü, gülmeyi ve düşünmeyi suç sayan iktidar ve yargı, bu iki insanı “ağlatmak” ve “korkutmak” ve “susturmak” istiyor. Ama bunu başarmaları da mümkün görünmüyor. 

Dün Aziz Nesin’i susturmak istediler. O sumadı meydan okudu!

Müjdat Gezen, iktidarın korkutma ve susturma kuşatmasına karşı, “Bunlardan korkan bunlar gibi olsun” diyor. Metin Akpınar ise “Bu sözler tamamen demokrasinin tarif. Söylediğim sözlerin arkasındayım. Silah zoruyla söylemedim” diyor.

Sanatçılar aslında her türlü baskı ve kuşatmaya karşı, “korkmuyoruz, susmayacağız ve biat etmeyeceğiz” diyorlar.

Çünkü halkın sanatçısı tarihsel görev ve sorumluluğu gereği aydınlatan düşünceden yana olmalıdır. Aydınlatırken, uyandıranların düşünce özgürlüğü ve eleştirme hakkı vardır. Sanatçı iktidar yalakası olmaz. İhale peşinde koşmaz. Halktan yana tutum alır.

Bir tost, bir kutu ayran ile adliye koridorlarını, saray sanatçılığına tercih ederler.

İnsanların düşüncelerinden, ifadelerinden, kimliklerinden ve sanatlarından dolayı yargılanmaması dileğiyle mutlu yıllar..

Aşk ile….